Bedri Çallı

Yine avuç açtırdık (1)

2006-01-18 17:22:17
Cumhuriyet tarihi boyunca, dünyada günden güne gelişmeler olmuş ve ülkemizde hedeflenen muasır medeniyet seviyesine kavuşma yarışında, önemli başarılar elde edildiğini inkar etmek mümkün değildir. Ancak ne yazık ki yine Cumhuriyet tarihi boyunca ülkede yaşanan gelişmeler, her zaman bir köşede unutulmuş ve ihmale uğramış Hakkari’ye yıllar sonra yansımıştır. Bu güzellikler ülke işsizlik oranını günden güne azaltmış ise de, bu hiçbir zaman ülke oranı nispetinde ilimize yansımamıştır. Fakirlik, mahrumiyet her zaman bu halkın değişmez yazgısı olmuş, devlet imkanlarından yararlanma, eğitim, sağlık, tarım, turizm ve daha bir çok alanda geri bırakılmışlık bu halkın değişmez kaderi olmuştur. Bütün bu sorunların yaşanması yetmiyormuş gibi 1994 yılında köylerimizin %60’ı boşaltılmış ve bu insanlar avuç açma ile karşı karşıya bırakılmıştır. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin köylerinde Hakkari’deki kadar olmasa bile, göçler olmuş ve bu gün göç eden bu kadar büyük bir nüfus artık yaşadığı sefaletten dolayı ülkenin diğer bölgelerindeki insanların rahatsız olmalarına neden olmuştur. Geçmişten bu yana, burada yaşayan aydınlar bu tür sorunlardan söz ettiğinde bölücü damgasını yemişlerdir. Oysa burada yaşananlar inkar edilemez gerçeklerdir. Gerçek olan bu eksiklerin düzeltilmesini, ülkede yaşayan her kesin eşit şartlarda yaşamasını, bölgeler ve iller arasındaki gelişmişlik uçurumunun ortadan kaldırılmasını isteyen bölücü değil, tam aksine birleştirici bir çaba içerisinde olandır. Sizin kendinize en fazla emin bildiğiniz kedinizi, aç bıraktığınızda onun bir kaplandan farkının kalmadığını göreceksiniz. Yazılarımda objektif bir bakış açısını kullanmaya özen gösteriyorum. Lütfen bu görüşleri kimse çelişki olarak görmesin. Çünkü bir insan belli bir noktaya kadar haklı, belli noktadan sonra haksız duruma düşebiliyor. Halkımız şu an bu durumdadır. Sırf bir noktaya kilitlenip ve o noktadan yola çıkarak eleştirmeğe, ön yargı veya peşin hüküm denilir. 12 yıl önce köylerin boşaltılması ile, şehirde yaşayanlara yardım eden insanların daha sonraları göç mağduru olmaları ve şehre adapta olmadan yani ilk gelişlerini hatırlıyorum ve yine aynı insanların bu günkü durumlarını kıyaslıyorum, çok farklı portreler ortaya çıkmaktadır. Her gün sofrasında onlarca insana ekmek veren aile reisleri, valilik tarafından oluşturulan aş evi yardımını onuruna yedirmediği için ret edenleri gördüm. “Vay be, hangi halden hangi hale düştüm” diyerek ağlayan yaşlı insanları gördüm. Köyünde mezarlığını özleyen ve köyünde ölmeyi arzulayanları gördüm. İyi ki o köy hayatından kurtuldum diyenleri de gördüm. Bu yaşananlar üzerine Tiyatro ve skeçler yaptım. Senaryolarını kendim yazdım. Şiirler yazdım. Yani onların acılarını her zaman kendi içimde his ettim. Köyünden gelirken durumu çok iyi olanlar veya halen gözleri açılmamış kendi köydaşlarını, Hakkari’nin o var olan Feodal yapısını kullanarak, oylarını birilerine peşkeş çekerek karşılığında kadro yada ihale alan açıkgözler şehirde yatırım yaptı, çocukları eğitim gördü. Artık onların geri dönüşü biraz zor. Ancak bunların sayıları da çok az. Diğer kesimin o acı yüzüne, geçen Aralık ayında yine şahit oldum. Almanya’da faaliyet gösteren Pro Homanitate isimli bir insani yardım kuruluşu ile yaptığım istişareden sonra onların adına 700 aileye gıda yardımı dağıttım. Bu dağıtımda yine çok farklı doygular yaşadım. 7000 yardıma muhtaç ailesi bulunan bir ilde, siz 700 aileye yardım dağıtıyorsanız, yaşayacağınız çok farklı doygular olacaktır. Çok fazla vicdan azabı çektim. 12 gün boyunca devam eden yardım dağıtımı süresince uykularım kaçtı. Her mahalleye belli sayıda kontenjan vererek Mahalle muhtarlarından liste istedik. Dul, yetim, engelli, asker, mahkum ve maddi sıkıntı çeken aileler şeklinde sıralama yapmaya çalıştık. 18.01.2006 Devamı, Yine avuç açtırdık (02) de bulacaksınız Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 1408 defa okunmuştur