Bedri Çallı

Adalet Mülkün Temeli midir Görelim?

16 Ocak 2014 Perşembe 10:31

Sevgili okurlar; ön yargılı, art niyetli, taraf olanları ve yalakaları bir tarafa bırakıyorum. Diğer gerçek okurların ise yazıyı okumalarını, gerçek durumu öğrendikten sonra bu meselenin, aslında kişisel olmadığını görecekler Bu tahlilden sonra yapacakları olumlu veya olumsuz yorumları saygıyla karşılarım. Ama ahlaken yorumlar konu ile alakalı olmalı.

Söz konusu haksızlığın maddi boyutu çok fazla değil ve bu kayıp 11 kişiye bölününce çok ciddi bir maddi kayıp söz konusu değil. Fakat bu gün bizlere, yarın başkalarına yapılmasın diye mücadele ediyorum. yani bu bir onur davasıdır.

Bir gerçekte şudur; Bu haksızlığı yapan kurum değildir. Haksızlık yapan o kurumun kendisine verdiği zırhı kullanan kurumun başındaki kişidir. Yanındakiler ise amirini savunmak zorunda olan figüranlardır.  Bu durumda,

Tüm kamuoyuna sesleniyorum;

Hakkari adliyesinde Hak, Hukuk ve Adalet ilkelerinin ne durumda olduğunu görmek istiyorsanız, 11 vatandaşımıza ait ve kısa bir süre önce Hakkari Savcı ve Hakimlerinin tahliye ettikleri 18 daireli binanın ne durumda terk edildiğini görmenizi öneriyorum.

Bu dairelerin sahipleri memur, işçi ve küçük esnaflardan ibarettir. Tamamına yakını bankalardan konut kredisi alıp borçlanmış, Bir kısmı ise başkalarının binalarında daha yüksek kira ödeyerek oturmaktadırlar.

Hakkari Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet BAHADIR kira kontratı bitmeden 15 gün önce ben ve 5 ev sahibini makamına çağırarak kira pazarlığı yapmış, bu çerçevede dilekçelerimizi alarak bir hafta sonra davet edeceğini belirtmiştir.

Ancak üç ay boyunca bizleri oyalamış ve üç ayın sonunda binayı tahliye ettiği sırada emrivaki bir şekilde yaptığı pazarlıktan dönerek çok daha düşük bir fiyatı tarafımıza bildirmiş ve bu fiyatı kabul etmememize rağmen kişilerin rızası dışında TC kimlik numaralarıyla Banka hesaplarını bulup kiraları yatırtmıştır.

Bu da yetmiyormuş gibi yeni yapılmış binaya ilk yerleşen Savcı ve Hakimler tarafından bu 15 aylık süre zarfında olağan ve olağanüstü kullanımdan kaynaklı olarak bina ciddi ölçüde hırpalanmıştır.

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imzalanan kira kontratında, kiracının kiralananı aldığı şekilde teslim edeceği ve harcanacak onarım masraflarının kiracıya ait olacağı düzenlenmiştir. Kuşkusuz bu hüküm sözleşmeyle kayıt altına alınmasa dahi kanunlarla da düzenlenen ve ticari hayatta da geçerli düzenlemelerdir

Oysa tahliyeden sonra baktığımız her daire çok hırpalanmış, kiracıya teslim edildiğinde henüz boyanmış dairelerin kullanılamaz olmasına rağmen boyanmamıştır. Bazı musluklar, lavabo ve banyo bataryaları çalışamaz durumda, aynı şekilde elektrik arızaları hat safhada, mutfak dolapları,  kırılan camlar, duvarlarda sıva ve alçı kırıkları, yine duvarlara çakılan sayısız çivi yerleri, taşınmayan kömür külleri, kırılan su vanaları, kırılan çok sayıda banyo bataryaları ve hortumları gibi eksikler mevcuttur.

Binada eksiklerin birlikte tespiti talebimiz hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Bu tespiti yaptırarak sorumluluk almak istemediler. Tarafımdan yaptırdığım tespitleri görmeleri gerektiğini söylememe rağmen kabul etmediler.

Bir vatandaş olarak kanunun bana tanıdığı dilekçe verme hakkımı büyük bir baskı altında gerçekleştirdim. Hatta farklı tarihlerde verdiğim iki dilekçe için bana tek kayıt numarası verdikleri için acaba sadece bir dilekçem mi kayıt altına alındığı endişesindeyim.

Onarımların bir iş adamı tarafından yapılacağı söylendi ve hatta o iş adamı ile görüşmem sağlandı, tamir ustalarının benim binama incelemeleri gerçekleştirildi. Buna rağmen yapmaktan vaz geçildi. Her görüşmede bize bir gün yada iki gün zaman verin diyerek tam on gün boyunca oyalanmış ve 10.01.2013 Cuma günü saat 17.00 mesai bitiminde bir tutanakla anahtarlar mal sahipleri adına Bedri ÇALLI’ya (yani şahsıma) teslim edilmiştir. Bu on gün boyunca hem daire kiraları ve hem de yakılan kömürden dairelere düşen kömür miktarı 3 tondur. Yani hiç oturmadığı daireler için 3 ton kömür alınmalı.

Ayrıca Aralık ayında bölgemizde daire boşaltılmasının boş kalma riski vardır. Bütün bunu bilmemize rağmen Savcı ve Hakimlerimizi zor durumda bırakmamak adına kabul etmiştik. Şimdi artık kiracı bulunamıyor ve daireler boş kalacaktır. Bu mağduriyetlerimizden dolayı kesinlikle hakkımızı helal etmiyoruz.

Bu mağduriyetimizden dolayı kesinlikle hakkımızı helal etmiyoruz.

Bütün bu sorunun tek müsebbibi vardır, o da Hakkari Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Mehmet BAHADIR’dır. Tahliyeden iki ay önce sayın Başsavcı’ya, binamızdan çıktığınızda dairelerin elden geçmesi gerektiğini söylediğimde, bana cevaben çıktığımızda birlikte binayı gezip gerekeni yaptırırız! Demesi yerine bu durum ile ilgili teklifi ilgili makamlara bildirseydi, belki bu gün bunlar yaşanmıyor olacaktı.

Şimdi tekrar vicdanlara sesleniyorum:

Adaleti gerçekleştirmesi beklenen, arkasında ‘Adalet Mülkün Temelidir’ yazan Hakim ve Savcılar bu kirli hukuksuzluklara başvurursa vatandaş kime gidecek? Kültürümüz gereği herhangi bir Hakkarili gibi misafirlerimize değer vererek onların başımız üstünde tutup, onlara yardımcı olmak mıdır suçumuz. Yoksa bu hukuksuzluğu gerçekleştirenlerde Hakkarili olmamız sebebiyle hak – hukuktan anlamadığımız kanaatinin mevcut olması mıdır.

Baş Savcılık makamına yazdığım dilekçede belirttiğim gibi velev ki karşınızda bulunan biz 11 kişinin tamamı yol yordam bilmeyen sıradan vatandaşlarız. Bu durumda hileye, hukuksuz yollara baş vurmanız, zorbalık yapmanız mı gerekiyor? Oysa sizlerden beklenen kanunların gereğini yerine getirmek, böylece adaleti gerçekleştirmek değil midir.

Ben kendim ve benim gibi mağdur olan 10 vatandaşımızın hakkını her platformda sonuna kadar savunmaya çalışacağım.  Bu mücadelenin tek sorumlusu ve muhatabı benim. Diğer mağdurlara bu mücadelede her hangi bir muhataplığı bırakmıyorum.

Bizlerin bu davası Adalet sistemi için ciddi bir sınav olacaktır. Acaba kanunlar kendileri için mi yoksa mağdur edilmiş her bir birey için mi hazırlanmış bunu göreceğiz.

Başlatacağım bu hukuk mücadelesi nedeniyle gücü, iktidarı elinde tutan hakim ve savcılar karşısında nasıl bir baskı altında gireceğimi, ne tür zorluklarla karşılaşacağımı tahmin ediyorum. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen bu mücadelemi yasalar çerçevesinde sonuna kadar sürdürmek boynumun borcu olacaktır. Zira haklarımız hakim ve savcılar tarafından açık bir şekilde çiğnenmiştir.

Ayrıca bu davayı kazanmam halinde ülkemizde temiz topluma doğru bir adım daha atılmış olacaktır.

Bu davanın sonunda masraflarım ve maddi kayıplarım olabilir. Karşımda kanun bilen ve bu uğurda dirsek çürüten insanlar var. Çünkü bu zorbalığı yapmasının nedeni budur. Ben ise bir lise mezunuyum. Bu dava için kesinlikle avukat tutmayacağım. Kendi avukatlığımı kendim yapacağım. 

Çünkü bu dava benim için bir onur davasıdır. Ben maddi kayıplarımdan ziyade onurumu kurumanın savunmasını yapacağım. Bu gün bizlere yapılmış olan bu haksızlığın başkalarına yapılmaması adına tercüman olmak istiyorum.

Umudumuz başvuracağımız hukuki yollar neticesinde hakkımızı elde etmek ve Hakkari’de Hakimler var diye bilmektir. Aksi taktirde yaşadığımız bir demokratik ülke ise bu mücadelemiz için derdimizi aktaracağımız daha nice yasal makamlar var.

Bu durumumuzu kamuoyunun vicdanına arz ediyoruz.

Bu yazı toplam 7498 defa okunmuştur
hurmetler
 // serdarcan
ılahı adlet denen bır sey yok olsaydı bunca haksızlıkları goren olacaktı ama malesef goren dyan yok ne de olsa kurt duz ya tcı adeletı hıc gormez...
21 Şubat 2014 Cuma 00:25
biz hakkariliye adalet yok
 // naci
biz hakkariliye asalet. yok çunku bizler dışardan gelene iyi davranıyoruz diye kim bize nasıl daveanıyorsa bizimde öyle davranmamız gerekir.bedri amca sana saygılar..............NACİ...
06 Şubat 2014 Perşembe 13:16
İLAHİ ADALET...
 // müslüme civi
dayı. rabbim bu davan için yar ver yardımcın olsun inşallah ama unutmayalım ki ilahi adalet vardır ki haksızılık edenleri allah biliyor ve görüyor. onlar için diyeceğim tek şey allah islah etsin.SAYGILARIMLA....
22 Ocak 2014 Çarşamba 15:11