Özgür Amed

5.Yılmaz Güney Kısa Film Festivali...‏‎

13 Ocak 2015 Salı 14:49

En sonda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim…
Ukalalık yapan bir yönetmeni seyirci asla affetmez! Ve onu unutmaz! Festivallerin doğasında bu vardır! Sahneden izleyiciye kendi filmine dair akıl vermek dokuz kusurlu hareketten sekizini içerir. 
Mesajımı verdiğime göre ben asıl konuya geçeyim.

Batman’a düşen ilk kar taneleri eşliğinde düzenlenen 5.Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali bir haftalık yoğun tempodan sonra finalini yaptı. Dışarısı ne kadar soğuk ise salonun içi de birbirinden güzel filmlerle o kadar sıcaktı! Festivali Batman Belediyesi ile beraber organize eden Ortadoğu Sinema Akademisi de finalde bir sürpriz yaparak artık “Sinema Komünü” olduklarını deklare etti. Şimdiden hayırlı olsun…

6-11 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, geçen yıllara oran ile çok daha iyiydi. Hemen hemen tüm seanslarda salon full doluydu. Gösterim saatinin bir önemi yoktu! Dengbêjlik ile açılan festival “sınır” ile son buldu! Ara günlerde ise Enfal şahsında soykırım, kültür ve bellek başlıkları damga vurdu. Kürdistan’da geçen ve dili, duygusu Kürtçe olan filmlerin hem nitelik hem de nicelik artışı umut verdi… Bunun yanı sıra yarışma dışı gösterilen belgesel ve uzun metraj filmler de dikkatle izlendi. Yönetmenlerin çoğunluğu festivalde idi. İzleyiciler ile bol bol sohbet etme imkânı buldular. Bu yılki panel konusu ise ‘festival ve sansür’ idi. Bu konuda da uzun tartışmalar yürütüldü…

Güncel koşulların kültür sanat etkinliklerini etkilediği bir gerçektir. Bu festivalin kendisi de Kobanê sürecinden kaynaklı gecikmeli yapıldı. Yoğun siyasi gündem ve büyük direniş destanları arasından geçtiğimiz bu zor günlerde izleyicilerin filmleri yalnız bırakmayarak talepkar olması, olduğunu ilan etmesi bence aktüaliteden bağımsız okuyamayacağımız bir mesaj! Ekranda kendine ait hissettiği her şeyi alkışladı, eleştirdi ve destekledi. Bu durum, kültür-sanat alanında mücadeleyi yükseltmemiz gerektiğini de ifade ediyor.

Doğu, Güney ve Kuzey Kürdistan’dan çeşitli filmlerin yarıştığı festivalde, jüri bir ilke imza atarak rekabete dayalı birinci, ikinci gibi kriterleri yok saydı! Bunun yerine en iyi, en farklı ve sinemasal dili zengin olan üç film belirleyerek ödülü paylaştırdı.  Rojhilat’tan gelen Sînê’li Kürt yönetmen Tofigh Amani’nin Enfal’ı anlattığı “Ants Apartment”, Başur’den gelen Taimour Ghaderi’nin bir köyde yaşayan iki çocuğun hikâyesini anlattığı “Cennet Meyvesi Nar”  ve Muşlu genç yönetmen Serhat Karaaslan’ın bir çocuğun dondurmaya olan aşkı ile bu aşkı için annesine karşı verdiği mücadeleyi anlattığı “Dondurma” ödül alan kısa filmler oldu.

Özellikle Tofigh Amanî için bir parantez açmam gerekecek. Şimdiye kadar 7 kısa filmi olan Amanî, kürdewar tüm duygularını sanat formu ile birleştirirken yeni bir şeyi çok çarpıcı bir şekilde ifade edebilen ilginç bir isim. Toplamda üç kısa filmini izleyebildim!(Diğer ikisi yine Enfal ve Halepçe katliamına dair olan “Kimlik” ile Doğu Kürdistan’da kadınların intiharını anlattığı “Sonu olmayan yol” filmleri) Sanat ve hayat, sanat ve mücadele arasındaki denge arayışı için dikkatle takip edilmesinde fayda olan bir isim. Bir acıyı, bir soykırımı, bir gerçekliği estetize etmeden akılda kalıcı kılabilmek ve bunu sinema sanatının gücü ile aktarabilmek önemlidir. Bugün etrafımızda üretilen binlerce eserin bu dengeden yoksun, duygusuz ve güzeli yaratma hissiyatından uzak olduğunu görüyoruz. Böyle olunca anlatmak, işlemek istediğin şeyin içi de boşalıyor! Değersizleşiyor…

6. Yılmaz Güney festivali şimdiden merakla bekleniyor. O zamana kadar da daha büyük bir salon ile bizi gafil avlayan elektrik için yedekte duran bir jeneratör hazır olacaktır… Emeği geçenlere tekrardan teşekkür ile… 

Bu yazı toplam 7089 defa okunmuştur