Ümit Yazıcıoğlu

GÜNEYDOĞU

2006-04-03 13:18:14

Başbakan Erdoğan, “Çocuklarınıza sahip olun yoksa ağlayabilirsiniz" diyor, bu cümle olayların AKP''nin de denetimi dışına çıktığını gösteriyor.

Aynızamanda Başbakanın da bilmesi gerekirki, bir ailenin en kıymetli varlığı çocuklarıdır. Hangi anne baba çocuğunun dağlara çıkmasını, veya Diyarbakır'da sokaklarda kurşunlanmasını ister?

Abdullah Duran ilkokul ikinci sınıf öğrencisiydi. 9 yaşında veda etti hayata... Amcası Mehmet Duran, dün taziyeleri kabul ederken haykırıyormuş: "Çocuğa neden kurşun sıkıyorsunuz? Bu nasıl adalettir? Neden bir tek devlet yetkilisi kapımızı çalmıyor? Biz bu ülkenin yurttaşı değil miyiz? Bu kan yerde kalır mı?“

Bu sorular aynızamanda
bölge insanının devlete artık tam olarak güvenmediğini gösteriyor. Meselenin mihrak noktası gazeteci yazar Lütfü Oflaz tarafindan şöyle dile getiriliyor: „Şemdinli'de derin devletçe gerçekleştirildiği iddia edilen bombalama olayından sonra, "Ucu kime giderse gitsin oraya kadar gidilip sorumlular ortaya çıkarılacak ve cezalandırılacaktır" şeklinde bir konuşma yapan Başbakan, bugün tam aksini yapıyor. Bu işin sorumlularını ortaya çıkarmaya çalışan Van Cumhuriyet Savcısı'nı cezalandırıyor. Şemdinli'deki bombalama olayının derin devletin işi olduğunu ve emir komuta zinciri içinde gerçekleştiğini ima eden Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı'nı cezalandırıyor."

Diyarbekir Valiliği'nde geçenlerde, başta Başkan Osman Baydemir ve DTP''li belediye başkanlarıyla toplantı yapıldı. Birlikte olaylar yatıştırılmaya gidildi. Baydemir,  "Barış için olaylara son vermeliyiz" dedi, halkı yatıştırdı ve sorumlu hareket etti. "İnsanlar zaten sorunun silahlarla çözülmesine inanmıyor. Kürt halkı kendilerini kucaklayacak, şefkatle yapılaşacak bir beklenti içinde. Ama bu beklentiye cevap ters verildi. Bölgedeki bazı belediye başkanlarıyla ilgili olarak, başkanların sözde sorumlu hareket etmedikleri ileri sürülerek, haklarında kanuni işlemler başlatıldı. Bu da Kürt sorununda yeni bir kırılma noktasına doğru gidildiğini işaretetmektedir.

Demokrasi, insan hakkı, özgürlükler gibi çağın parlak kavramlarını dillerinden düşürmeyenler zaman zaman istemedikleri halde yüzlerindeki maskeyi düşürüyorlar; telaşla geri koyuncaya kadar da bazı şeyler görülüyor, anlaşılıyor. Örnegin bugün bölgede DTP'li belediye başkanlarına karşı aynı 1994'te DEP milletvekillerinin meclisten atılmasına benzer, bir oyun sergileniliyor. DTP'li belediye başkanlarını görevden almak istiyorlar." Ben de buradan soruyorum çoğunluğun iradesini iptal ederek “çoğulculuk” olur mu?

Başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu'nun bazı il ve ilçelerinde başlayan şiddet olayları Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) geriye dönüş endişesine neden olmaktadır. Sorun Türkiye'nin ciddi sorunudur. Daha önceden verilen hakların şimdi tekrar geri alınması ile problemler çözülemez.

Son günlerde meydana gelen olaylar onaylanabilir değildir. Bizler yıllar öncede bu filmi gördük. Çıkartılmak istenen TMK hiçbir derde deva olmayacaktır. Geçmişte yıllarca bu ülkede sıkıyönetim vardı ne oldu? Böyle bir yasa kabul görürse bundan herkes nasibini alır. Kişilerin hak ve özgürlükleri kısıtlanacak, uzun süre gözaltılar başlayacak, telefonlar dinlenecek ve herkes fişlenecek." Bu da dolayısiyle Türkiye'nin Avrupa Ortak Topluluğuna girmesini önleyebilir. Ülkenin uluslararası arenadaki görünümüne zarar verir.

Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan olaylarının yılların ihmalinden kaynaklandığını, kendilerinin bu ihmali telafi etmek için çalıştıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan bilmelidirki   Türk’üyle, Kürt’üyle hepimizin ortak derdi, daha çok aş ve daha çok özgürlüktür. Hepimiz birinci sınıf bir demokrasi ve hukuk devleti olmamızı istiyoruz. Hep birlikte, adalet, barış ve özgürlük isteyelim. Bunlar, birbirimizden elde edeceğimiz değil, hep birlikte başkalarının elinden kurtaracağımız değerlerdir. Adalet yoksa barış da yok. Barış yoksa özgürlük nasıl olur!

Sonuç olarak, bugün ülkede yargı bağımsızlığı ve siyasetin bağımsızlığı tehlike altındadır.

uemit@yazicioglu.de - http://www.yazicioglu.de/

Bu yazı toplam 10256 defa okunmuştur