Beg(y)zade tarihi

“Geçmişiyle sorunu olanlar statü tatminsizliği yaşar.”

Statü tatminsizliği kişiyi sürekli dürter ve sorunun farkında olan ego, sorunu bir başkasına ‘yansıtma’ya çalışır.

Bugün tarihi kulvardan özele inerek BEG(Y)ZADELER TARİHİ konusunda bilgilenmek isteyen bir okuyucuma kısa bir cevap vermek istiyorum.

Yorum şöyleydi:  “Bir başka tarihtir Begler... // Begzade_i

Sevgili hocam Birde bu Kürt tarihiyle bağlantılı, şu Devasa Aşiret olan BEGZADE Aşiretinin de tarihçesini bir yazsaydın da şu asılsız ve dayanaksız eleştiriler belki biterdi. Hahahaha saygılar...”

12 Aralık gecesi Ülke Tv nin “Sıradışı”  programında konuk olan tarihçi Prof Mehmet Özçelik’i izlerken tarihi yeniden yorumlamakta ne kadar haklı olduğumu anladım!

Hoca, resmi yalanları sergilerken sistemle dalga geçiyordu.  

Söylediklerinden bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum:”… Atatürk kurduğu yeni cumhuriyet hakkında batılı ülkeleri bilgilendirmek için Avrupa’ya heyet gönderir. Heyetin başında da Mehmet Fuat Köprülü vardır.

Köprülü, konferanslarda Türklerin atalarının Hititler olduğunu anlatmaya çalışırmış, ama Avrupalılar söylenenlere karşı gülümseyerek, “siz orta Asya’dan gelmediniz mi ?... Esprisiyle, Türklerin gerçek tarihlerine sahip çıkmaları gerektiği hususunu alaylı bir şekilde hatırlatmışlar.

Köprülü Atatürk’e durumu anlatmış ve demiş ki, “paşam bu şekilde olmaz, bu tezimiz inandırıcı bulunmadı, ısrar edersek dünya bize gülecek, kabul edilir bir tez geliştirmeliyiz. Atatürk, “Tamam”, demiş ve yeni bir tez hazırlanmış!..:)

Yeni teze göre tüm insanlık orta Asya’dan dünya’ya yayılmış ve bütün diller de Türkçe’den doğmuş… J))

Bir asra yakındır bu yalanlarla iflahımız kesildi ve bu yüzden ne huzur gördük ne de kendimize gelebildik.

Bilginin çok çabuk elde edildiği ve paylaşıldığı bilişim çağındayız, bu nimetten yararlanmasını bilenler resmi yalanların farkında ve geçmişine ait ne varsa bulup,  çevreleriyle paylaşmaktadırlar.

Ben de, "En iyi savunma karşı saldırıdır" prensibinden yola çıkarak, yerli ve yabancı araştırmacıların çalışmalarından derlediğim Kurd tarihini, karşı saldırı tarzından yeniden yorumlamaya çalışıyorum.

Yani, Kurdi gençliğin reaksiyonel yanlarını harekete geçirmek ve TC tarafından formatlanan Kurdi hafızanın yenilenerek, moral değerlerin geliştirilmesine katkı sunuyorum.

Bu nedenle de beni milliyetçilikle suçlayanlar oldu, elbette milliyetçiyim, ama milliyetçiliğim, egemen ulusun faşist, inkar ve imhacı milliyetçiliği değil, evrensel kimlik değerlerine saygı duyan mazlum bir halkın var olma çabasıdır.

Beg(y)zadeliğe gelince:

Cumhuriyet öncesi dönemlerde Kurdistan’da iktidar olanlar yerel feodallere bir takım imtiyazlar verirlerdi. İmtiyaz sahibi olan feodaller halk arasında  “Beg”, aile bireylerine de “Begzade” deniyordu.

Bu beyler Kurdi kimliklerinden çok bağımlı olduğu egemenin kimliğine sahip çıkardı. Abbasi beyleri kendilerini Arap, Osmanlının, Türk, İranlısı da aslının Fars olduğunu iddia ederlerdi.

Bu nedenle Kürt Beylerinin çoğu, kraldan daha kralcı kendi kültürlerine ve kimliklerine ihanet etmişlerdir.

Bugünün Cehş ya da korucu başları da mahiyetleriyle beraber aynı yolda yürümektedirler.

“İktidardan uzak olan, mevki ve nimetten de uzak olur”

İktidar nimetinden yararlanma arzusu bir başka aidiyete geçişi dayatır.

Bu yüzden ihaleci ve işbirlikçi olanlar için her yol ve her kimlik mubahtır...

Ve bu yüzden cellâdına tapar Kurd.

1847’de Cizre Miri Bedirhan Beyin Osmanlıya yenilmesinin ardında da bu ihanetçi kompleks yatar.

Yörelerinde merkezi otoriteyi temsil eden Beylere devletin fermanlarının halka duyurulması için birer davul verilirdi.

Kendilerine davul verilen beyler, otoritenin temsilcisiydi, ancak bölgedeki güç dengeleri arasında eski konumlarını kaybedenler, ellerinde kalan davulu çalgı amaçlı kullandırmış ve bu nedenle de bazı beylerin adı davulcuya çıkmıştır.

Buna göre, iradesi ve iktidarı elinden alınan “Beg”,  “beyzade” olurmuş.

Bir başka rivayete göre de “beyzade” denilen kesim, saraydaki cariyelerden doğan bey çocuklarıdır.

Yani beyin saray hanımından doğan çocukları “Begzade” (soylu), cariyeden doğan çocukları ise “beyzade” (soysuz) olarak değer görürmüş.

Gever Beg(y)zadeleri:

Gever’de Beyzade aşiretine mensup birkaç aile vardır, bu topluluğun lideri Gever’in (ilk) ve birkaç dönem belediye başkanlığını yapmış olan Sertip Bey’dir.

Sertip Bey’in karısı Rıhevza Xanım, (İran- Bane) Mir Ali Bey’in kızıdır. (kıça Eli yê Mir ê Banekê)

TC - İran sınır tespitinden sonra şah rejiminde yaşamak istemeyen Sertip Bey, oradaki mal varlığı ve nüfuzunu terk ederek, henüz kurulmakta olan Türkiye cumhuriyetinde ailesine ait mal varlığıyla yaşamayı tercih eder. (Pizok, Bölük, Elver, Mexsudava, Gavgeran köyleri ile Merkezdeki gayrimenkullar) Humeyni devrimine kadar da İranlı akrabaları Sertip Bey’in çocuklarına:” neden gelip arazilerinize (3 köy) sahip çıkmıyorsunuz” derlerdi.

Sertip Bey, Türkiye’yi tercih etmesine rağmen İran ve Irak Kurdler’i ile ilişkisini kesmemiştir.

İran’da bağımsız bir Kürt devleti kurmaya çalışan ve bunun için Nehrili Seyit TAHA ile beraber Londra’da İngilizlerle görüşmeler yapan Kürt lider SIMKO, TC ile Hakkari’de yapacağı görüşmeler öncesinde Gever’de Sertip Bey’e misafir olup, görüşünü alırmış.

Aynı şekilde Şex Mahmut ayaklanması sonrasında Türkiye’ye sığınan Şex Ehmet Berzenci de mahiyetiyle beraber yine Gever’de Sertip Bey’in misafiri olur.

Bir zamanlar Irak’ın tampon bölgesi / Kürdistan’ın Herki mıntıkasında gezerken, Herki aşiret mensuplarının Sertip Bey için “ağa” tabirini kullandıklarını ve Sertip Bey’in, yürütülen Kurdıstan bağımsızlık hareketine verdiği desteğin unutulmadığını gördüm.

Cumhuriyetin ilk döneminde Gever’de başka ağalar da vardı, ama Kurdıstani güçler Sertip Beyi muhatap almışlardı…

Beyzadelerin en yoğun yaşadığı yer İran’ın (Türkiye sınırı) SOMA BRADOSTA bölgesi ile Hakkâri’nin Şemdinli ilçesidir.

Soyadı kanununun çıkmasıyla beraber Sertip Bey İran ile olan bağını çocuklarına aşılamak için soy ismini “SOMA”  olarak yazdırır, fakat bir süre sonra Gever kaymakamının baskısıyla karşılaşır ve soy ismini  “YAŞAR” olarak değiştirmek zorunda kalır.

Devlet, Sertip Bey’i İran ve Iraktaki ilişkilerinden ve geçmişinden koparmak için, Van ilinden önemli miktarda arazi vererek orada ikamet etmesini teklif eder, zamanın Van valisi ve Gever kaymakamı kendisine “devlet senin her türlü ihtiyacını karşılar ve seni ihya eder…” demişlerdir. Ancak Sertip Bey teklifi kabul etmez, fakat devlet de vazgeçmez ve süreç içinde Sertip Bey nüfuzunu kaybeder…

Kürt dostu Sertip Bey’i bertaraf eden sistem, kısa süre içinde kendisine hizmet edecek bir ağa yaratır ve Asurilerden kalan onlarca köyü yeni ağaya hediye eder.

Gever Begzadeler’i ondan sonra beyzade konumuna düşer, çünkü güç ve iktidar yitirilmiştir.

Bu konuda yürütülen espriler de ondan sonra başlamıştır, çünkü TC kendine tehlikeli bulduğu her Kurdi önce güçten yoksun kılar, sonra da itibarsızlaştırır.

“Ne ilginçtir ki, bu esprileri (davulcu) üretenlerin çoğu, Sertip Bey’in kapısında ekmek bekleyenlerdi..!” (Ne’man ASLAN)

Sertip Bey’in davulu yoktu, ama olsaydı eğer, torunlarına miras bırakırdı.

Geverde feodal düzende ilk sosyal çözülmeyi Beyzadeler gerçekleştirdi.

Geverde bir zamanlar en yüksek okuma yüzdesi de Beyzadelerdeydi.

Ayrıca en az sigara ve içki tüketenler de onlardı…

Not:ABD Başkanı Bush’un -bir zamanlar- bilim ve akademi danışmanlığını yapan Prof. Dr. Osman YAŞAR  Sertip Bey’in torunudur. (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=359276)

KAYNAK:
-Şerefname
-Ne’man ASLAN (Ne’man ê şıkak)
-Eli yé İsé (Erin- Doski)
-Hurriyet arşiv

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
83 Yorum