İrfan Sarı

Zezê gamlı ışıklar gömer göğsüne

17 Temmuz 2014 Perşembe 11:47

işte şafak söktü

saat ertesi

gündür

Zezê gamlı ışıklar gömer göğsüne

 

bir başka şehir tadı var şimdi buralarda

al kuşanmış zehir

kan kimin sıcak yavrusu

saçları dökülmüş gökyüzünde mavinin

bulutların seri gözyaşlarını bekler biri

 

kavşaklarda hızla dönen kimsesizliktesin işte

kıyılarında park etmiş öfke

bakırı yalamış hırsızlar

durur

planlarında çalınmış şatafatlı hülyalar

 

kıramaz ki insan bu havaları

onunla

 

onunla aşk kılınır hayat

ihtişama çıkılır

 

diyorlar ki vatan var

ülkeleri olanlara soruyor sorular

onun kalbinin dolaşan kanında

sorgusuz

sevdalı Kürdistan

 

zinalı geceleri geride bıraktık

şehir tiril tiril

yataklarda avuçlar dolusu uyku

siniyor rüyaların ortasına kalbi yırtık bir Kürdi

 

lorin mi dersin

bir anne kelimeleri asıyor kulağına insanlığın

bir kuş

uzun çırpıyor kanatlarını

kışlanmış

dağ başı gibi Zezê

 

fazlasıyla uzaktır

uzak

karnında kelimelerin zarı

ara

ara ki ilhamda sevişsin nefesin son gölgesi

 

buz koy öptüğün yere

mahalleli uyanır az sonra

altı irin bağlarsa şayet sıyırdığın aralar

duyarlar

 

koca bir cehennem gibidir çünkü ağızlar

dillerinin kancası yok

felsefeden anlamazlar

sevişmeden

şiirden

tütünü haram ederler

 

insan soyunukken günah işlemez Zezê

saçlarını şafağa gösterirken de

eğer çatamamışsa utancın ucunu aklının deryasına

giydiği ne varsa

beter ağırdır

 

kıl ince sevmeli

kıl ince

çırılçıplak bakmalı

 

eğer yürekli ise insan korkak değilse

sevmiştir

bu da böyle biline

yazdım şafağın tertemiz yüzüne

Bu yazı toplam 4358 defa okunmuştur