Özgür Amed

'Ciğerci Kürt Mohikanlar'

12 Eylül 2011 Pazartesi 01:34

Yok olmuyor, gerçekten olmuyor! Her normal Kürt gibi xoş hemrevan duygularımı ve xoşewîst tedirginliklerimi alıp, bulbulî ve en Kurdîlî fantastik humanistiko ruh hali ile sırtımı bir kayaya yaslayıp düşüncelere dalmak istesem bile aklıma o geliyor.

Ruhumu kemiren sözde kimlik bunalımı, zihnimi yerden yere vuruyor. Moralim bozuluyor, sanki Çiyayê Sason’a kar yağıyor. Bazı insanların (siz ‘bakan’ anlayın) herkes gibi Ökaryot bir canlı oluşu ve yine Memeliler sınıfında gösterilmesi çok zoruma gidiyor. Yeminle elim ayağım titremeye başladı, tansiyonum birazdan düşecek biliyorum. Dünya biyologlar birliği neredeyse başvurup, Bilim camiası için de bir ricada bulunacağım. Kutsal bir kâsenin Kürt ırkçılığı durağında terk eylenip ve orada kökten unutulan, hatta bir zamirle bile seslenmek istemediğim, X dersem güzel dostum Pisagor ve Öklit’ine haksızlık etmekten utanç duyacağım bu zirt û pirt kişiliği hangi kefede tartıp sonra ayağı yerden kesilmiş, gözü dönmüş yeni yetme bir şairin eline versem bilemiyorum. Lakin mecbur bişiler yapacaz…

Amed’te yaygın kullanılan bir deyim vardır. “Kırk yıllık yoğirtçiyem, böyle sîtil görmedim” derler. İşte son söyleyeceğimizi en baştan söyleyelim ki, debriyaj kaymasın. Çiçekler solmasın, sîtiller boşalmasın, yoğurtlar küflenmesin.

Bir bakan var. İsviçre’nin bankaları önünde doğmuş olacak ki “Türkiye’de işsizlik sorunun olduğuna inanmıyorum” diyebilmiştir zamanında. Bununla da yetinmeyip “Türkiye’yi Avrupa’nın Çin’i yapacağız” demiş. Artık bu nasıl olacaksa ben şahsen hiçbir şey anlamadım bu deyişinden. Devlet Bahçeli’nin aritmetiği bile daha net!

Anlayacağınız, Devlet bakanı olmuş ama ne hikmetse halen bakamamış TUİK ya da başka istatistiklere fırsat bulamamış demek. Hadê êle olsın deyip geçelim. Çünkü haklıdır. Quantum’da ki Çift Yarık deneyinden ve Rainbow Project’in gizemli atom altı şeylerinden pekçe etkilendiğine kanaat getirdiğimiz Başbakan’ı da demedi mi “Düşünmezsen, Kürt sorunu yoktur”. Yani bu işler düşünce işleridir. İşsizlik sorunu yoksa yoktur, ötesi de yok! Heraklitos, Descartes, Xalê Seydîxantes boşuna kafa patlatmadı bu alanlarda. Bu bakanda onların yolunda işte.

Kürtler şanslı bir millet. Her gün bir maceraya sürükleniyorlar. Bir gün kimliksiz bir gün 2 kimlikli ve bonus milletli. Ertesi gün başka bir kıtada varlık sahibi. Kah Eskimo olmuşlar, Kah M.Ö 21.yy’da bulunan bir sator üzerinde “Erê erê” yazısının sahibi olup tarihe damga vurmuşlar. Başka bir gün de Prof.Hallaçoğlu gibi evde oturup, ayaküstü rüya görüp ve bunları bilimsel tez diye yazan üstün tarih anlayışı ile donanmış, bıraksan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunu iki dakikada da Mohaç Meydan savaşına sokacak bilginin öznesel, haho’sel, ewêlsel ve naletsel sahibi oluvermişlerin “Hiç yokturlar” deyişlerinin ucuna gelmişler.

Ve şükürler olsun ki yeni bir kimliğimiz oldu. Esmer tenli, sert iklimli, haşin bakışlı bünyeler oluşumuzun sırrını İsviçreli bilim adamlarından önce bir AKP’li Devlet Bakanı müjdeliyor. Bahsettiğimiz bu bakanın adı “Zafer Çağlayan”. Hani 12 Haziran seçimlerinde yanlış oy kullanan, daha doğrusu oy kullanamayan bakan. Bakın ne diyor. İbretle okuyup, titreyelim, sonra Amed Park Orman’da çekirdek çıtlatmaya gidelim. “Önümüzdeki dönemde ABD ile ticari ilişkilerin artırılması çerçevesinde Kızılderililer’e altyapı ve ev yapma projesine büyük önem vereceklerini söyleyen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Kızılderili kabileleri ile Muş’taki aşiret isimlerinin birbirine çok benzediğine dikkat çekti. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ABD’deki Kızılderili kabileleri ile baba memleketi Muş’taki aşiretlerin bazı isimlerinin birbiriyle benzeştiğine dikkat çekti ve bu benzeşmeye örnek olarak “Mohikan-Cemalan” isimlerini gösterdi”…

 Aslen Muş’lu olan Zafer Çağlayan’ın en unutulmadık söylemi ise “Kürt kökenli Ülkücüyüm” deyişi idi. Şimdi Kızılderili Reis’te yapar kendini. Tanışmak isterim kendisi ile. Bende Amazon’da henüz keşfedilmemiş Brezilya kökenli Eskimo Kürtlerindenim. Tanıdık gelmişimdir kendisine!

O değil de, bu açıklama için değil 40 sîtil yoğurt, 441 tane şey etsen boş dava. İnsanın kafası bu kadar qullu pullo çalışır mı yaw? Pardon ama satılık oksijen mi kullanıyor birileri? Burnunun dibinde olan Kürdü yok sayıyor, kendini de zaten konumlandıramıyor ama kalkıp ABD Kürtlüğüne el atıyor.

Sözün özü Kürtler “Ucuz mal alacak kadar zengin değil”…
Sen bir zahmet René Magritte’nin “Ceci n'est pas une pipe” cümlesi ile oyalan.
Bizim işimiz gücümüz var. Biz Eskimo, Kızılderili, Japon, Çinli ve Everest Tepesindeki Kürtleri de xêrine rahat bırak Sayın Çağlayan. Oralarda Ciğer var mı sen onu söyle hele!

**

(Not: Sümbül ve Gever aşkına! Me go merhaba?)

Bu yazı toplam 9737 defa okunmuştur
ERÊ ERÊ :)))
 // riha
Kah Eskimo olmuşlar, Kah M.Ö 21.yy’da bulunan bir sator üzerinde “Erê erê” yazısının sahibi olup tarihe damga vurmuşlar" bu söz ile bana"deli" etiketi verildi ev halisi tarafından :))) gülmekten öldüm yaw...Xêriye bol bol yazasan Amedo , serkeftin...
15 Mart 2012 Perşembe 16:08
.
 // Bênav Bêziman Bêwelat
Üslubu farklı ama hoş bir arkadaşımız Özgür. Yüksekova Haber'de yazmaya başlamasına çok sevindim. Abê saa selam çaxiyem görisen....
24 Eylül 2011 Cumartesi 17:01
süper
 // yekda gever
cok güzel yazmisin arkadasim yoluun acik olsun ozgür amed saygilar heval...
13 Eylül 2011 Salı 00:28