Bedri Çallı

Hakkari İdam Sehpasında

30 Ağustos 2016 Salı 11:45

Sekiz ay boyunca Hakkâri halkı ile alay ediliyor. İdam sehpasına çıkarılıp, tekrar indiriliyor. Bu davranış ile on binlerce insanı umutsuzluğa, gelecek kaygısına, ekonomik sıkıntılara, işsizliğe, fakirliğe sürüklemeye kimin hakkı var?

Üzüldüğüm şey ise, yeri geldiğinde aynı insan demokrat, adaletli ve iyi bir Müslüman görüntüsü verebiliyor. Yine aynı insan bulunduğu mevkii ve makamı kendi hırsı, ihtirası ve siyasi çıkarları için kullanarak hak ve hukuku tanımayabiliyor.

İşte tam bu çerçevede Hakkâri, Çukurca ve köylerinde yaşayan tam yüz bin insan, bu geçen sekiz ay boyunca idam sehpasında infaz emrini bekliyor. Bu durumda bu halk ya ipten alınma veya idam edilme gibi bir sonuç ile karşı karşıyadır. İnsanları bu ikilemde bırakmaya kimin hakkı var.

Bu arada geçtiğimiz yüzyılda idam edilen Kürtler aklıma geliyor. Bu devlet, bu insanları darağacında sallandırarak ne kazandı. Koskoca bir hiçten başka. Hiçbir kazancı olmadığı gibi, ekilen nefret tohumları bugün biçiliyor. Üzücü olanı ise bundan ders çıkarılmamış olmasıdır.

İddia ediyorum. Hakkâri hiçbir zaman ilçe olmayacak. Son günlerde her ne kadar Hakkâri’nin ilçe yapılacağı söylentileri var ise de, TBMM'de içinde bulunduğumuz ay içerisinde 4 partinin kendi öz iradeleri ile bir araya gelerek mutabık kaldıkları Hakkâri ve Şırnak’ın il statülerinin korunacağı kararının değişmeyeceğini düşünüyorum. İlçeye dönüştürülmesi ne kesinlikle ihtimal vermiyorum.

Neden böyle düşündüğüme gelince; güçlü ve demokrat ülkeler verdikleri sözleri tutmak durumunda olmalı. Ki eğer böyle ise, sonuç bu olmalı. Devletin sözlerini tutmasını engellemek o ülkeye itibarsızlık ve güven açısından yapılan en büyük haksızlık olarak kabul ediyorum. Çok daha ağır bir ifade ile tükürdüğünü yalama ile eş değerdir. Bu nedenle ihtimal vermiyorum.

Yine neden böyle düşündüğüme gelince; bugün Hakkari’deki STK temsilcileri, meslek örgütleri ve siyasi partilerin başında bulunan genç, dinamik ve hırslı yöneticilerin olması umut veriyor. Bunlarla birlikte birikimli siyasi ve tecrübeli şahsiyetlerin bu yöneticilerimize olan destekleri yine bizi umutlandırıyor.

Ayrıca yapılan organizelerin maddi yönünü hiçbir sıkıntıya mahal vermeyip maddi destek sunan iş adamı, serbest meslek sahibi, tüccar ve esnafımızın katkıları çok yücedir. Yine aynı şekilde Hakkâri halkı yaşlısı, genci, kadını, erkeği ve geleceğimiz olan çocuklarımızın katkıları bizlere cesaret vermektedir. İşte bu nedenledir ki ben çok umutluyum.

Hakkâri halkının ve gönül dostlarının bu olumsuzluğu engellemek adına yaptıkları her türlü girişim ve çabaya rağmen, şayet Hakkâri ilçeye dönüştürülürse bile, ben yine de umutsuz olmayacağım. Hakkâri halkının politikliği, kararlılığı ve özverisine güvenerek iddia ediyorum ki çok sürmeden Hakkâri halkı bu haksızlığı yenecek ve yeniden haklılığını dosta düşmana gösterecektir.

Üzüldüğüm diğer iki nedenden birincisi Yüksekova halkının küçük bir kısmının Hakkâri’yi kendilerine rakip olarak görmeleridir. Daha önceki yazılarımda söz ettiğim gibi kendi ilçelerinin vilayet olmalarına sevinmek onların en doğal hakkıdır. Ancak Hakkâri’yi yoksullaştırıp ekmeğe muhtaç etmeden bu kazanımın başka bir yolu yok mudur?

Hakkâri coğrafyasında iki ayrı il çıkması hem doğal, hem halkımız için yararlı ve hem de mümkün iken neden Hakkâri halkının ekmeği ağzından alınıyor. Şayet böyle bir şey olursa bu ekmek birilerinin boğazında düğümlenir. Cumhuriyet tarihi boyunca ilçelerin il statüsüne kavuşturulması yaşanmış, ancak hiçbir il ilçeye dönüştürülmemiştir. Yani her türlü haksızlığı göze alarak ecdadınızın verdiği hakkı siz geri alamazsınız.

İkinci bir neden ise Hakkâri’ye hizmet ettiğini zan eden felaket tellallarıdır. Ne yazık ki bunların bir kısmı ise öz Hakkârilidir. Bunlar halkı umutsuzluğa ve çaresizliğe teşvik ediyorlar. Yine ne yazık ki bunu yaparken Hakkâri’ye hizmet ettiğini sanarlar. Ayrıca bir yerlere gelme adına bu problemimizi merdiven olarak kullananların varlığı da üzücüdür.

Beni umutlandıran bir neden ise, gerek hükümet içerisinde ve gerek muhalefet partiler içerisinde bu projenin doğruluğuna inananların çok az olduğudur. Hakkari halkının haksız yere mağdur edilmesine, Hakkari’nin tarihi, kültürel, şan ve şerefli bir geçmişe sahip olması ve bunun korunmasına inananların sayısı çok fazladır.

Biz Hakkari halkı olarak ecdadımızın bize bıraktığı mirası çocuklarımıza aktarmaya kararlıyız. Sümbül dağını, berçelan yaylasını, Zap suyunu, cehennem vadisi, buzullarını, dağ keçisini, kekliğini, nergis, süsün, beybun ve ters lalesini bırakıp hiçbir yere gitmiyoruz. Burada belki sefil yaşayabiliriz, ama mücadeleyi kazanana dek sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Keloğlan'ın dediği gibi 'GURURLANMA SULTANIM …SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR…' diyoruz. Gün gelir devran döner.

Son sözüm şu ki; KİŞİLİKSİZ BİR HAKKARİ İLİNDE YAŞAMAKTANSA… ONURLU BİR HAKKARİ İLÇESİNDE YAŞAMAĞI YEĞLERİM. Ancak buranın gerçek adı Hakkari yada Cölemerk’tir. Türkçeleştirilmiş Çölemerik ismini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bu nedenle hakkımız olan mücadelemizi sürdürürken Sümbül Dağı gibi dik duruşumuzu kuruyacak ve halaylarımızı soldan çekmeğe devam edeceğiz. Oyumuzu da vicdanımızın sesini dinleyerek kullanacağız.

Hakkari ildir, il kalacak..

Bu yazı toplam 6415 defa okunmuştur
BENCE AĞLAMAYIN
 // erhandemir
Bedri bey, çok duygusal ve yalvaran bir yazıyı kaleme almışsın. idam ile hakkari nin ilçe statüsüne düşürülmesi arasındaki lişkiyi de anlamadık doğrusu. bence biraz dik durun. dikleniyorsunuz ama dik durmasını bilmiyorsunuz. yüksekovanın yakasını da bırakın. yıllardır hakkariye çeşitli sınavlara geşen yüksekova halkını sömürdünüz. artık bizi rahat bırakın...
30 Ağustos 2016 Salı 23:30