Bedri Çallı

Barış onların neyine

22 Ekim 2009 Perşembe 22:14

Üç gün önce Kandil dağı, Mahmur Kampı ve kısa bir süre sonra Avrupa’dan gelecek olan grup olmak üzere üç grup PKK mensubunun gelişi, Kürt ve Türk barış severlerinin umutlarını zirveye çıkarmıştır. Ama ne yazık ki hemen ilk açıklamalarında her zaman olduğu gibi o bilinen tavırlarını ortaya koyan CHP lideri Deniz BAYKAL ve MHP lideri Devlet BAHÇELİ insanları hiç şaşırtmadılar.

Evet barış onların neyine ki, Devlet BAHÇELİ’nin çocuğu yok. Deniz BAYKAL’ın da yakını operasyonlara gönderilmez herhalde.

Kürtlerin mücadelesi ve bu mücadelenin getirdiği sonuçlardan yıllardır Deniz BAYKAL ve Devlet BAHÇELİ siyasi olarak nemalanmaktalar. Koltuklarını ve mevkilerini kan ve göz yaşı ile kuruduklarına inanırlar. Kürt açılımı ve barış sözcükleri karşısında bocalamaya başladılar. Bu telaş neden diye sormak gerek. Barıştan endişe edenler sadece bunlar mı sizce, hayır.

26 yıl süren bu savaş az insanın ekmeğine yağ sürmedi. Doğu ve güneydoğuya yığdırılan on binlerce asker ve polisin ihtiyaçlarının karşılanması için akan trilyonlardan nemalananların neyine ki barış,

Bu savaş olmasaydı, ülkenin batısında görev yapan ile ülkenin doğusunda görev yapanların ücretlerinde herhangi bir farklılık olur muydu, sizce. Ülkenin batısında görev yapan memurlar aldıkları ücretlerle  ay sonuna  zar zor yetişirken. Doğu da üç yıl ve üstü görev yapanlar, özel taksi sahibi, batıda daire sahibi olur ve tasarrufları oluyor. Barış bunların neyine.

Dikkat edin 26 yıllık geçmişte gerek devlet güçleri ve gerekse Pkk saflarında hayatlarını kaybedenlerin %99’u emekçi, köylü ve yoksul aile çocuklarıdır. Hal böyle olunca sorumluluk mevkiindekilerin neyine ki barış.

Samimi bir çözüm aramak yerine, ölüleri bulunan ailelere papağan gibi ısrarla söyletilen üç cümle vardır. Vatan sağ olsun, şehitler ölmez vatan bölünmez yada kahr olsun pkk. Peki bu sözler ölenleri geri getirmeye yetti mi, yada barışa ne kadar katkısı oldu, hayır. Kin ve nefreti daha da büyütmekten başka bir işe yaramadı. 

Tabi silah üreticileri ve ticareti yapanları da bu arada unutmamak gerek. Bu yolla servetlerine servet katanlarda mutlaka barış umutları karşısında telaşa kapılmışlardır.

Ülkenin batısında emeklilik hayatı bir çok insanın kabusudur. Çünkü çevreleri ve yakınları tarafından fazlada önemsenmezler. Uzun yıllarca çalıştıkları kurumlarında artık genç insanlar çalışır ve onların beklediği ihtişamlı geçmişleri geçmişte kalıyor.

Bu ülkede barış şarkıları söylenince, Kürt ve Türk kardeşliği tesis edilince emekliler huzur evlerine çekilmeliler. Artık kim arar PAMUKOĞLU’nu, kim sorar SARIZEYBEK’İ ve nicelerini.

Kürtlerin barışa ne kadar ihtiyaçları var ise Türklerinde en az o kadar ihtiyacı vardır. Öldürülen Kürtler kadar, en az bir o kadarda Türkler öldürülüyor. Kürtler tüketici durumuna düştüler. Ancak Türk gelirleri ile bu açık kapatılmak zorunda. Kısacası Kürt ve Türk’ler bir vücudun farklı organları durumundalar.

Bu savaş için harcanan milli gelir, Kürt ve Türk halklarının cebinden çıkmaktadır. Dünya teknolojik olarak ilerlerken ülkemizin büyümesi gecikmekte ve sonraki nesillere gelişmeyen ve yoksul bir ülke devredilmektedir.

Kürt açılımını ilk tartışmaya açan Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ve bu doğrultuda bir çok yanlış icraatlar ile olsa da büyük çabalar sarf eden Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN ve ona destek veren partisini kutlamak gerek. Yine bütün bu çabalara destek olan sayısızca  bürokrat, sivil toplum örgütü, basın, yayın, yazar ve diğer tüm aydınları kutlamak gerek.

Yıllarca Türk halkına taraflı görsel ve yazılı basın, özgür olmayan basın, Kürt düşmanlığını siyasi prim olarak algılayan siyasiler halkı yanlış hazırlamaya vesile oldular. Bu nedenle birden bire düşmanlık sözcüklerinden vaz geçip kardeşlik ve barış sözcüklerine insanları hazırlamak kolay değildir.

Cumhurbaşkanı ve Başbakanın Kürt açılımına bu kadar sahip çıkmalarına PKK’nin çatışmasızlık kararı vermeleri ve bunu uzatmaları çok iyi bir karşılık olmuştur.

Ardından son olarak pkk lideri Abdullah ÖCALAN’ın emri üzerine üç grubun ülkeye gelip teslim olmaları hem dünyaya ve hem de ülkemize çok ciddi bir mesajdır.

Bu mesaja karşılık gerek Kandil dağından ve gerekse mahmur’dan gelen 34 kişinin Türk yargısı tarafından serbest bırakılması barışa önemli bir katkı sağlamıştır.

Ancak son Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açmaydı tasarladığı incelemenin düşündürücü olduğunu da belirtmek gerek.

Türkiye’de ciddi sayıda savaş çığırtkanları olmasına rağmen barışın kazançlı çıkacağını umuyorum. Akan kardeş kanının durması için herkesin bir şeyler yapması gerekiyor.

Özellikle evlatlarını ve yakınlarını kaybeden Türk ve Kürt anne-baba ve diğer yakınları sloganlarını bir daha gözden geçirmeleri ve idareciler üzerine baskı unsuru olmaları  gerektiğine inanıyorum.

Onların sloganı “benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın” olmalıdır. 

Kürtler ta Kandil dağından, Mahmur’dan, Avrupa’dan, Habur’dan, Diyarbakır’dan ve ülkenin büyük bir bölümünde ortaya koydukları barış şarkıları ile ne kadar barışa susadıklarını ortaya koydular.

Bu yazı toplam 7357 defa okunmuştur
sayın BEDRİ CALLI yı dıleyın
 // nezir hakkari
sayın Bedri CALLI sizleri candan tebrik ederım bu konuşmalarınız için dediklerinızın hepsıne katılıyorum banA göre de barışin yolları dediklerınızden geçer eğer tc buNları uygularsa barIşi sağlar eğer uygulamasa kan sonuna kadar dökulmeye devamedecektır...
05 Kasım 2009 Perşembe 11:27
barış
 // şemzinalı
sayın yazarım tüm dünya baykalı ve bahçeliyi biliyur kan gözlü olduklarını nedern çocukları gelipte şemdinlide yüksekovada askerlik yapmıyur çünkü kurkularında göndermiyurlar acıyı hissetmek istemiyurlar....
23 Ekim 2009 Cuma 14:29
hoşgeldiniz
 // çukurcalı
uzun zamandır yazılarınızı göremiyordum sizi tekrar görmek çok sevindirici...
23 Ekim 2009 Cuma 13:25