Ümit Yazıcıoğlu

Büyük İhtilalci

2006-01-19 13:02:09

Eserleri, unutulmaz kalemi, yüksek şahsiyeti ile tüm vatandaşlarımızın gönlünde taht kurmuş değerli gazeteci yazarımız,  aynı zamanda Akdeniz Haber Gazetesi sahibi, emekli binbaşımız , siyah bereli İhtilalcimiz, değerli büyüğümüz Mehmet Kaya  17.01.2006 tarihinde  karanfillerle ebedi istirahatgahına Antalyada ugurlandı.

Düşünlerimize mihenk olacak bir can, çelişkilerle dolu tarihimize tanıklık yapacak bir beden daha ayrıldı aramızdan ebediyyen. Canlı bedenlerin, kahkahayla dolu gürleyen seslerin yerine beynimize kazılan resimler ve ruhumuzda bıraktığı imgeler kaldı geride.

Pekde yabancısı olduğumuz üniformalılar yakasından benliğimize bir iz koyarak çıktığın yeni yolculuğunun üzerinden yaklaşık bir hafta geçti.

Soracaksın haklı olarak  bana; bu kadar zaman geçmesine rağmen şimdi mi beni hatırladın diye?  Ey 60’ların Büyük Ihtilalcisi aceleci davranmayıp, buradaki her şeyi kendi gözünle görme fırsatı bulsaydın bir. Ya da ne bileyim öte yakadan taa, Akdeniz’den, bizim yakaya yani Avrupaya veya sürgünler diyarına, da şahit olsaydın, böyle düşünmezdin elbett.

Bir bilsen  en azından, diğer dostların gibi, bende seni, senin son yolculuğunda omuzlarımda taşımak isterdim. Sen geçerken önünde askerce selam vererek bir nazire yapar seni sana hatırlatırdım belki.

Sen kalkar, o gür sesinle bize tembihlerdin hep iyi insan olmamızı. Ve derdinki  kendimize gelelim. Rahat bir nefes alalım şöyle. Kendimizi iyi hissedelim. İyi kahramanlarımız olsun, bu kahramanların mutlu sonları olsun, sinemadan veya televizyon ekranının başından mutlu ve mümkünse coşkulu bir şekilde kalkalım. Buruk tebessüm filan istemiyorum;  adam gibi gülelim! 

Ne var ki, bu bile çok görüldü bizim toplumsal yazgımıza. Bireysel ve gündelik tebessümlerin ötesinde toplumsal değerlerimizle övünmek, mutlu olmak ve gülmek mahrem sayıldı bize, deccalı bile aratan iktidar heveslilerinin at koşturduğu meydanda. Sen bunun daha iyi tanığısın, senin mecrandaki müthiş yürüyüşüne de engel oldular ya. Değil kişisel haklarına, içinde bulunduğun üniformalılar dünyasının iyiye giden bütün damarlarını da kurutarak engel oldular ya.

Ah bir anlatsaydın orada olanları…

Lakin sende bizimle vedalaşmadan sessizce göçüp gittin.  Çok üzgünüm. Dedim ya ! acele etmeseydin keşke.

Tanklar üstündeki Yurtsever İhtilalcimiz! görmüşler seni... Emekliye ayrıldıktan sonra,  toprağa salmışsın elini, toprağı çapaladığını ve  tohuma döktüğün suyla sevgini akıttığını da izleşimler. Toprağı öyle seviyormuşsun ki  küçücük domates şitillerinin yeşerdiğini gördüğünde onları candan okşadığını toprak haykırıyormuş sanki.

Birde tanıklıklarını, tecrübelerini, düşün dünyanı dökmüşsün kağıda. Gazetecilikte de yıllar ellerine nasır olmuş. Dolayısıyla değerli Komutanım içinde yaşadığın o sıcak dünya bile ısıtamamıştı senin gözlerinden akan soğuk yaşlarını. Belkide senden esinlenen ve meslektaşın olan basın mensubu oğlunu beklenmedik trafik kazasında kaybedişini hazmedemedin. Belki de sürgünde ki kardeş hasretini, ya da toplumsal yazgımızı. Ah o kadar gerekçemiz var ki bize dertleri musallat edecek...

Dün gece senin değerli kardeşin Yaşar ağabeyimiz Hz. Mevlana´nın dergahına gitmiş. Nakşibendi Şeyhi Mevlana Halit´e, sağ iken ellerini öptüğü Şeyh Şefik Avrasi ve Said-i Kürdi ye gitmiş. Hiç birisi seni ona geri getirememiş.

Nurunla Aydın’lat ey mazlumların Tanklar üstündeki siyah bereli İhtilalcisi.

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu / Berlin

Bu yazı toplam 2256 defa okunmuştur