Özgür Amed

Heyat quşxane, üniveriste mapushane!

29 Eylül 2013 Pazar 12:04

Geçen sabah kardeşim “okula gidiyem” deyince fark ettim üniversitelerin ders başı yaptığını. Eylül ayının bir heyecanı da özellikle ilk defa üniversiteye başlayan ve hele de dışarıda okuyan arkadaşların içinde olduğu yeni ruh halleridir. Özellikle ilk yıl her şey karman çormandır. Hele de batıya giden bir Kürt genci isen hayat, malumunuz, biraz daha zordur. Sokrates bile Amed’ten çıkıp İstanbul’a okumaya giderken “Erbedaş direkxane, heyat zaten quşxane! Üniversite bize mapushane. Çal kekê çal” dediğini unutmayalım. Kendim de bizatihi bu aşamaları deneyimledim. Onun için bu yazı, üniversiteye yeni başlayan ve Genç Werther'in Acıları kıvamında gezinen siz Romalı arkadaşlara yönelik bazı önemli detayları paylaşacağım. Söyleyeceklerim batıya gitmek zorunda kalan Kürdo arkadaşlara yöneliktir:

**Son söyleyeceğimi ilk başta söylemek isterim. Hakkârili Dilek ablanın da dediği üzere “Bizim kaliteli yaşamak gibi bir derdimiz yok. Bizim yaşamak gibi bir derdimiz var”. Üniversite dediğin şey de biraz budur. Kaliteli eğitim aramayın Türkiye’de. Şebeke çekmiyor. Boşuna beklemeyin yani.

**Yaptığım çok önemli araştırmalara göre her iki Kürt gencinden üç tanesi mutlaka TIP’a girmek için çalışıyor. Bu bölümü tutturamayınca da ünive başladığı ilk ay içinde arkadaşlarına sürekli der “Bu yıl tekrar hazırlanacağım. Seneye sınava gireceğim. Bu bölümü okuyamam”. İşte o yıl asla gelmez! Asla tekrar sınava hazırlanamazsınız. Kendinizi kandırmayın. Sözelci bir arkadaş vardı! O da bu söylemlerden çokça etkilenmiş TIP için hazırlanacağım deyip duruyordu. Zor bela ikna ettik çocuğu.

**Üniversite deyince aklına Akdeniz akşamları, çim, gitar gelen arkadaşlar! Hele biraz öne çıkın… Korkmayın çıkın! Fazla kırmayacağım sizi… Maalesef böyle bir nesil var. İlk yıl çevre edinmen gerek. En iyi aracı da sosyal yöntemler ve sigara. Yurtta kalıyorsanız tüm arkadaşlarınızı sigara-çakmak üzerinden ediniyorsunuz. Sigara içmeyip cebinde çakmakla dolaşan arkadaş çoktur. Üniversite ikinci yılımın ders başında sabah saat 9’da elinde gitar, çimlere uzanmış ve yanına iki üç tane xeyrî toplamış ve hunharca Eagles’ten Hotel California’yı söyleyen elemanı gördükten sonra bu işin genetik olduğuna ikna oldum.

**Kurdistan’dan yeni gelen arkadaşlarla elbette ilgilenecek bir komisyon illaki vardır. Bizimle ilgilenen olmadı ama biz ilgilendik. Gelen arkadaşların rahat etmesi için önlem almak lazım. İlgilenmek gerek. Bir ara abartmıştık, her gece bir çiğköfte partisi verir olduk. Bakkalda bulgur bırakmadık.

**İlk yılınızda siyaset zehirlenmesi yaşayacaksınız normaldir. Yıllardır kafanızı ders sıralarından kaldıramayınca tabi arada önderlik, savunmalar, sosyalizm, enternasyonalizm, felsefe, hegel, komünizm ve daha pek çok şey akıp gitti. Çoğu kişi yeni merhaba diyecek. Sohbetlerde bunlardan konuşma ihtiyacı hissedip kitaplara ve google’ye dadanacak. Ünivde politikleşmenin süreci biraz böyle başlıyor. Arkadaş çevren senin de kriterlerini de belirliyor. Kıytırık mıytırık fraksiyonlarda etrafta cirit atıp insan avına çıkıyor. Hiç unutmam! Daha üniversitede ikinci ayım. Bir “unsur” yanıma yaklaştı ve sohbete başladı. Siyasi ayax çekti kendince. Sonra sohbet nerelisin kısmına geldi. “Amed” dedim. Kendisi “ooo toprağımsın o zaman” dedi. Amedli değilse bile kesin en yakın komşu ildendir diye düşünerek sordum sen nerelisin diye! “Trabzon” dedi.

**Yaşanacak en büyük içsel çalkantılardan biri de kültür çatışması. Bunu erkenden aleyhine çevirmek lazım yoksa bunalıma girersiniz. İdeolojik aydınlanma yaşamanız lazım. Yeterli gözlem ve okuma şansı yaratın mutlaka. Kürtçe konuşma ihtiyacınız için Kızıltepe-Nusaybinli arkadaşlara takılın. Alfabelerinde D harfi yoktur ama idare edin. İnsan Kürtçe konuşunca rahatlıyor. Geverli dostlar zaten üniversiteye gelirken yanlarında navigasyon aracı var sanki! İki dakikada bulurlar birbirlerini. Amedliler birbirleri ile takılmazlar genelde.

**Kampus en önemli örgütlenme alanıdır. Haliyle tek gerçekliği var o da sivil polisler. Yemekhane etrafında ve içinde illaki bolca varlar. Hep burun buruna idik. Yüzlerini iyi tanıyın. Nasılsa bir gün sabah baskınında tekrar yüz yüze geleceksiniz. Dert etmeyin. Biz de bir tane vardı! Allah sizi inandırsın bir gün birimizi almasa kendini içeri tıkardı. O derece psikopatlar da var. Bu konuda şansız biriyim. Diplomamı alıp üniversiteden çıktığım dakika yine gözaltına alındım. Yani mezun olmak yetmiyor. Devletin sevgisi, saygısı ve hürmeti her an yakanızda olabilir.

**Kürt hareketinin içine girdikçe veya zaten içinde önceden yer alıp orada da çalışmalara katıldıkça hafiften jargon da değişiyor. Özellikle yeni tanışan arkadaşların değişimi hem komik hem heyecan verici oluyor. Nereli olduğu şimdi aklıma gelmiyor, hafif küfürbaz bir arkadaş yeni yeni örgütleniyordu. Üslup tartışmalarından çokça şikâyetçi idi. Bir gün yine konuşurken sinirlendi. “Ulan heval” diye söze girdi. Hem üslupta dengeyi tutturma derdi hem de kızgınlığını ifade etme ısrarı kahkaha attırmıştı.

**Çok radikal takılan ve diktenci davranan ağır siyasi abe arkadaşlar moralınızı bozmasın! Hareketi gerçekten benimsemiş biri mütevazidir, güler yüzlüdür, yoldaştır.

**Evlere çıkan arkadaşları rahatsız etme hakkınız her zaman var. Bir çayın ısrarcısı olmakta fayda var. Sabaha uzanan sohbetler gibisi yok. Tabi geç yatıp geç uyanınca kampüsteki basın açıklamasını ya da bir başka eylemi kaçırma bahanesi yapmayın kurban olam. 10 kişi olduğumuz yalnız zamanlar da oldu. Ama sene sonu piknikte 700 kişi idik.

**İllaki aşık olacaksınız. Gurçıkleriniz, bağırsaklarınız takla atacak. Kuantum çökecek. Çavreş, bejn bilindli zamanlar biraz zor geçecek. Bazen hiç söylemeyecek bazen de oturup konuşacaksınız mecbur.

Özetle, Kürtlüğünüzü en iyi keşfedeceğiniz mekanlardan biri üniversitedir. Sadece bu işe yaradığını söyler, tüm arkadaşlara başarılar dilerim.  

(Özgür Basın tutuklularına en içten selam ve saygılarımla)

Bu yazı toplam 14987 defa okunmuştur
suruç
 // bozan
hakkaten de kızıltepe ve nusaybinli arkadaşlar kendi aralarında ve nerde olursa olsun kürtçeden vazgeçmiyorlar tebrikler...
03 Ekim 2013 Perşembe 01:02
bahoz
 // seyda farqini
heval bide gitmeden önce kazım öz'ün BAHOZ filmini mutlaka izlesinler...
02 Ekim 2013 Çarşamba 09:10
ax ax
 // kayserili mıro
yaw özgür abê erciyes universitesinde 3.senem sen kalkıp bu yazıyı yasmıssan oldu mı.daha önce yazsaydın ne olacaktı sanki..saygılar abê.....
01 Ekim 2013 Salı 14:49