Özgür Amed

AKP’nin Selefi Örgütleri

17 Temmuz 2015 Cuma 11:25

18.yy’da İngilizlerin desteği ile Ortadoğu’da çıkış ve gelişim zemini bulan Vahhabilik, Muhammed Bin Adülvahhab öncülüğünde Arabistan’da ortaya çıksa da, daha sonra genel bir isim olan Selefilik olarak ifade edilmiştir. İslam yorumunun en katı hallerinden birine sahip olan bu düşünce, IŞID ile beraber tekrardan çok konuşulmaya başlandı. Bu yoruma göre türbeler, cami minareleri, cami içlerindeki süslemeler hatta gösterişe kaçan Mekke hac ritüelleri kökten kalkmalı. Mezar ve hırka-i Şerif ziyaretleri Allah’a şirk koşmaktır.  Her ne kadar böyle katı ilkelere sahip olsa da yeşermek için kendinden ödün vermeyi ve bir süre uzlaşmacı bir siyaseti de hoşgörüyor. Bu anlamda Türkiye’deki varlıkları ve şuan altın çağlarını yaşadıkları AKP ile beraber olan eylemselliklerini Rojava üzerinden tekrardan okumakta fayda var. Türkiye’nin selefi aşkı nerden geliyor? sorusu ilk etapta cevaplanırsa yararlı olur. Selefilerin burada varlığı, görünür politik düzlemde, 1950 sonlarına dayanıyor. Malatya’da ilk örgütlenmeleri gerçekleşiyor. 12 Eylül sonrası sayıları artan selefi grupların her ne kadar tek amacı şeriat kurallarına dayalı bir devlet kurmak olsa da, sistem ile uzlaşmayı ve sabretmeyi tercih ettikleri görülür. Bu grupların en büyük destekçisi Suudi Arabistan’dır. Buradan finanse ediliyorlar. Şuan onlarca şehirde, başta Kürdistan olmak üzere, kitapevleri ya da ilim dernekleri üzerinden çalışmalarını yürütüyorlar. En büyük merkezleri Amed’tir.

Kendini selefiliğin en önemli temsilcisi olarak gören ve devlet ilanında bulunan barbar çete ordusu IŞID, Türkiye’de faaliyet yürüten tüm grupların iştahını kabartmakla kalmıyor, AKP ile de her anlamda çalışıyor. Bu desteğin pek çok sebebi sıralanabilir ama Rojava politikası ve Sunni eksenli bir ortadoğu hayali en önemli sebepler olarak Selefi grupları da işin içine katmaya bahane oluyor. Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir istatikte Kürdistan’dan en çok Bingöl ve Amed’te IŞID’e katılım olmuş. Bu noktada önemli bir toplantıyı hatırlamak faydalı olacaktır. 28 Ağustos 2012’de, Adana’da gizli olarak yapılan Türkiye Selefiler Toplantısı, bugün sınırda yaşanan pek çok ortaklığında cevabını içeriyor.

Ulusal basının hiç görmediği, alternatif basının da kısmen değindiği bu toplantıda önemli kararlar çıktı. Bu toplantıda Suriye Emiri belirleniyor. Hangı sınır kapılarının kullanılacağı karara bağlanıyor ve Kürdistan’da cihat çağrıları yaparak daha çok kişiyi Rojava’da savaşmaya ikna etmek için çalışma takvimi çıkarılıyor. Özerk bir Kürdistan’ın Suriye sınırında kurulmaması için her şeyi yapan AKP, bu selefi oluşumları her anlamda destekledi. Bu desteğin uluslararası gerekliliklerinden biri de Wikileaks belgelerinden sızacaktı, çünkü ortaya çıktı ki TR, Arabistan ve Katar Esad rejiminin ortadan kalkması için anlaşma yapmış. Yani Rojava’nın özelde boğulması sunni bloğun yıllardır hayali durumunda...

AKP ve Selefi örgütlerin IŞID üzerinden işbirliğine dair bir başka önemli örnekte geçen yıl Kobanê savaşının en sert yaşandığı Ekim ayının başlarında serbest bırakılan bir isim. Geçtiğimiz günlerde 5 Haziran’daki HDP Amed Mitingindeki katliam girişimi ile  özgür basında öne çıkan “Bayancuk” soyadı ile belki hatırlanacaktır. Hizbullah davasından ömürboyu hapse atılan Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk 9 Ekim 2014 tarihinde serbest bırakıldı. Neden bırakıldı? Ki hemen sonra Rojava’ya geçtiği öğrenildi.

Bu ve buna benzer onlarca örnek mevcut. AKP Kürtleri hem içeride hem dışarıda boğmak için tüm selefi gruplarını aktif olarak kullanıp, faaliyetlerine de göz yumuyor. Son Kobanê katliamını ve IŞID’in sınırdaki mobilize imkanları biraz da bu örgütler ve çalışmaları üzerinden okuyup daha yakın  markaja almanın iyi olacağı kanısındayım.

Bu yazı toplam 16306 defa okunmuştur