Ümit Yazıcıoğlu

Katil Kim? Fransa'dan açıklama

23 Ocak 2013 Çarşamba 11:52

Cinayetle ilgili yetkili Fransız Savcı 21.01.2013 de bir açıklama yaptı: Yapılan bu açıklamaya göre,  

a)    Savcinin söyledikleri

„Öldürülen Sakine Cansız ile son görülen kişi kameralarda tespit edilen Ömer Güney.  3 kadın aynı silahla öldürülmüş. Paris'teki 3 PKK'lı kadını öldüren kişinin Sakine Cansız'la son görülen Sivas doğumlu Ömer Güney olduğu açıklandı. Ömer Güney'in 2 yıldır PKK üyesi olduğu bildirildi. Paris'te öldürülen 3 kadının soruşturulmasına ilişkin açıklama yapan Paris Cumhuriyet Savcısı François Molins, cinayetlerle ilgili gözaltına alınan Ömer Güney isimli şahsın ''baş zanlı'' olduğunu bildirdi. Adalet Sarayı'nda akşam üstü basın toplantısı düzenleyen savcı Molins'e soruşturmayı yürüten polis ekibinin müdürleri Christian Lothion ve Christian Flaesh eşlik etti. Cinayetlere ilişkin genel bilgi veren Savcı Molins, Fidan Doğan'a 4, Sakine Cansız'a 3 ve Leyla Söylemez'e 3 mermi isabet ettiğini söyledi. Molins, bir silah bulunduğunu ve silahın yarı otomatik 7,65 milimetre çapında olduğunu belirtti. Trafik kameraları ve mağazalardaki güvenlik kameralarının tek tek incelendiğini anlatan Savcı Molins, Ömer Güney isimli zanlının Sakine Cansız ile cinayetin işlendiği Rue Lafayette 147 numaraya 11.29'da geldiğini ve 11.49'da ayrıldığını tespit ettiklerini söyledi.
Molins, Güney'in binaya ikinci kez 12.11'de geldiğini ve 12.56'da ayrıldığını açıkladı.
Savcı Molins, öldürülen kadınlara yapılan otopsi sonucunda cinayetlerin 12.43-13.21 civarında işlendiğinin belirlendiğini, bunun da Güney'in binaya ikinci gelişiyle çakıştığını duyurdu. Molins, Ömer Güney'in cinayetten bir gün önce Sakine Cansız adına 1000 avro çektiğinin belirlendiğini, gözaltına alındığında yapılan üst aramasında, 930 avro bulunduğunu kaydetti.16 Nisan 1982 Sivas Şarkışla doğumlu Ömer Güney'in iki yıldır PKK üyesi olduğunu açıklayan Savcı Molins, gözaltında Güney'in cinayetleri itiraf etmediğini ancak çelişkili ifade verdiği için şüpheleri üzerine çektiğini bildirdi. Ayrıca Güney'e ait bir çantada barut izine rastlandığını bildiren Molins, tüm bu gerekçelerden dolayı Ömer Güney'i cinayetlerin baş şüphelisi olarak kabul edildiğini ifade etti. Polisteki sorgusu tamamlanan Güney'in tutuklanma talebiyle mahkemeye gönderildiğini belirtti“.  

b)    Konuyla ilgili KP sitesinde Hüseyin Turhallı  hakllı olarak aynen şöyle diyor.

„Binadakilerin polise verdiği bilgiye göre silah sesi duyduklarını söylemelerine rağmen silah sesinin hangi saatte duyulduğuna ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi.

PKK’ye yakın kaynakların basına yansıyan açıklamalarına göre katledilen üç çalışanıyla saat 12’ye kadar telefon üzeri bağlantı içinde oldukları, ancak daha sonra telefonlarının cevap vermediğini söylediler.

Bu durumda cinayetin işlendiği zaman dilimi her iki tarafça da doğrulanmaktadır.

Ceza Hukuku ve suç bilimi (Kriminoloji) soyut söylemleri değil nesnel verileri esas alır. Şu şöyle söyledi, bu böyle söyledi, zaten şu şöyleydi bu böyleydi türünden sözler suç ve suçlu tespitinde “boş laf” ve hatta delilleri karartmak amacıyla koparılan gürültü olarak değerlendirilir.

Elimizdeki veriler bu ve biz şimdilik bu verilerden hareketle değerlendirme yapmak mecburiyetindeyiz. Kuşkusuz farklı veriler soruşturmanın seyrini ve çapını değiştirebilir.

Bir hukukçu ve aynı zamanda adli tıp ve kriminoloji alanlarında kafa yormuş biri olarak söylememiz gereken bazı hususlar var:

Ölüm halinde suç ve suç faillerinin tespitinde öncelikle tespit edilen ölüm orijinidir. Ölümün nedeni cinayet mi, kaza mı, intihar mı sorusuna cevap aranır. Eldeki verilere göre bu sorunun cevabı bulunduktan sonra olayın gerçekleştiği zaman dilimi tespit edilir. Elde edilen ve edilecek olan bütün deliller bu zaman dilimine göre değerlendirilir.

Savcı ne diyor? “cinayet saat 12.43-13.21 arasında işlenmiştir” . Cinayetin kesin olarak hangi anda işlendiğini patlama sesini duyan komşuların vereceği bilginin yanında adli tıp incelemesinde de kesin olarak belirlenebilir. Kanın oksijenle teması, pıhtıllaşma durumu, yara ekimozları, beyin ve kalp ölümleri üzerinde yapılacak bir otopside kesin bilgiye ulaşılır. Kanaatimce savcı, ölüm anı için zaman aralığını 40 dakika belirsiz olarak ifade etmekle belirsizliği daha da arttırmıştır.  48 saat içinde gerçekleşen ölümlerde bu süre kesine yakın olarak tespit edilebilir.  

Bu sürenin uzun tutulmasındaki sakınca şu: Güney, saat 12:56’da binadan ayrılıyor. Dolayısıyla 12:56, 13:21 arasında başkaca şahıslar büroya girip bu cinayeti işleyebilir.

Ancak bu şüpheyi giderecek ikinci bir veri, Güney’in dışarı çıkarken elinde taşıdığı çanta üzerinde barut izlerine rastlanılıyor olmasıdır. Ve bu durum cinayetin Güney tarafında işlendiği kanaatini güçlendiriyor

Bu durumda yapılması gereken ilk şey katil zanlısının bedeni üzerinde inceleme yapmaktır. Otomatik veya yarı otomatik silahlar ateşlendiğinde barutun bir kısmı geri itme kuvvetiyle mermi kovanını dışarı atar. Mermi kovanı dışarı atılırken yanmamış barut taneciklerinden bir kısmı silah kullananın eline ve elbisesine yapışır. Elbise çıkarılıp atılabilir, yıkanabilir. Bu durumda barut izine rastlamak çok zor. Ancak imkansız değil. Ancak katil derisini söküp atamaz. Sanığın derisi ve kanında yapılacak laboratuar incelemesiyle barut nüvelerine ulaşmak mümkün. Bunun yapılmamış olması diğer delillerin gerçekliğine gölge düşürüyor. Biz bu incelemenin yapılıp  yapılmadığını bilmiyoruz. Ancak yapılması gerekiyordu.

Bunun dışında yapılması gereken fizik-matematik işlemleri var. Kurşun namludan çıktıktan sonra belirli bir açıyla cisme isabet eder. Bu durumda katilin yaklaşık boyunu tespit etmek mümkün. Bunun gibi barut izlerinden hareketle ateş mesafesi tespit edilebilir. Ateş mesafesinin tespiti katilin  mağdurlarla olan ilişkisinde önemli bir veri olarak değerlendirilir.

Buna karşı Güney, cinayetle bir alâkasının olmadığını, kameralar üzerinde oynandığını iddia ediyor. Kuşkusuz sanığın bu beyanları da dikkate alınmalıdır. Bu durumda yapılması gereken, kameraların yeniden incelenmesi, arada bir kesikliğin, kopukluğun, eklemelerin olup olmadığının araştırılması ve görüntü takibinin sürekli olup olmadığının netleştirilmesi gerekiyor.

Savcılık iddiasına ve sanığın beyanlarına göre Güney 2 yıldan bu yan PKK ile ilişki içinde çalışma yürütmekte, Sakine Cansız’ın bürokratik işlemleriyle ilgilenmektedir.

Sonuca gelelim.

Elimizdeki verileri değerlendirdiğimizde cinayetin Ömer Güney tarafından işlenmesi kuvvetle muhtemeldir. Kuvvetle muhtemel diyoruz. Zira bizi kesin kanaate ulaştıracak yeteri bilgiye sahip değiliz. Ayrıntıları daha fazla bilmiş olsaydık, söylenecek birkaç söz daha olacaktı. Ancak bu kadar.

Sanığın bilinen ve tanınan biri olması bağlantı sorununa cevap bulmayı kolaylaştırmaktadır. Daha da ötesi telefon üzeri yapılacak araştırmalarda Güney’in bağlantılarına ulaşmak hiç de zor olmayacaktır.

Eğer cinayet Ömer Güney tarafından işlenmişse cinayetin işlenmesindeki “saik”in (amacın) araştırılması hukuki açıdan bir sonuç yaratmasa bile katledilenlerin politik kimlik taşımaları nedeniyle politik açıdan önemli sonuçlar yaratır. Bu saikin araştırılması da önemli bir husus. Bunu da sanığın mağdurlarla ilişkisinden çıkarmak mümkün.

Yine bu süreçte çok sayıda PKK çalışanı gözaltına alındı, sorgulandı ve halen tutuklu bulunan çok sayıda kişi var. Ortam dinlenmesiyle ilgili olarak bu şahısların dosyasında belge bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Buradan giderek cinayetin işlendiği andaki sesleri tespit etmek mümkün.

Bir önceki yazımızda “kurt, yabanda koyunu yer, çoban sorumlu tutulur. Katledilenler PKK’nin çalışanları ve PKK bu cinayetin aydınlatılmasından sorumludur” demiştik. Bu sözümüzü tekrarlıyoruz.

Bununla beraber PKK’yi 1978’den beri takip eden, tanıyan ve geçmişte içinde bulunmuş biri olarak vicdani kanaatim şu:

Cinayeti Ömer Güney işlemiş olsa bile, maktullerin durumuna, cinayetin işlendiği yere, işleniş biçimine ve verilen tepkilere bakıldığında bu cinayetin PKK tarafından organize edilmediği kanaati ağırlık kazanıyor.

Bu benim kanaatim. Ancak çok iyi biliyorum ki milyonlar benim gibi düşünmüyor. Onun için bir taraftan katilin kesin olarak kim veya kimler olduğu araştırılırken diğer taraftan da şu sorulara cevap bulunmalıdır.

-Ömer Güney kimdir, nereden geldi, geçmişi nedir, aile ve sosyal çevresi kimlerden oluşuyor?

-Ömer Güney’i kim PKK ortamına kattı?

-Bürokratik işlemleri ile ilgilenmesi için Sakine Cansız’a kim tavsiye etti?

-Ömer Güney bir ajan sızması mı? Yoksa arada şahsi nedenler var mı?

-Sakine Cansız ölümünden üç gün önce Paris’e geldiğinde Ömer Güney ile ilişkisini kim veya kimler sağladı. Kimlerle iletişim içinde oldu ve Ömer Güney’e kimler teslim etti? Bütün bu hususların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Buraya kadar söylediklerimiz elimizdeki verilerin söylediğidir. Ancak olayın ortaya konuluş biçimine bakıldığında sanki ortada bir senaryo var gibi geliyor insana. Ve ben şu an o hisler içindeyim. Bu da kuşkularımı arttırıyor. Bu nedenle elde edilen delillerin incelenmesi sadece ve sadece Fransız polisine ve istihbaratına bırakılmamalıdır. Davaya dahil olan avukatlar bu konuda ciddi şüphelere ulaştıklarında uluslararası bağımsız kuruluşlardan yardım ve destek istenmelidir.

Ne demiştik?

Oyun büyüktür ve büyüyor….”

Yukarda KPdan  alıntıladığım Hüseyin Turhallı nin  bu hukuki degerlendirmesi  çok önemlidir, gerçeği gün ışığına çekecek bir ipucu niteliğindedir. Dolayısıyla yetkili Fransız mercileri tarafından  ciddi  degerlendirilmelidir.

Bu yazı toplam 12849 defa okunmuştur
iki kot pantolon
 // Hasret Birsel
Ömer Güney Cuma günü sabah dokuz ile onbir arası iki kot pantolonunu, bir de kot gömleğini alıp söz ettiğim bu sokaktaki kuru temizleyiciye götürüyor. Hemen temizlenmesini istiyor. Temizleyici bunun mümkün olmadığını, bir gün sonra alabileceğini belirtince, iki katı para vermeyi teklif ediyor. "Dün kapalıydık, çok işimiz var, bu gün yetiştiremeyiz" cevabını alınca da bir gün sonra gidip kıyafetlerini kuru temizlemeden alıyor. Kuru temizleyici basından resimleri görünce çok şaşırıyor. İnanamıyor... Kıyafetlerin kirli olduğunu, ama çok dikkat etmediğini, üzerinde kan ya da başka lekelerin olup olmadığını hatırlamadığını söyledi. "Keşke bilseydim temizlemezdim saklardım kıyafetleri" derken derin bir üzüntü vardı sesinde......
27 Ocak 2013 Pazar 21:40
‘Hiç şüphe duymadı’
 // Nesrin Körsu
Le Monde gazetesi, Paris cinayetlerinin baş zanlısı Ömer Güney’in profilini çizdi. Üc yargıcın davasına baktığı Güney’in eylemleriyle tanınmadığını fakat polisin verdiği bilgilere göre kurbanlara ateş edilirken hiç şüphe duymadığı ve olay yerinde bulunduğunun kesin olduğunu belirtti. Yaşanan trajedinin çok önceden hazırlandığı ve hala birçok sırrın gözardı edildiği yorumlarına yer verilirken bazı soruların cevapsız kaldığını söylendi. Gazete üç soru üzerine yoğunlaştı: PKK içindeki iç hesaplaşma mı? Farklı bir kişi mi? Kürt hareketine karşı olan radikal Türk hareketi mi? Gazete hala süren soruşturmanın bu soruları aydınlatmasını bekliyor....
24 Ocak 2013 Perşembe 04:12
Son bir soruyla, yazıyı bitirelim.
 // RM
Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu (FEYKA) Başkanı Mehmet Ülker, Ömer Güney’e dair ANF’ye yaptığı açıklamada şunları söylüyor:
“Görünürde Villiers-le-Bel Derneği'nin üyesi. Gecelere, aktivitelere katılan, dil sorunu insanlara tercümanlık yapmaya çalışan biri. Bu şekilde güven veriyor. Kendisini Fidan Doğan arkadaşımız arıyor. Sakine Cansız'ı Kürt Enformasyon Bürosu'na getirmesini istiyor.”
Ülker, Fidan Doğan’ın Cansız’ı büroya getirmesi için Güney’i aradığını belirtiyor.
Peki ya Fidan Doğan, Güney’i değil de bir başkasını arasaydı ne olacaktı?
Bu katliam bir tesadüfi arama sonucu mu gerçekleşebildi?...
24 Ocak 2013 Perşembe 03:31