1. YAZARLAR

  2. Erkan Çapraz

  3. Sessiz Çığlıkların Duyulmadığı Memleket
Erkan Çapraz

Erkan Çapraz

Yazarın Tüm Yazıları >

Sessiz Çığlıkların Duyulmadığı Memleket

A+A-

“Gerçekler her zaman acı verir” demek o acı gerçekleri kabullenmek değil midir? Aslında doğru, bizi acıtan o gerçeği yakalamak ve üstüne gidebilmek, onu çürütmek olmaz mı?

Böylesine acının ve çaresizliğin her vakit yaşandığı bölgemizde neden hala bunları konuşuyor ve tartışıyoruz?

Acı olduğu için mi, yoksa gerçek olduğu için mi?

Yaşanan bu karmaşık ve dengesiz zamanda elbette bizler de sürükleniyoruz. Elbette ki biz de bu karmaşaya katkı sunuyor, onun bir parçası oluyoruz.

Yıllardır çektiğimiz sıkıntılar ve sorunlar yetmezmiş gibi bütün bunların üstüne bir de uyuşturucu ve irtica gibi sosyal dengeyi çözümzüzlüğe ve imhaya götürebilecek kavramlar ile savaşıyoruz.

Tabi ki bunları doğuran ve önümüze sorun olarak getiren sosyo-ekonomik çözümsüzlükler yok değil fakat, böylesine savunmasız kalmamak, yani yaşananları sebep-sonuç ilişkisinden çıkarmak yine bizden gelmelidir. Çünkü bilmeliyiz ki yaşanılanlara, yaşadığımız hiçbir olumsuzluk neden değil, sadece yılların içinde devamlı saklı tuttuğu bir sonuçtur.

Bölgesel ve sınırsal yaklaşımların sonucunda; ortak düşünme ve hareket etme yeteneğimizi kaybeder, ben merkezci bir durum içinde birer birey olarak davranış sergileyerek çok şeyi kaybedecek bir konuma geliriz.

İşte bu noktada Yüksekova nüfusunun büyük bölümünü oluşturan gençlik üzerinde birkaç şey söyleyebiliriz.

Evet, belki herkes çok konuştu, belki de çok yorum yapıldı ama gerçekten yaşadığımız memleketimizde gençler ne kadar hayatın içinde? Kendilerini ne kadar hayata katabiliyor, ve kendilerini ne kadar ifade edebiliyorlar?

Popüler kültürün ve yozlaşmanın hayatımıza yeniden girdiği ve belki hayatımıza yön verdiği bu zamanda bölgemizdeki gençler nereye doğru gidiyor ve nereden uzaklaşıyor?

Son zamanlarda konuşulan ve belki de her duyduğumuzda içimizi acıtan kabullenmekten kaçındığımız uyuşturucu-irtica gibi kendimize ve bizim varolduğumuz toplumumuza asla konduramadığımız bu konular üzerinde elbette söylenmesi ve konuşulması gereken birşeyler vardır.

Aslında sosyal, ekonomik, kültürel, bölgesel olarak doğan fakat daha sonra bireyselleşme sürecine giren sıkıntı ve sorunların, imkansızlık doğurduğu ve önümüze en olmadık bir anda geldiği unutulmamalı. Bunun da yaşananlara büyük bir neden-sebep olduğu bilinmelidir.

Bilinmez bir arayış içinde olmaktır bizi yanlışa sürükleyen.

İnsanlığın tabiatında vardır, kendimizden farklı biçimde yaşayanlara farklı biçimde yaklaşmışlar sergiler ve hiçbir yargı ve süzgeçten geçirmeden kendimizi onların yerine koymak isteriz. Bilmeyiz belki de onların da hep bizim yerimizde olmak istediğini. Birşeylerin kıymeti bilinmeli. Çünkü, kıymete alınmayan hiçbir şey bize sahip çıkmaz. O halde bize sahip çıkabilecek değerleri hayatmıza daha çok sokmalıyız.

Yıllardır kimsenin başedemediği hatta başından savdığı herşeyle olan mücadelede biz galip geldik.

Bunda da galip geleceğiz. Çözümün üretmekten geçtiğini, kurtuluşun üretici güç ile kazanılacağını beynimize yazmalıyız. Özgür ve sağlam bir sosyal birey gibi düşünerek bundan kurtulmalı, yaşamımızın içeriğinden bu kavramları fes etmeliyiz.

Bölge insanı olarak her zaman, her an herşeye hazır olduğumuzu hep gösterdik…

Bizi tanımayanlara, istemediğimiz ve kabullenmediğimiz hiçbirşeyi üstlenmediğimiz gibi bunu da kabullenmeyerek bir kez daha kendimizi kanıtlamalıyız.

İşte şimdi bu benim, senin hepimizin asli görevi…

Eğer bu görevi yerine getirir ve doğruluğa, dürüstlüğe bir adım daha yaklaşırsak, yıllardır emekleye, emekleye gidilen yolun son çeyreğine kadar koşarak geldik demektir.

Bilmeliyiz ki; toplumun dinamik gücü ve bilincine sahip olan gençliğin ortak ve özgür bir toplum yaratma bilinci ve hevesi, ana göre kendini yenileyebilmesi ve gerektiğinde kendini soyutlaması bizim tek silahımızdır.

Sosyal ve kültürel alanda daha çok varolmalı ve herşeye kendimizi dahil edip, toplum içinde kendimizi kurtarmış ve asıl bu toprağın gençleri olduğumuzu kanıtlamalıyız. Eğer ki kültür ve yaşama karşı duruşumuz belli ve düzenli bir yaşam biçimini arıyorsa veya o yaşam tarzını yaşamaya çaba gösteriyorsa, kendimizi sorgulayabilme cesaretine erişmişiz demektir.

Sorgulayıcı, aklın üstünlüğüne önem veren, bilhassa eğitim, kültür gibi temel unsurlarını temel alarak bölge kalkınmasını kendisine şiar edinen beyni, fikri ve vicdanı hür genç arkadaşlarımın, çevreleriyle ilgilenmeleri ve bilinçli birer birey olarak bunu bütün bölgede yaygınlaştırmaları gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki; Gençliğe sorumluluk vermek, yeni bir umut vermektir.

* İkinci kez yayınlandı...

Bu yazı toplam 10383 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.