Özgür Amed

HDP üzerine...

23 Aralık 2014 Salı 11:15

Özgür doğan insanın bugün boynunda taşıdığı zincir sayısı belirsizdir. Siyasal saiklerle iyice kutuplaştırılan modern dünya, yine bu zamana ait tüm zehirleri kendi yarattığı tekçi, faşist, hegemonik, ırkçı bir zihniyet ile kitlelere kapitalist modernitenin çarklarına bindirip süslü ideolojilerle enjekte etmekten bir dakika olsun geri durmamakta, sürekli kendini yeniden inşa edip yeni yüzlerle varlığını kurgulamakta, bireyin canını okuyup onu çürütmektedir. Bugün bunun en uç örneği İŞİD’tir. Modernizm karşıtı olduğunu söyleyen ama tüm nimetlerini sonuna kadar kullanan ve adına “devlet” diyerek, dini bir referansla, kan donduran yöntemlerle kendine destekçi toplayıp, korku propagandası ile de yol alıyor. Modernitenin hastalıklı bünyesinden ortaya çıkan bu anlayış sahte bir özgürlük, adalet ve ahlak kültürü oluşturup her tarafa servis etmektedir. Henüz hakkı verilerek konuşulmuş bir tartışma olmasa da merkezi bir devlet anlayışı ile yaratılan ulus-devletlerin nasıl yıkıcı dürtülere sahip olduğu, her şeyi yok etme üzerine kendini inşa ettiği ve radikal bir demokrasi istemine asla tahammül etmeyerek bunun karşısında kendinde soykırım hakkını doğal görmeye varacak kadar olguların, donelerin akla büründürüldüğünü dehşetle görmekteyiz.

Çok uzağa gitmeden içinde yaşadığımız ulus-devletin öncelikle kendisi olmak üzere yandaşları dışında herkesi dışsallaştırarak kendini var etme ile egemenlik arzusu üzerinden reva gördüğü yıkım, asimilasyon ve sıfır toleransın girdiği türbülansa bakılabilir. Bireyi yalnızlaştıran, korkutan, değersiz kılan, özüne, emeğe, doğaya yabancılaştıran, sömürüyü ruhunda derinleştiren ve özümseten bir çark yaratılmış durumda. Bunu kabul ettirmek için ise devletin tüm ideolojik aygıtları birer nefer gibi çalışmaktadır. Neo-liberal politikaları derinleştirerek yarattığı anti-demokratik düzende her şeyi ılımlaştırarak, çarpıtarak ve kimyası ile oynayarak halkı kendi belirlediği bu eksende ip üzerinde yürümeye zorlamaktadır. İşte Halkların Demokratik Partisi (HDP) böyle bir toplumsal gerçekliğin en yakıcı anında ortaya çıkmış, el ele vererek mücadele yolunda yan yana saf tutmaya davet olmuştur.

Homojenlikten uzak, çoğulcu, çok kültürlü, çok renkli, ekolojik ve demokrat bir tahayyül ile oluşturulan HDP, her şeyin otoriter bir zemine oturtulduğu, şiddet ile terbiye edildiği, ötekinin rahatlıkla soykırım süreçlerine tabi tutulabildiği günümüzde, bir duruş ve felsefe olarak durmaktadır. Bir diyalektiğe, komünal ruha ve haklı bir itiraza sahiptir.

HDP özünde bir hakikat yoldaşlığıdır ve bu yanı ile de ezilen tüm halklar için bir çıkış yoludur. Bir iddia sahibidir. Bu iddiası en başta dışlanan ve yok sayılan bütün halkların, tüm inanç topluluklarının, emekçilerin, kadınların, gençlerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, , yaşam alanları tahrip edilenlerin buluştuğu ortak bir mücadele iddiasıdır.

HDP bir panzehirdir. En büyük etkisi burada gizlidir. 
Egemenleri, Ankara siyasetini korkutan budur. 
Tüm devrimci güçlerin, ezilenlerin birbirini görmesi, diyalog kurması ve program belirleyerek direnişi yükseltmesi toplumsal hastalıklar başta olmak üzere, bir virüs olarak halkların arasına yerleştirilmiş ezber söylemlere de tokattır.

HDP’yi ortaya çıkaran gereklilik ile ortaya çıkışındaki ruh, bugün genelde Ortadoğu özelde Şengal, Maxmur ve Kobanê’de ortaya çıkan gerçeklik ile ilintilidir. Gezi Direnişi'ni ortaya çıkaran gerçeklikle ilintilidir. Yenidünya düzenindeki son büyük kavga halkçı yönetim, radikal demokrasi ve özgür bir yaşam tasavvuru ile öteki olana ait her şeyi öldürmek isteyen, zora düştüğünde sınır tanımayan kapitalist modernite arasındaki savaştır. Savaş konjonktür şartlar gereği her gün bir yere sıçramakta ve sürekli kendini güncellemektedir. 

Bugün birlik olmaktan ve aktif bir vatandaşlığı önermekten başka çaremiz yok. Özgürlüğü esas alıyorsak demokrasi mücadelesini yükseltmek zorundayız. Birilerinin değil, toplumun iradesinin egemen olduğu ve yine toplumsal kararların esas alındığı bir geleceği tesis etme gücümüz ve deneyimimiz mevcuttur. Ortak bir kadere sahip çıkma azminin örgütlü biçimde sürdürülmesi, çalışmaların genişletilerek, kalıcı bir ilişki ve koordinasyon sağlanması bu anlamda önemlidir.

Bu yazı toplam 6398 defa okunmuştur