Ümit Yazıcıoğlu

Öcalan için çözüm bulunmalı

07 Aralık 2009 Pazartesi 22:16

Benim bir insan hakları savunucusu olarak "İmralı koşulları" tartışmasına ilişkin görüşümün kısacası aynen şöyle: Hükümet, "İmralı koşulları" meselesini iyi yönetememiştir. Adalet Bakanlığı bu konuda yanlış yapmıştır, yanlış yapmaktadır. Bu nedenle de kendisini sevimsiz duruma düşürmektedir.

Aslında İmralı cezaevi sisteminin sonlanması gerekir. Zira Öcalan gibi önemli bir Kürt politikacının halen orada tutulması, ne hukuken, nede siyaseten, doğru değildir. Adalet Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre, orası toplam 12 metrekare. 6,5 metrekaresi banyo-tuvalet, gerisi de yaşam alanı şeklinde. Yani Öcalan’ın yaşadığı yer 5,5 m2. Havalandırması eskiden 42 metrekareyken şimdi 22 metrekareye düşürülmüş. Bu tutum doğru değildir, bu tutum bir nevi psikolojik işkencedir, yanlıştır, düzeltilmesi gerekir.

Diğer yazı ve konuşmalarımda da belirttiğim gibi, beş metrekarelik hücreler, yaşam yeri değil, bizans zindanlarıdır.

Hepimizin kabullenmesi gerekir, Öcalan sıradan bir tutuklu değildir. Eğer halen O İmralı’da tutulmak isteniyorsa, en az kırk metrekare büyüklüğünde olan bir yaşam odasında bulundurulmalıdır. Aksi ülkede bir iç savaşın çıkmasını isteyenlerin işine yarar. Bence bu konuda en doğru siyasi tavır, çok kısa süre içerisinde bir genel affın çıkarılarak, Sayın Öçalan’ın da bu afdan yararlanmasının sağlanması olacaktır. Aksi ülkeyi, bir kaosa, ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirebilir. Buna hiçbirimizin hakkı yok.

Sayın Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasının önü açılmalıdır, diye düşünüyorum. Dolayısıyla AİHM kararına paralel olarak yapılması gerekli olan yeniden yargılamada, onun cezasının bir kısmı indirilerek belli bir süre sonra kendilerinin serbest kalması sağlanmalıdır.

Zaten 15 Şubat 1999'da, Abdullah Öcalan'ın Kenya'dan Türkiye’ye teslim edildiğinde, en azından devletler arası geçerliliğini halen koruyan gizli bir anlaşma var. Bu anlaşmaya göre “Öcalan tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmalı ve Avrupa İnsan Hakları normlarından yaralanmalı” şartı ile TC'ye teslim edilmiş.

İmralı’daki mahkeme her ne kadar kendisini tarafsız olarak göstermeye çalıştıysa da, tarafsızlığından ben hep şüphe ettim. Örneğin Sayın Öcalan’la ilgili davanın ceza ölçümünde, mahkeme hukuken kendi kendisini sevimsiz bir duruma düşürdü. Çünkü Sayın Öcalan’ın mahkemeye ibraz ettiği samimi düşüncelerini, mahkeme ceza ölçümünde onun lehinde değerlendirmedi. Dolayısıyla vermiş olduğu hükümde, mahkeme kanaatimce adil davranmadı. Eğer mahkeme ceza ölçümünde onun samimi 

beyanlarını ciddiye almış olsaydı, Sayın Öcalan’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, ona sınırı belli olan bir ceza vermesi ve onun en fazla onbeş yıl cezasını çektikten sonra, serbest bırakılması gerekirdi. Ceza Mahkemesi ise o dönem vermiş olduğu kararla, bu kapıyı ona kapattı. Şimdi bu kapı açılmalıdır.

Dolayısıyla AİHM kararına paralel olarak ülkede yapılması gereken şey, yasalarda değişikliğe gidilerek, bir kişinin 10 yılı aşkın süredir tek başına bir hücrede tutulmasını önlemek olmalıdır. Eğer, AİHM, Sayın Öcalan lehinde karar verirse, onun yeniden yargılanmasının yolu ülkede açılacaktır. AİHM kararına paralel olarak yeniden yargılama Sayın Öcalan’ın cezasının indirilerek belli bir süre sonra serbest kalmasını zaten beraberinde getirecektir.

Bu yazı toplam 7073 defa okunmuştur
002 MOSSAD
 // Welat
İddiaya göre MOSSAD ajanları İtalya’dan başlayarak İspanya, Fas, Tunus, Suriye ve Portekiz’de Abdullah Öcalan’ın izini sürdü. Buralardan sığınma izni alamayan Öcalan’ın uçakla Kenya’nın başkenti Nairobi’ye gittiğini Hollandalı yetkililerden öğrenen MOSSAD, ajanlarını bu ülkeye gönderdi. Koruma ekibine bir içki sofrasında sızan ve akıcı bir Kürtçe konuşarak güvenlerini kazanan bir ajan, Öcalan’ın hayatının tehlikede olduğunu belirterek Yunanistan büyükelçiliğini hemen terk etmesi gerektiği mesajını iletti. Kenyalı bir istihbarat yetkilisine göre Öcalan MOSSAD ajanları ve Kenyalıların Yunan elçiliğine yaptığı bir baskın sonucunda “paketlendi” ve 14 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edildi....
02 Mart 2010 Salı 13:50
001MOSSAD
 // Mahir
Kenya’da yakalanan Abdullah Öcalan, 14 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edilmişti.
Kenya’da yayın yapan Daily Nation gazetesi Abdullah Öcalan’ı Kenya’da yakalayıp Türkiye’ye teslim edenlerin MOSSAD ajanları olduğu iddiasına yer verdi. Daily Nation’ın gazeteci Gordon Thomas’ın İsrail gizli servisinin tarihini anlattığı Gideon’s Spies adlı kitabına dayandırdığı iddiaya göre her şey 1998 Kasım ayında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan bu konuda yardım istemesiyle başladı. Netanyahu’dan bilgi alan MOSSAD Başkanı Efraim Halevy ‘katkılarının gizli kalması şartıyla’ görev için biri kadın 6 ajanı görevlendirdi....
02 Mart 2010 Salı 13:48
03 Öcalan çok memnun olmuş
 // Zerrın Kaplan
Bakanlık özel olarak dizayn ettirdiği, havanın daha fazla gireceği bölümler bulunan gri renk sürgülü kapıyı Ankara’da yaptırıp, İmralı’ya getirterek Öcalan’ın koğuşuna monte etti. Öcalan böylece istediği zaman kapıdaki bölmenin sürgüsünü çekerek koğuşuna daha fazla hava girmesini sağlayacak. Öcalan’ın koğuşuna bu sürgülü kapının, cezaevi doktorunun görüşü ve oluru alınarak takıldığı belirtildi. PKK ... Abdullah Öcalan’ın rutubetten etkilenmemesi için de, kaldığı koğuşun duvarları yurt dışından getirilen boyanabilen özel kağıt ile kaplandı. Duvarların tamamını kağıt ile kaplayan cezaevi yetkilileri, bu kağıdın üzerini de boya ile kapattı. Cezaevinde yapılan bu iyileştirmelerden Öcalan’Öcalan’ın memnun kaldı, bunu da görevlilere iletti...
21 Aralık 2009 Pazartesi 22:54