Özgür Amed

PKK ve Terör Örgütü Meselesi

30 Ekim 2015 Cuma 21:30

Amed Barosu başkanı Tahir Elçi’nin CNN Türk’yeki “PKK terör örgütü değildir” açıklaması ve sonrasında olanlar malumunuz. Ben bu tartışmanın derinleşmesinden yanayım. Türk kamuoyu için değil, tersine Kürt kamuoyu için çok yararlı olabilir. 

İktidarların en büyük güçlerinden biri söylem tahakkümüdür. Söylem üzerinden karşı tarafı pasifize ya da bazı şeyleri söylemeye mecbur bırakmak (R. Barthes’e göre faşizmdir bu)  sıkça başvurduğu ve gündelik olarak tüm medyatik gücü ile yeniden ürettiği bir meseledir. Kişi kendi çelişkilerine itilir ve orada çıkmaza sokulur. Söylem üzerinden esas olarak saldırılan alan ise ötekinin hakikatıdır. Mesela kırk yıldır tüm çıplaklığı ile yaşanan bir devrimsel süreç, tek cümle ile mahkum edilir. Devlet ve içeriği, faşizan kurumları ile amacına uygun davranıyor bu noktada. Burada bir sorun varsa o da şu: Hakikat neden daha gür dillendirilemiyor? Basit bir örnekle gideyim. Tahir Elçi’ye linç başlayınca Kürdistan’daki yaklaşık 10 – 15 baro, onu desteklediklerini açıkladılar. Kanımca bunun yerine tüm baroların “Biz de PKK’nin terör örgütü olmadığını kabul ediyoruz.” demeleri çok daha başka kulvarlara sokacaktı bizi. Denilebilir ki Elçi’ye destek zaten aynı anlama geliyor. Sanmıyorum! O haliyle çok örtük ve hakikatı anlatmaya yetmez. Sadece  flu bırakır. Madem devlet için bu ifade bu kadar tehlikeli, gerçekte öyle olmadığıı net bir şekilde ve kitlesel olarak ifade etmek gerek. Devlet buna net alışmalıdır. 

2016’ya girmek üzere olduğumuz bu süreçte, başta Ortadoğu ve onun kalbindeki Kürdistan’da yaşananlara bakınca küçük liberal kaygıların ne kadar yapay durduğunu görmek zor değil. Heval Abbas’ın bir sanat değerlenmesinde geçiyordu. “Kürdistan’da bitkiler bile taraf “ diyordu. Bulunduğun taraf zaten net iken, bunu ifade edememek niye bu kadar zor? Dünya politik arenasının bangır bangır haykırdığı ve işbirliği yaptığı tarihin son direniş örgütlerinden birine, onun tam ortasından ona seslenmemek, bizimle ilgili bir sorundur. 

Gerçek, hakkıyla ifade edilip dile gelmezse, parçalanan şehitliklerimizdeki binlerce şervanın mirasına bir bomba da biz atmış oluruz...

Önderlik bir çözümlemesinde “Dil ne kadar gerçekleri dillendirebiliyorsa, o kadar büyük rol oynayabilir” diyor. Yani dilimizin hala ezop dili nüvelerini taşıması, elimizden alınan gerçekliğimizle ilgilidir. Oysa bugün buna itiraz etmenin de en uygun olduğu günlerden geçiyoruz. İçimize, dilimize, beynimize sinmiş sömürgeci söylemin, düşüncenin, duruşun ve zihinsel işbirliğin foyasını deşifre etmek için de en uygun ve tarihi günlerden geçiyoruz... 

Hz. İbrahim’ in ateşine küçücük gagasıyla su taşıyan kuşa sormuşlar “Ne yapıyorsun? Ne işe yarar ki o getirdiğin bir damla su? “ , kuş cevap vermiş: “Bir etkisinin olmayacağını biliyorum, maksat tarafımız belli olsun” ... Evet, mesele biraz bu...

Bu yazı toplam 1866 defa okunmuştur