Özgür Amed

Hukukun badem postalları...

16 Ocak 2012 Pazartesi 22:22

Yanılmıyorsam 2011 Ocak ayı idi. Beypazar’ına giden mevsimlik işçiler feci bir kaza geçirmişti. Havuç toplamaya giderken, savrulan darmadağın olan ölü bedenlerini toplamak zorunda kalmışlardı.

O kazada yakınlarını kaybedenlerden biri, durumu çok güzel özetlemişti “Yaşamamıza izin verilmeyen topraklarımıza, cenazelerimizi defnetmeye gideceğiz” diyerekten…

Kara Perşembe’nin 100.haftasında “Hukuk ve adalet hiçbir siyasetin intikam alma aracı haline dönüştürülmemelidir” diye konuşunca Sayın Osman Baydemir, nedense bu cümle aklıma geldi. Şimdi de yaşamamıza verilmeyen topraklar, cezaevlerine dönüştürüldü. Yeni nesiller orada yaratılmak isteniyor.

Gidip onlara “Şehrimizin etrafına çekin kalın duvarlar ve teller; bizi ve kendinizi de kökten kurtarın” desek, hatta ricada bulunsak, hiçte fena olmaz. Bitsin bu aptal hukuk çağı. Çünkü “Ruhumda iki kurşun deliği, iki gözün yavaş yavaş acele eden namlusundan, derimde binlerce dokunuş yarası” diyen M.Chase’nin tasvirine adım adım geliyoruz…

 
İncelen bıyık oranına paralel ‘postal’ yakınlaşmalarının gerdeğe girdiği şu aylarda, yeni faşo-milliyetçi hezeyanlarında kamçılanması ile ne yazık ki en güzel tecavüz edilen şeyin hukuk olduğu ortadır. Osman Bey hukukçu kimliği ile çok iyi bilir ki, Hukuk denen şey, zaten devletin öç almasıdır. Kendi işlerini daha rahat yapıp kılıfa uydurmak maksatlı bir dizi aşağılık yazı toplamıdır, harfler yığınıdır. Cinayeti, yolsuzluğu, kıyımı, adaletsizliği ve aklınıza gelecek her şeyi, “dokunulmaz, halk iradesi ve kararı” etiketleri ile süslediği o hukuka tecavüz etmeden de duramaz. Çünkü kendini de aklar…

Milliyetçiliğin tavuk üretir gibi, en akıl almaz totemlerle, sembollerle, faşizan slaytlarla, kindar insanlarla ruhlara empoze edildiği kışlalarda, Ocak 2012 içinde 6 asker öldürüldü. “En güvenli kurum” adlı ünvanla yıllarca, var olmayan, kime sorulduğu da bilinmeyen anketlerin yüceltilip, pişirilip o pislik hukukun ‘medyasında’ aziz û muhterem milletin önüne haberleştirildiğinden artık kendisi de bihaber.

Belleğini yitirmiş, uzaktan demokrat, yakından Salo Cumhuriyeti kesilen; uzaktan köle dostu, yakında köle tüccarı iktidarın da haberi var ama aynı zamanda yok.
 
Ve tüm bunların arasında Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz çıkıp gündemi ''Bizim rakiplerimiz artık komşu ilçeler değil, komşu iller değil. Artık bizim Türk insanının rakibi Almanya, Fransa ve Amerikadakiler. Böyle bakabilmek lazım. Amerika'daki bir gezi sırasında Amerikalılardan teknoloji transferi istenildiğinde çok net olarak şunu söylediler; 'Siz bizim rakibimizsiniz. Dolayısıyla biz size niye teknoloji transferi yapalım ki...' Buradan da anlaşılıyor ki Amerika bizi rakip görüyor” akıl içermeyen sözleri ile ters yüz ederken, hayret bile edemiyorsunuz…

Kendi kışlasında yüzlerce genci faili belli edenler, Irak’ta ki vahşet ölüm mangaları ile rekabet halinde de haberi mi yok? Var tabi ki.

İran’ın “Akıllı olun” söylemine de Satürn gezegeni ile işbirliği protokolünü medyasına sunar artık bakan. Kendi "topraklarına" olmayan başarılarını serper...

Bu yazı toplam 7137 defa okunmuştur
tebrikler
 // recep büyükşahin
yüksekova gibi türkiyenin öbür ucundan böyle düzgün bir yazı ve gazeteciliği tebrik etmek gerekir.braqvo diyorum....
20 Ocak 2012 Cuma 00:04
yazın
 // zafer artuş
yazılarını okumak buyuk zevk verıyor kalemıne yuregıne saglık...
19 Ocak 2012 Perşembe 17:41
23:52
 // nuhat
Kalemine sağlık yine çok güzel yazı yazmışsın...
17 Ocak 2012 Salı 23:52