Özgür Amed

Kobanê sınırdan bir kaç not...

17 Temmuz 2014 Perşembe 22:37

Gece saat 2’ye geliyor. Bir anne eline mikrofon alıp sınırın karşı tarafında bizi bir şekilde duyduklarından emin olduğumuz YPG-YPJ şervanlarına sesleniyor: 
“Ez qurbana pêçiyên we bim”

Günlerdir devam eden ve 19 temmuz ile en büyük coşkusuna kavuşmasını umduğumuz Suruç’taki eylemin ruh hali özetle annenin bu duygusundan, ruhundan ibaret.

Kobanê sınırında eylemin ilk başladığı Fırat nehrinin kıyısındaki yer; gündüz aşırı bir sıcağa teslim iken gece müthiş derecede serin, soğuk ve güzel. Bu garip durum yerin kendisi içinde geçerli.

Neden derseniz şöyle özetlemeye çalışayım.

Tam karşımızda bir düzlük uzanıyor. Düzlüğün görünen bir ucundaki köyde IŞID çeteleri kalıyor diğer görünen ve güvenlik için boşaltılan köy ile gerisinde ise YPG savaşçıları var. Biz de tam karşılarındayız. Solumuz serin ve soğuk, sağımız çok sıcak. Ve üçümüzün tam ortasında sınır telleri geçiyor. Sınır tellerinin uzanan uçlarında da karakollar var. Sınır boyunca da kirpi denen jandarma araçları dolaşıyor ya da mevki almış.

Eylem alanında 3 büyük çadır mevcut. Bunun dışında mutfak, kadın erkek lavaboları ve kurulmuş büyükçe bir sahne var. Otobüs ve kişisel araçları çokça görmek mümkün. Geliş gidişler yaygın. Gece çadırlarda yatılıyor, bunun dışında araçların içini ya da herhangi bir düzlüğü tercih edenlerde var.

DİHA alandan sürekli canlı yayın yapıyor. Tüm gelişmeleri kayıt altına alıp en hızlı şekilde halka ulaştırıyor. Türk basını olan bitene her zaman olduğu gibi kayıtsız. Amed'ten canlı yayına bağlanıp bir şeyler geveliyorlar. Bunun dışında İMC TV ve Evrensel-Hayat Tv'de eylem başlangıç tarihinden oradalar ve gelişmeleri not ediyorlar. 

Halk kendi güvenliğini sağlıyor. Gece nöbet birimleri var. Hemen sınıra sıfır bir tepe de halkın elinde, gençler yolda gelip geçen araçları kontrol ediyor, şüphelendikleri durumlarda araçları dahi arıyorlar. Dürbün ile karşı tarafta yer alan ve hareketlilikleri gözle görülebilen İŞİD çetelerinin durumunu da dürbünler ile gözleyip raporlaştırıyorlar. Yol kontrolüne takılan sadece sivil araçlar değil, kirpilerin de olması ilginç bir durum…

Sadece bu bahsettiğim alanda çadır yok. Biraz uzağında da başka bir çadır daha kurulmuş. Yine bildiğiniz üzere eylemsellikler hızla yayıldı. Botan hattında da çadırlar kuruldu destek amaçlı. Yani sınırın yakın olduğu her yer bir nevi halk tarafından sahipleniliyor. Daha da yaygınlaşması olası…

14 Temmuz günü yaklaşık 300 arkadaşın sınır tellerini aşıp, sınır kavramını yerle bir etmesi çok tarihi bir andır. O ana yetişemedim ama o gece orada olan ve sınırdan geçen arkadaşlarla da konuştum. Geçenler arasında yaşlılar, çoluk çocuk sahibi adamlar ve daha pek çok profil var. Yaşlı kadınlar o anın etkisi ve coşkusu ile kendilerini sınırın öbür tarafında YPG’ye teslim ederken söyledikleri şey şu:

“Kurşunlar bize gelsin, gençlere bir şey olmasın”…

Onları almaya gelen ve geceyi aydınlatan ve ara sıra işaret ateşi eden savaşçılara “kurşun sıkmayın, boşuna harcamayın” diye telkinde bulunan nine de haklı olarak kendini sınırın öbür tarafına atmış.

Bu devrimin gücü de işte bu muhteşem inancından geliyor. Yine Bismilli bir amca o sınırı geçme anında, sınırların kalktığı anda duygularını şöyle ifade ediyor:

“Bugünü de gördüm ya, artık ölebilirim”

Urfalı bir abênin ise oğlu gitmiş. Sevinci gözünden okunuyor. Gururlu… Hatta kendisi gidemediği için biraz buruk. Sohbetimiz sırasında gülerek ekliyor:

 “Olur da oğlumu geri gönderseler öz eleştirisini alırım”…

Kurdistan’ın her şehrinden katılım var eylem alanına. Onca yolu o sınırın anlamsızlığına dem vurmak için kat ediyorlar. Anneler, babalar telin diğer yakasındaki çocuklarına destek olmak için geliyor.

Özellikle Rojava devriminin yıl dönümü olan 19 Temmuz katılımın yüksek olması açısından son derece hayati bir gün. O sınırdaki en büyük eylem o gün yapılacak. O gün haykırılacak bunca çürümüş politik bünyeli devlet ve kurumlara. Herkesin sınırda olması bilinci ile...

Rojava devrimi sahipsiz değildir, olmayacaktır. Büyüye ve değiştirmeye devam edecektir.

Bu yazı toplam 14689 defa okunmuştur