Ümit Yazıcıoğlu

Ankara'daki terör saldırısı

12 Ekim 2015 Pazartesi 22:31

Türkiye Cumhuriyeti birçok istikrar bozucu faktörle karşı karşıyadır. Devlet olarak kuruluşundan buyana, tarihinin en büyük acı trajedilerinden birini yaşadı. Bu terörist saldırıkarşısında hepimizin kanaatlerini dile getirme hakkı vardır.Bu hain terörist saldırı halklarımızın kardeşliğine, ülkemizin bütünlüğüne, hukuk düzenine ve demokrasiye karşı yapılmış,hepimizi sarsmış, yüreğimizi yakmış tarihimizin en vahşi terör saldırısıdır.

Bu terör saldırısının yapılış yeri, seçilişi, hedef alınan kişilere baktığımızda, bu terörist saldırının Türkiye'nin genel hal ve gidişatını yönlendirmeye yönelik olduğunu görebiliriz.Bu eylem normal bir terör eylemine benzemiyor, büyük bir mesaj içeriyor, bilakis bu eylemde emperyalist ve sosyal emperyalist ülkelerin parmak izlerini aramak doğru olacaktır kanaatindeyim

3152 sayılı kanunda belirtilen İçişleri bakanınınen önemli görevlerinden birisi;
Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini, asayişini, kamu düzenini ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumaktır.

İçişleri Bakanı Selami Altınok yapmış olduğu 10.10.2015 tarihindeki basın toplantısında Ankara’daki terörist saldırıda güvenlik zaafı yok diyor.Altınok'a inanmak mümkün değil, çünkü olay yerinde güvenlik ve istihbarat zaafı vardır.Dolayısıyla içişleri bakanı derhal siyasi sorumluluk üstlenip görevinden istifa etmeliydi. Kendisi medeni ve siyasi cesaret gösterip görevinden istifa etmedi, koltuğu çok seviyor. Hâlihazır demokrasiyle idare edilen ülkemizde Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın bu an için yapması gereken, içişleri bakanını görevden derhal azletmek olmalıdır.

İnsanlarımızın can ve mal güvenliğini korumak hükümetin en önemli görevlerinden birisidir. Mitinge gelenler uzak bir yerde kurulan bir kontrol noktasından geçirilseydi herkesi o şekilde alana doğru yürüseydi bu acı yaşanmazdı. Ama 95 mazlum vatandaşımız hayatını kaybetti.Malumunuz hepimiziniçi yanıyor, faillerin biran önce açığa çıkmasını istiyoruz, ama aynı zamanda olay yerinde güvenlik zaafı olduğu için, bu sorumsuzluğun siyasi faturası var. Bu işin siyasi sorumlusu İçişleri Bakanı Selami Altınok’tur. Ülkenin asayişinden, emniyetinden ve güvenliğinden sorumlu olan iktidar sahipleri medeni ve siyasi cesaret gösterip gereğini yapmalıdır, kanaatindeyim.Bu kadar ağır bir terör olayını yaşayan milletimiz güvenlik ve istihbarattan sorumlu siyasi sorumlunun halen bakan olarak görev yapmasını içine sindiremez.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, barış mitingini kana bulayan saldırıdan saatler önce Twitter’deki hesaplarında “bombalı saldırı” olacağını yazan “@DrBereday”, “@GoranMetseyan” ve “@AnatolyTodorov” isimli hesaplar hakkında şimdi soruşturma başlattı.@AnatolyTodorov adıyla tweet’ler atan kullanıcının, saldırının devlet tarafından düzenleneceğini ileri sürerek şok iddialarda bulunduğu malum. Hesaptan atılan tweet’lerde Suruç ya da 1 Mayıs benzeri korkunç katliam olabileceği bilgisi var. Buda hadisenin arkasında diş güçlerin olabileceğiniişaret ediyor.

Eylemi yapan Teröristler veya onları yönlendiren güçler her şeyi Twitterde yazmışlar. Fakat güvenlik birimleri yeterli önlem alamamış. Buda terörist saldırıda İstihbarat zafiyetinin skandal derecede olduğunu gösteriyor. Ankara’nın en işlek yerlerinden birinde bu kalabalık miting yapılıyorken, nasıl önlem alınmaz? İnanılır gibi değil. Bugün Mahir Kaynak görevde ve hayatta olsaydı istihbarat zaafını işleyen sorumluların görevine derhal son verirdi. MİT terörle mücadelede Sosyal medyayı detaylı ve objektif takip eden bir ekip oluşturmalıdır.

Ülkemiz, halkımız, demokrasimiz bu terör saldırısıyla hedef edinilmiştir. Doktora çalışması yaptığım yıllarda doktora tezimin büyük bir bölümünde İltica Hukukunda Kürtlerin göç meselesini irdelediğim için, PKK’nin yaptığı ve yazdığı hemen hemen her şeyi detaylı bir şekilde yıllarca okudum inceledim. Tespitim kısaca şudur; PKK sivil kitleleri imha edecek bir düşünceye hiçbir zaman için ne askeri nede siyasi olarak sahip bir örgüt değildir. Hem MİT’in ve hem ’de diğer İstihbarat birimlerinin bu konuda benimle aynı kanaatte olduğu kanısındayım.

Ankara katliamını terörist DEAŞ'ın gönderdiği 100 teröristten Türkiye vatandaşı olan iki dinci teröristin yaptığına dair ciddi haberler var.Rus haber ajansı Sputnik, Ankara'da gerçekleşen terör eylemini büyük ihtimalle DEAŞ'in gerçekleştirmiş olabileceğini iddia etti. Ajans, saldırının Türkiye'nin hava üslerini ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine açmasından dolayı yapıldığını öne sürdü. Bu ve benzeri haberleri devlet ciddiye alıp terörizme karşı her türlü önlemi almalıdır. Ayrıca bu ortamda ABD, NATO üyeleri devletler, Türkiye, Rusya, İran ve Irak ve Kürdistan Bölge Hükümeti teröre karşı birlikte mücadele etmelidir. İşte o zaman teröre karşı mücadelede Ortadoğu’da başarılı ve etkili olunabilir.

Bu yazı toplam 4224 defa okunmuştur
Yanlış okuma
 // harabi
Ankaradaki saldırıyı, birçokları gibi sayın yazarda yanlış okumakta.. Bu saldırı Türkiyeye karşı yapılmış gibi aktarılmakta... Bu toplu katliamların Türkiyedeki muhalif kesimlere yapılması bile bu önyargıyı yalanlamakta.. Saldırı, bizzat devleti yöneten AKP lilerin istekleri doğrultusunda, karşılarındaki en ciddi güce karşı yapılmıştır.. Surçta ve Adana, Mersin bombalamalarındada aynı durum sözkonusu.
Bütün bunlar, Devletin muhalif kesimi yıldırmak amacıyla yeni bir Gladio örgütlenmesine gittiğini göstermektedir.. Bu Gladio islami sosla süslenmiş DAİŞ benzeri bir örgütlenmedir.. Devletin başındaki şahsın, olay olduktan 4 gün sonra, misafir cumhurbaşkanı bahanesiyle olay yerini ziyaret etmesi, ailelere başsağlığı dilememesi de bir işaret....
25 Ekim 2015 Pazar 15:12