Özgür Amed

Uruk'un Aslanı...Kürdün Basını...

26 Aralık 2011 Pazartesi 22:06

Uruk Aslanı Gılgamış, insan-akrebin dediğini yaptı; güneş yolunu, güneşin doğuş yönünde dağdan geçerek izlemeye koyuldu. 

Bir fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaştı. Işık yoktu, Gılgamış, önünü ardını göremiyordu. 

İki fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaştı. Işık yoktu; Gılgamış, önünü ardını göremiyordu. 

Üç fersah yol alınca çevresini saran karanlık yoğunlaştı. Işık yoktu, Gılgamış, önünü ardını göremiyordu.

Dört fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaştı. Işık yoktu. Gılgamış, önünü ardını göremiyordu. 

Beş fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaştı. Işık yoktu, Gılgamış, önünü ardını göremiyordu. 

Altı fersah yol alınca, karanlık yine yoğunlaştı. Ne önünü ne ardını görebildi. 

Sekiz fersah yol alınca, Gılgamış acı acı haykırdı; ne önünü ne ardını görebiliyordu. 

Dokuzuncu fersahtan sonra kuzey rüzgârının esintisini yüzünde duydu; ama karanlık yoğundu, önü de ardı da görünmüyordu. 

Onuncu fersahtan sonra artık yolun sonuna gelmişti. 

On birinci fersahtan sonra, şafağın ışıkları belirdi.

Ve on ikinci fersahın sonunda, güneş ışınları sel gibi aktı…

***

Ölümsüzlük otunun peşinde koşan Gılgameş’in meşaketli yolculuğu böyle tasvir edilmişti.

Tabi çok zaman geçti. 

Gölgesi boyundan büyük tüm mahlûkatlar, ortalama bir insan evresi ile el-göz üstüne gelip zalim-zülüm nirvanalarını yaşıyor şimdilerde.

Işıkmış, karanlıkmış, fersah fersah yolmuş… Geç bunları!

Toplumsal gerçekliğimizin en acıklı düştüğü yere gel.

Hani ateşin düşüp yakmaktan başka her türlü pisliği reva gördüğü yer.

Misal “Savunmasında "Günde iki paket sigara içerim" diyen Arif Pelit, "Evinde bulunan 19 çakmak hayatın olağan akışına uygun düşmüyor" gerekçesiyle "örgüt üyeliğinden" 7,5 yıl hapis cezası aldı” gibi bir absurdistan çizgisine geril biraz.

Ateşin çakmaktan çıkmadan nasıl da yaktığını gör...

Fersah fersah ışık yılındayız değil mi?

Kesmedi ise şuradan alalım sizi “Gösterilerde molotofkokteyli, havai fişek, taş, misket atan göstericilere karşı polis dört çeşit mühimmatı olan öldürücü etkisi taşıyan hava basınçlı tüfek kullanacak” …

Karanlık çağın tasvirlerine, ritüellerine bak. 

İnsanlıktan fersah fersah uzaklaşmanın seyrine bak...

Hey gidi Enkidu! Hey gidi orman heybesinden vahşiliğe adım atan adam.

Bak bakalım ne görüyorsun şimdi. Vahşilik, yeti kaybı ve yaban olma hali neymiş bir okuda titre ciğerim: “Ege Üniversitesi öğrencilerinden Ufuk Aydın ve 5 arkadaşı geçen yıl Halepçe ve Kızıldere katliamlarını andıkları ve posterler astıkları gerekçesiyle 21 aydır cezaevinde” …

***

Demem o ki, yaz yaz buradan Uruk kentine yol olur.

Sağdan paket gösterip soldan cezaevine sokma işini iyi bilen hükümet daha çok çorap örecek.

Devletler kötü bişi yapacakları zaman, iyi-tatlı bir dil kullanırlar öncesinden.

Hak-paket derken, 35 gazetecimizde içerde.

Habere koşan, gerçeklerden taviz vermeden yol almak isteyen, susturulanın sesi olan Kürt basının 113 yıllık macerasında denenmemiş bir yöntem değil bu durum.

Ondandır en başa Gılgameş destanından bir paraf yerleştirmem.

Kürt basınının da yolu, yolculuğu aynen öyledir. Biz daha birkaç fersah yol almışız.

Karanlık bir andayız. Işık yok maalesef.

Tarihin diyalektiği şaşmayacaksa, şafağın ışıkları belirleyecek.

Ve güneş ışınları sel gibi akacak… Akmalı bize de.

Bu yazı toplam 10263 defa okunmuştur
fersah diyerek yazarımla dalga geçme
 // xalıd
gerçekten de okumamışsın gılgamışı. çünkü okusaydın eğer bir türk değil de kürt destanı olduğunu gılgamış sözcüğünden de anlardın zaten. yazarla dalga geçeceğine biraz oku da birşeyler öğren... on cümlen bir kelime değil, bir kelimen on cümle anlam etsin......
05 Ocak 2012 Perşembe 19:47
sayın bay demokrata
 // heval
sizlerin 1960larda sahip olduğunuz şeylere anca 2003'te ulaştık. hatta ulaşamadık bile. eğer birdevletin hizmetini bir yol ile tam yaptığını düşünüyorsan bu da gösterir ki sen daha buharlı arabaların olduğu dönemde kalmışsın. çünkü anca o zaman yol demek büyük bir hizmet demekti. ev yasğına gelelim. neden vardı? çünkü kürtler insan muamelesi görmüyorlardı. en temel kültür,dil hakkı yasaktı. batıdaki bir insanın en temel hakkıyken dili kürtlerin kendi dilini konuşması yasaktı. sürekli ölüm sürekli zulüm görüyordu kürtler. almanların nazilere yaptığını siz kürtlere yapmaya kalkışıyodunuz ve en sonu da uludere katliamı idi. devletinin tarihi gerek ermeniler olsun gerek kürtler konusundaolsun çok kirli....
05 Ocak 2012 Perşembe 19:31
ne kadar özgürsün
 // bay_demokrat
Özgür amed rumuzlu özgür genç....90 lı yıllara götür bizi..faili meçhullerin,köy yakmaların,baskıların,asit kuyularının,reddin inkarın asimilenin olduğu le diyeninin lo diyenin hapse atıldığı 80 lere 90 lara götür bizi..olağanüstü halin acımasız ve katı uygulandığı evden çıkmanın yasak olduğu o yıllara götür bizi...DEP li vekillerin sizlerden iki şey istiyoruz Kürtçe serbestçe konuşulsun ve OHAL kalksın başkada bir talebimiz yok dedikleri o yıllara götür bizi götürdün mü?? hadi şimdi 2003 sonrasını anlat Türkiyeden g.doğudan bahset..OHAL in kalktığı,Kürtçenin serbest olduğu,köy mezra isimlerinin kürtçe olduğu,duble yolların,modern hastanelerin okulların,sağlık ocaklarının yapıldığı. kadınların kızaklarda doğurmadığı bu günlere gel hadi...
01 Ocak 2012 Pazar 23:59