Bedri Çallı

Yüksekova ve Barışa Ses Verin

13 Mart 2016 Pazar 09:36

Yanlış hatırlamıyorsam 1978 yılında Ali Asker Komutasında bir grup silahlı KYP (Talabani) üyesi güvenliğinde, çok sayıda öğrenci Hakkari merkez eski Çanaklı (Baz) köyü dağlarında KDP (Barzani) Peşmerge’leri tarafından çembere alındı ve imha edildiler.

Bu katliama Hakkari halkı olarak (%90’ı) Barzanileri destekledik ve bu katilliğe ortak olduk. Sonraki yıllarda 'Eyvah ne yaptık, nasıl kardeşlerimize kıydık' diye hayıflandık. Üstelik tamamı üniversite eğitimi için Suriye’ye geçmeye çalışan savunmasız öğrencilerdi.

Son 5 ay boyunca Sur, Cizre, Silopi, İdil ve Dargeçit’te sayıları henüz tam bilinmemekle birlikte 1.300 güvenlik mensubu, örgüt mensubu ve sivil vatandaşımızın öldürülmesinden söz ediliyor. Yaralanan ve sakat kalanların sayılarından hiç söz edilmiyor. İstisnasız bütün bunlar bu ülkenin çocuklarıydı. Hem de emekçi, köylü ve fakir fukaranın çocuklarıydı.

Birilerinin dramları televizyon ekranlarında verildiğinde vicdanı olan, Allah korkusu olan insanlar üzülüp isyan eder duruma geldi. Ama hepsinin dramları, hayalleri ve geride bıraktıkları kırık ve yaralı kalpleri işitmek ve öğrenmek imkânı olmadı. Zaten tarafsız ve özgür basın olsa Türk ve Kürt halkına gerçekleri gösterebilseydi, belki bilanço bu kadar ağır olmazdı.  

Ayrıca tarihimizi yansıtan tarihi eser ve kültür varlıkları, doğal varlıklar, her türlü canlı ve hayvan türleri, halkın evleri, işyerleri, eşyaları tahrip oldu.

Bizi yönetenlerin basiretsizliği ve hatta ülke olarak dünyanın gözünde Prestij kaybedildi.  Bu gün Suriye göçmenleri meselesi olmasaydı, bu hataların sonuçları daha net olarak göz önüne serilmiş olacaktı.

Ama şuna her kes şimdiden emin olsun ki uzun sürmeyecek, bu ülke dünyada dost kaybedip yalnız kalacak ve bunun ekonomik ve siyasi bedellerini hepimiz ödeyeceğiz.

Tüm ülke insanı olarak her hangi bir sıkıntıya girdiğimizde veya bir ülke ile savaş durumu ortaya çıktığında bizi yönetenler Kürt ve Türk halkının kardeşliğinden söz ettiğinde, karşılık bulmayacaktır.

Evet geçen 5 ay, harabeye çevrilen 5 ilçe, kaybedilen canlar, heba olan milli servet, tahrip edilen tarihi eser, her türlü canlı ve doğal varlıkların tahribatı ve yok oluşu ne yazık ki birilerine hiç ders olmamıştır. 5 ayda yapılan hataların 10 yılda telafi mümkün olmayacak.

Bugün Yüksekova, Şırnak ve Nusaybin’de büyük bir katliam hazırlığı mevcuttur. Yani sustukça sıra sana gelecek misali. Tüm ülke ve bölge sivil toplum örgütleri, siyasi partileri ve tüm halklar bu savaşa karşı seslerini yükseltmelidir.

Bu savaşı durdurma ve barış sürecine döndürme görevi sadece Kürt ve Bölge halkının çabalarına bırakmamak gerek.

Bugün bu savaşta kimlerin hayatları son bulacağı bilinmez. 'Giden her can bizimdir' şiarıyla Türk ve Kürt halkları olarak hep birlikte ses çıkarmalı.

Gerek devlet güçleri ve gerekse örgüt mensupları;  hem sizlerin hayatları, hem vatandaşlarımızın hayatları ve malları kaybını istemiyoruz. İlle ki müzakere ile bir çözümü vardır.

Yüksekova kaymakamlığına  atanan sevgili dostum Altuğ ÇAĞLAR’ın atandığını duymak beni çok memnun etti. Benim tanıdığım ve bildiğim Altuğ ÇAĞLAR eğer bu çarkın içerisinde değişmemişse yaşanması muhtemel katliamın önlenmesi için bir şeyler yapar diye düşünüyorum. Tabi kendisini de aşan bir durum yoksa. Görevinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Evet yukarıda girişte sözünü ettiğim Barzani ve Talabani güçlerinin bundan 38 yıl önceilimizde yaşanan ve benimde çok yakından takip ettiğim durumdan dolayı büyük bir pişmanlık duyulmaktadır.

Şimdi ise Türk devleti ve kendi öz halkı Kürt halkının yaşadıkları sanki tarih tekerrür ediyor gibi. Bir gün gelecek, bugün barışın sağlanması için inisiyatif üstlenmesi gerekenler bunu yapmadıkları için pişmanlık doyacaklar. Ama giden canlar ve kayıplar geri getirilmeyecektir. Bu aşamada pişmanlığın da bir anlamı kalmayacaktır. Tıpkı 1978’deki olay gibi. 

Bu yazı toplam 13343 defa okunmuştur