Özgür Amed

Erdoğan ve Odin

09 Ekim 2015 Cuma 02:03

Odin, Vikingler’de tanrıların tanrısı, savaşın ilahi kudreti, katliamların babası, darağacında ölenlerin ve kötülük edenlerin efendisidir. Erdoğan, Türkiye’ de birkaç zavallı tarafından ilah kabul edilip, mertebe yükseltilmiş; savaş  tanrıcılığında en önde giden, katliamlarda sınır tanımayan ve sağa sola kötülük saçanların, linç edenlerin, hakaret edenlerin efendisidir.

Odin, tek gözlük olup hem karşıdan hem de yandan korku veren bir görüntüye sahiptir.

Erdoğan, iki gözlü olmasına rağmen tek bir göz kadar göremeyen, tek boyutlu bir insandır. Vücudunun 3/4 ’ü teklik üzerine kurulmuştur. O kadar yapay ve dar zihniyetlidir ki, her şeyi tek görür. Dini, vatanı, doları, bayrağı, düşmanı vs. Ruhunda insanlık namına tek bir duygu kalmadığı için hangi açıdan bakarsanız bakın görüntüsü ürkütücüdür. İçteki çürüme dışa vurmuş , taşıp sel olmuş durumdadır. Mezarları parçalayacak, ölülerimizden bile intikam alacak kadar dini bütün, alanında tek insandır. Hakkını yemeyelim, Kürt nefreti çok boyutludur. Hatta üç boyutludur. Her açıdan, her noktadan bizden nefret eder. Odin, onun için istihbarat toplayan ve çok güvendiği iki kargaya sahiptir. Hugin ve Munin adlarındaki bu iki karga, her sabah onun omuzları üzerinden havalanıp gider, gördüklerini ve duyduklarını iletmek üzere akşam geri gelirler. Erdoğan, iki değil iki bin kargaya sahip. Hakan’ı, Fidan’ı, Yalçın’ı, Hüso’su, Beşir’i, Ala’sı, Binali’si, Numan’ı ... say say bitmez! Medyasını geçtim. Akla zarar danışman kadrosunun, kargalar topluluğunu da geçtim. Hepsi her gün yeni günahlara, katliamlara, aşağılıkça iftiralara büyük bir şevk ile hazırlanıp akşama raporlarını verirler. Tüm bilgileri sarayın histerik odalarına saklar. Çok korktuğu için her şeyden şüphe eder. Gerçek ve tek bir kargaya güvenir. Eni sonu sadece onu baz alır. O da kendisidir. Odin, ölüm meleklerine (Valkyrieler) sahiptir. Onun için uçup, savaş alanlarını kolaçan eder ve cesetlerin arasından en iyi askerleri seçip onları yükseklerde, Odin’in emri altındaki hayaletlerden ordusuna katarlardı.

Erdoğan, kontra çetelerine sahip. Hepsinin gittiği yer Kürdistan’ dır. Savaş alanlarına, ateşine benzin ile gider, mangalarını salar. Cenaze gelirse, seçtiği birine göstermelik katılır, elini tabuta vurur, ne mutlu size, öldünüz der. Seçim naraları ile süsler gidişatı. Tabi Emine Erdoğan’da geri kalma. Ona yazılan metinde de bol bol ölün tavsiyesi vardır. Cinneti yeniden üretir ve odasına çekilir. Kısmen rütbeli olanların cenazesinde topladığı gayri safi milli nefret söylemlerini veri bankasına atarak emri altındaki seçim ordusuna katar. Bu anlamda Erdoğan yerli – milli – organik – gerçek – hakiki – saf iken Odin, GDO’ya maruz kalmış, sebze bile olamamış, inorganik, yersiz, sahte biridir.

Odin, koruduğu prenslere olağanüstü ganimetler sunar ve onları görünmez zırhlarda, yenilmez kılıçlarla donatır. Ama onları yanına yani gökyüzüne almaya karar verdiğinde, önce ölüme gönderirdi.

Erdoğan sermayeyi korur, valiyi korur, sarayı korur, hassas vatandaşını korur, katili korur, polisi korur. İşine gelirse hayvanları bile korur! Gayet cömerttir yani... Korumadığı bir tek IŞİD’tir, ki haklıdır da; çünkü onu bağrına basar ve tapar. Tüm bu koruduklarına zırhlı araçlar sunar, yasalarla koruma altına alır. Kendisini korumak  söz konusu olunca dünya durur. Her şeyi feda eder. Herkesi satacak bir profildir o! Övündüğü o kırılgan karakteri yaralarla doludur. Korumak için Bilal’i bile gözünü kırpmadan siler...

Odin, bir gemiden oluşan bir donanmaya sahip olup, sekiz bacaklı atlara biner.

Erdoğan, daha çok iki bacaklı atlarla ilgilenir ve onların yalakalığını arzularken, normal atlara karşı alerjisi vardır. Bir kez bindi ve at bile onu kabul edemedi. Düşünün atın tahammülü yok! İki ayaklı tercihi bu bilgiye sahip oluşundandır. Bin gemisi yok ama bin odası var. Sarayındaki odalarda sürekli artış mevcut. Tabi binlerce muhtarı da var. Onlarla düzenlediği toplu akıl tutulması seansları korku filmi kategorisinde IMDB’ yi zorlayadursun, istediği vekil sayısı da bine dayanmak üzere. Erdoğan, birgün açılış olmasa, bir an için bir yere gitmese orada yığılıp kalır. Şayet açılış yapmazsa akşam evde mutlaka bir şey açmak zorundadır.

Odin hep uzaktan savaşırdı.

Erdoğan da talimatla insanları sürekli ölüme gönderiyor.

Odin, iyi anılmadı; hep savaş ile anıldı.

Erdoğan, kendisinin de bildiği üzere, çocukları öldüren, ölülere saldıran, yalan atan ve hırsızlık yapan biri olarak tarihteki yerini alacak

**

Tarihin despotları birbirine ne kadar benziyor değil mi?

Bu yazı toplam 3641 defa okunmuştur