Bedri Çallı

Bugün 31 Aralık 2016

16 Nisan 2016 Cumartesi 12:40

Bu yazıyı 16 Nisan 2016 tarihinde okuduğunuzda benim, yazı başlığını yanlış yazdığımı düşüneceksiniz. Ancak her hangi bir yanlışlık yok, yani bugünden o gün yaşanacakları kendimce tasarlayıp siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim.

Bunu yapmamdaki neden ise, bugün büyük bir karamsarlık, korku ve endişe yaşayan halkımıza umutsuz olmadığımı ve bu zulmün ve zalimlerin bir sonu olacağını hatırlatmaktır. Çünkü hayat insanlara çok şey öğretiyor.

Hatırlayanlarınız veya okuyanlarınız çok iyi biliyorlar ki 1979 yılına kadar İran Şahı Muhammet Rıza Pehlevi, 38 yıl boyunca güçlü bir lider olarak ülkesini yönetti ve ardından ülkesini terk edip Mısır’a kaçtığında İran’da büyük kutlamalar olmuştu.

Yine yakın tarihimizde görünürde halkının %90’larda desteği olan, güçlü lider Saddam Hüseyin’in akıbetine tüm dünya şahit oldu. Hayatları pahasına onu koruyan dünyanın sayılı eğitimli Cumhuriyet muhafızları da kurtaramadı. Sonunu da görmek tüm insanlığa nasip oldu. Heykelleri yıktırıldı.

Kaderin cilvesi buna denir ki, belki hiç kimsenin tasavvur edemediği bir olay yaşandı. Bu olay yıllarca Saddam Hüseyin ile savaşan bir Kürt lider Celal Talabani Irak devletine Cumhurbaşkanı oldu.

Örneklerini Adolf Hitler, Muammer Kaddafi, Hüsnü Mübarek, Ali Abdullah Salih, Zeynel Abidin Bin Ali gibi isimlerle çoğaltmamız mümkün.

Bu deneyimlerimizin ardından gelelim bugün yaşananlara.

Çok üzgünüm bugün ülkemiz her geçen gün bir bataklığa doğru yol alan bir gemi misali sürükleniyor.

Bu ülke kısık sesle konuşan ama mantıklı, dirayetli, dürüst liderleri bağrında pek barındırmaz. Örneğin Erdal İnönü, Ahmet Türk, A. Necdet Sezer ve Hatip Dicle gibi.

Bu ülke Kasımpaşalı eli sopalı liderlerden hoşlanır. Ama bu liderlerin ülkeyi her geçen gün biraz daha savaşlara sürüklediğini görmezler. Cumhurbaşkanının tutumu, papağan gibi tekrarlayan kumandalı Başbakan, akıl hocaları Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Orhan Miroğlu vs. ve kandan beslenen MHP yöneticileri bu ülkeyi bitirecekler.

Bir ülke etrafında dost bırakmadığında, yenilmeye mahkûmdur. Bir ülke kendi içinde ve halkıyla barışık olmadığında huzur bulamaz.

Şimdi soruyorum geçen 40 yıl, bana göre savaş başkalarına, göre çatışma bu ülkeye hangi tecrübeyi kazandırdı. Maalesef sıfır elde sıfır ve yine başa döndük, kan ve gözyaşı yine devam ediyor.

Evet Aralık ayı sonu itibariyle dünyada dostu kalmamış, yalnız bir Türkiye görüyorum. Bir ülke ekonomisi güçlü olduğunda, diğer devletlere iyi bir yemlik olduğundan dostu da çok olur. Ama biz ülke olarak bu avantajı kaybettik ve artık dünyanın bize ihtiyacı yok.

Birçok ülkenin yönetimlerini ve rejimlerini şekillendirmek için ülkemizi yönetenlerin üzerlerine farz olmayan işlere karıştıkları ve bu arzularını beceremedikleri için, ülke puan kaybetti.

Yaptığınız baskılara karşı halkın endişeye kapıldığı ve kendince aldığı bir tedbir her ne kadar size göre yasal değil ise de bedeli bugün yaşanan olmamalıdır. Ülkeyi yöneten ciddi yöneticiler halkı adına ciddi çözümleri üretmeli ve kanın akmasını önlemelidir. Bu beceri ve iyi niyet ile mümkündür.

Her fırsatta hepimizin Türkiye‘de yaşayan tüm halkların kardeş olduklarını söyleme tezi bugün ayaklar altına alınmıştır. Siz inanıyor musunuz ki eski günlere dönülecek tekrar kardeşlik türküleri söylenecek. Ben artık samimi bir kardeşliğin tesisine inanmıyorum. Ki bana sorarsanız bu artık mümkün değil.

Emin olduğum bir şey var ki, o da şu an tüm ülke, uluslararası kurum, kuruluş ve etkili örgütlerin gözünün Türkiye üzerinde olduğudur. Emin olun uluslararası toplum 1900’lı yılların başındaki toplum değildir. Kürt halkı da o günkü halk değildir. Mazlum Kürt halkına mutlaka sahip çıkılacaktır. Türk hükümeti ve koltuk değnekleri mutlaka bu yıkımın bedelini ekonomik ve siyasi olarak misliyle ödeyeceklerdir.

Bugün Türkiye eğer akıllı insanlar tarafından yönetilseydi, 1994 yılında DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının Türkiye’ye ne kazandırdığının hesabını yapacaklardı. Ama nafile nerde bunu algılayacak beyin.

Umarım ve dilerim ki AKP hükümeti ve onun iki koltuk değneği CHP ve MHP boylarından büyük iş yapmaz  HDP’li milletvekillerine dokunmazlar. Çünkü gerek ülke halkları tarafından ve gerekse uluslararası devlet ve kuruluşlar nezdinde bunun bedelinin çok ağır olduğu fark edilecektir.

CHP; MHP’li Ekmelettin İhsanoğlu’nu Türkiye’ye tanıttığı hatasının bedelini geçen seçimlerde ödedi. Bugün ise AKP faşizmine koltuk değnekliği yaparak MHP’yi tekrar yalnız bırakmadığının bedelini bir gün öder.

Şimdi gelelim can alıcı analize

Neden yazı başlığını 31/12/2016 yazdığımı bir başka açıdan açıklamaya çalışayım. Bir şehirde yada bir köyde biri öldürülünce sadece ateş düştüğü yeri yakıyor, bu nedenle sorunun çözümü için pekte etkili olamıyor.

Amma iş ekmeğe gelince işte o zaman dananın kuyruğu kopacak. Düşünün bir okul yapımı için müracaat ediyorsunuz, ödenek sıkıntısı nedeniyle kaç yılda ancak programa alınır ve yapılır. Bu ülkedeki işsizlik oranı, kişi başına düşen milli gelir miktarını, tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanlara devlet tarafından cüzi miktarda yapılan destek ve bütün bunların hesabını lütfen yapın.

Ardından Sur, Cizre, Yüksekova, Nusaybin, Şırnak, Silopi, İdil, Silvan, Derik il-ilçelerde bulunan okul, hastane, diğer devlet kurumları, halkın av ve binaları, ahır, tandır, ev eşyaları, hayvanları, içme suları, elektrikleri, kanalizasyonları, telefonları vb. birçok kayıpları devlet tarafından tanzim edileceği söylenmektedir.

Acaba siz kaç kişi Türkiye’nin bu sefilleri oynayan ekonomisi ile bütün bu yatırımların yapılacağına inanıyorsunuz. Ben inanmıyorum. Ancak ben başka bir oyunu fark ediyorum.

TOKİ ve TOKİ müteahhitlerine para kazandırma çabası görüyorum. Bir şey daha merak ediyorum. TOKİ bu evleri yaptığında acaba vatandaşa bedelsiz olarak mı verecek. Şayet vatandaşı borçlandıracaksa bu binanın vatandaşın rızasıyla yıktırıldığını da belirtmesi gerek, aksi takdirde bu bedel için vatandaşın uluslararası mahkemelerde kendi hakkını savunma hakkı doğacaktır.

Bu yılsonunda bu yazımı tekrar okuyun, geride ekonomik krizlerin yaşandığı, enflasyonun yükseldiği, yaşamın her yerinde zamların etkili olduğu, kemer sıkma ve tasarruf tedbirlerini göreceksiniz.

Kısacası her gün ekonomik sıkıntılardan dolayı eylemlerin yapılacağı ve hükümetin kan kaybettiğini göreceksiniz.

İşte o gün bu hükümetin sonu görünmüş olacak. İşte o gün bu hataların sahipleri teker teker  yargı önüne çıkacak. O gün AKP kan kaybedecek ama ne yazık ki bu kafa ile giderse CHP çok kazançlı çıkmayacak.

Hükümet bu hızla hatalarını sürdürürse ileri demokrasi ile yönetilen ülkeler tarafından ambargoların da geleceği kaçınılmazdır.

Evet maalesef bu halk bir süre daha bedel ödeyecek, ancak ben umutluyum. En kısa zamanda her kes hatasının bedelini ödeyecektir. Onların hataları, onların en büyük düşmanı olacak. ZALİMLERİN ZULMÜ SONSUZA DEK SÜRMEYECEKTİR. 

Bu yazı toplam 14200 defa okunmuştur