Özgür Amed

Yumruğa yumrukla karşılık vermek

22 Ekim 2015 Perşembe 15:58

Şu gerçeğin altını çizmekte fayda var. Bu ülkede Kürtler öldürüldükçe, yerde sürüklendikçe; her defasında Türkler insanlıklarından bir şeyler kaybedecekler. Kürt ve Türk dedim, bunun yerine doğu-batı, sağ-sol vs. herhangi bir ikiliyi koyabilirsiniz. İşin özü çok değişmeyecektir. Hacı Lokman (Siyabend Zana) arkadaşın infaz edilmesi, ki infazı da aşıyor, önce 28 kurşun sıkılması sonra ayakları elleri bağlanıp bununla da yetinilmeyecek polis aracının arkasına bağlanarak emniyete kadar sürüklenmesi, tüm kavrama-anlama yetilerini devre dışı bırakıyor. İnsan dili pul pul dökülüyor. Bir boşluğa düşüyor. Bu boşlukta kelimeler çıkıyor, kabusvari  bir yankı olarak sağa sola çarpıyor. Kötülüğün sıradanlığı, sıradan faşizm ya da alçakvari nekrofili gibi kuramlara sığınmak içime sinmiyor. Çünkü bunlar yetersiz; duyguyu, lal olmuş yüreği ifade edemiyor. Olan biten şey aleni, bilinçli bir sadizmdir. 

Jean Amery, yıllarca Nazi kampında kaldı, kurtulduktan sonra yıllarca konuşmadı. 13 yıl aradan sonra yazmaya başladı. "Ben başkaldırıyorum; geçmişime karşı, tarihe karşı, kavranılmaz olan tarihsel olarak donduran ve böylelikle onu infial uyandırıcı bir biçimde çarpıtan günümüz dünyasına karşı" dedikten sonra intihar etti. Her şeyin çarpıtıldığı Kürdistan'da  hiçbir yara kabuk bağlamıyor. Çözüm süreci ile yaraların iyileşmeye bırakıldığı sanılırken, yara iltihaplanmış daha da derinleşmiş olarak tekrar açıldı. Yaradan kan akıyor, kanıyor şimdi. Pohpohlanan sadizm, zafer çığlıkları atıyor. Böyle bir ülkede hangi varoluştan bahsedilebilir. Şu an geçerli olan kural Kürt'ün inkarı üzerinden varlığını sürdürmektir. Hacı Lokman'ın bir ete dönüştürülmesinin sebebi bu! Onu sürüklemek, cansız bedenine işkence etmek ise onu hiçlik içine atmakla ilgili. 
 
TC bu yolla yıkıcılığını anlatmak, gündemleştirmek, güncelleştirmek istiyor. Bu vahşetin görüntülenmesi, dolaşıma sokulması ve aile yakınlarına yollanması; devletin, saray kontralarının, gözü dönmüş katil sürülerinin sadece işkenceyi denetlemek  istemesinden değil, katlettiği kişinin/toplumsal tabakanın acısını, ölüm çığlığını da elinde bulundurma ihtiyacındandır. Bu vesie ile işkenceyi ve ölümü istediğim zaman ancak ben durdururum demek istiyor. Bugün düşman, önüne çıkan, direnen, söz söyleyen herkesi lime lime ederek var olabiliyor. 
Bu sadist varlığa karşı yine Jean Amery'den cevap vermek yerinde olabilir.
Diyordu ki "Ben ve benim gibilerin çoğu zaman unuttukları ve direniş için ahlaki güçten daha önemli olan bir şeyi yeniden öğrendim. Yumruğa yumrukla karşılık vermeyi"...
 
Evet bizimde kırk yıldır öğrendiğimiz en önemli politik - ahlaki ders budur. 
Bu yazı toplam 3506 defa okunmuştur