Necip Çapraz

Cumhuriyete Bir Hediye Verelim!

30 Ekim 2008 Perşembe

Ülkemizin en büyük sorunu olan Kürt sorunu üzerinde herkes fikir beyan etmekte; kimi yıllardır süregelen şiddete dayalı yolların çözüm getireceğine inanırken, kimi Kürt sorununa sosyolojik açıdan bakıp onu siyaset içinde değerlendirerek çözüme ulaştırma yolunun daha mantıklı bir yol olacağına inanıyor.

 

Kürt sorunu kamuoyunda tartışılırken, son günlerde PKK lideri Öcalan"ın ceza evi şartlarının uygun olmadığı, kendisine psikolojik ve fiziki baskı uygulandığı ileri sürüldü. Bu iddianın sonrasında kitlesel halk eylemleri başladı. Doğu ve Güneydoğu"da hayat kilitlendi. Ülkenin birçok noktasında alevler yükseldi. Bu olaylar sırasında polisin “kontrolsüz güç kullanımına” şahit olduk, kontrolsüz gösterilere de.

 

Olaylar, Kürt sorunun çözümünde şiddeti savunanların ekmeğine yağ sürdü. Savaş çığlıklarının bu kadar yükseldiği bir ortamda elimizden geldiği kadar halkların düşmanlığını önlemeliyiz. Şiddetin çözüm olmadığını algılamalı ve sorunların konuşularak halledilmesi gerektiği üzerinde durmalıyız.

 

Bu güne kadar birçok iktidar partisinin yok olmasına neden olan Kürt sorunun çözümsüzlüğü halen devam ediyor. AKP hükümeti de deneme yanılma sistemiyle sorunun hal çaresine bakıyor. Reçetesi ise, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde sosyal ve ekonomik adımlar atmak. Bunu da son gösterilerden sonra Adana Valisi"nin yaptığı gibi sivil itaatsizliğe karşı koz olarak kullandıkları görülmektedir.

 

Burada dikkatlerden kaçan şey şu oldu; önceki hükümetler tarafından kurulan istihdam alanlarının birçoğu kar etmedi. Sonuçta çok büyük paralarla kurulan tesisler askeri kışla oldu. Özellikle hayvancılık alanında kurulan et balık tesisleri vb.

 

AKP"nin bu bölgeye istihdam mantığıyla bakması sorunu çözemiyor, çözmeyecek. Bu hükümet sonuç alamayınca özellikle Başbakan Erdoğan Doğu ve Güneydoğu"da Kasımpaşa Kabadayısı edasıyla geziyor. Sorunun muhatabı olarak görülen ve sorunun çözümü için kafa yoran herkesi tehdit ediyor.

 

Başkalarının da bölgede planları vardır denilerek hep sorunun başka güçler tarafından ortaya atıldığı izlenimi verilmekte, “iç ve dış mihraklar”lardan dem vurulmakta. Hep etrafımızda çok düşman olduğu paranoyasıyla yaşarız. ABD düşman, Rusya düşman, İran düşman, Irak düşman, Suriye düşman, AB düşman, Barzani düşman… Biz vatandaş olarak birbirimize düşman… Düşmanların isim ve sayısına bakarsak dünyada dost kalmıyor. Komşu dört ülkede yaşayan tüm Kürtlerin gönlü alınmalı. Düşünmediğimiz veya düşünmek istemediğimiz, ABD gelip strateji uygulayacağına, Türkiye halkların kardeşliği üzerinden strateji uygulanmalı.

 

Dünya çapında yaşanan ekonomik kriz ve içerdeki çatışmalar da ülkenin daralan ekonomisine büyük zararlar vereceğe benziyor. “Elhamdülillah” bu süreçte meydana gelecek krizlerle istihdamda işçi çıkarmaları ve batacak kurumların olacağı, işsizliğin artacağı endişeleri ise uzman görüşü olarak kamuoyuna yansıtılmaktadır. Ekonomik krizin ülkede savaşı derinleştirmesinden korkuluyor. Bu günlerde en iyi prim yapan gazete köşelerinde ve tüm iletişim araçlarında görülen “savaş edebiyatıdır”. Bölgede yaşayan ve savaş rantından beslenen kişiler ağzı açık olarak görülmektedir. Birçok savaş taşeronu, müteahhit, gibi erkler bu ortamdan nemalanmak ister.

 

Son süreçte 90"lı yıllarından önceki çözümler yeniden yaratılmaktadır. Örnek olarak, kontrolsüz güç kullanımı, özel tim daha öncede uygulanan yöntemlerdi.

 

Psikolojik savaşta asker ve polis haberleri ile uyumlu ulusal medya, askeri operasyonları arşiv görüntüleri ile aşırı manipüle ediliyor. Bu haberlerde savaş ve gerginlik kışkırtıcılığı adına ne gerekiyorsa yapılarak bölge insanına topyekun “terörist” muamelesi yapılmaktadır. Tabi birçok medya gurubunun “haber mutfaklarında” stratejist olarak çalışan emekli paşalar kendi zamanlarındaki kafayla haberlere yön vermektedir. Bu danışmanlar, stratejistler Kürt sorununun demokrasi içinde çözümü noktasında sağır kalarak daha çok çözümü şiddette görmekteler. Medyanın coşkulu bir şekilde şehit cenazelerinin görüntü ve haberlerini dakikalarca vermesi, görüntülü olarak duygusal anları yayınlaması “duygu rantı” olarak da görülebilir.

 

Başbakan Erdoğan bile halkın duygularını rencide edildiğine işaret eden “Şehit kanları üzerinde ekonomik ve siyasi rant sağlayan vardır” sözünü söylemişti.

 

Genelkurmay Başkanı"nın göreve geldikten sonra ilk ziyaretini Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yapması çok tartışıldı. Bu durum Kürt sorununda askeri iradenin hâkim olmasını istemesi olarak algılandı. Yani ülkenin bu sorununu halen askeri yöntemlerle halletmeyi düşündüğü olarak algılanmaktadır.

 

Cumhuriyetin 85.Yıl dönümüne armağan edilecek en iyi iş Kürt sorunun çözümüdür. Bunun için çok çalışmak ve bundan sonraki süreçte anaların ağlamaması, ocaklara ateş düşmemesi için sorunu çözmeye odaklanmalıyız. Bu noktada önerebileceğim:

 

Tüm siyasi partilerin bu konuda kafa yorup proje hazırlaması gerekiyor. Özellikle AKP, DTP ve Cumhurbaşkanı bu konuda ciddi adımlar atmalıdır. Bu konuda en fazla katkıyı da İçişleri Bakanlığı"nın yapması gerekiyor.

 

Sorunun birinci derece muhatabı olarak görülen DTP"nin aktif olması ve yılmaması gerekir.

 

Devletin güven duygusu güçlü kılınmalıdır.

 

Dağa çıkma gerekçeleri ortadan kaldırılmalıdır.

 

Bölgede Kürt sorununu cemaatler üzerinden çözmeye çalışmak ülkenin sorunlarını ertelemektir.

 

Bölgede tabela partisi görünümünde olan siyasi partiler bölge ile barışmak için politika üretmeli.

 

Kömür ve makarna dağıtmakla sosyal devlet olunmaz, sorun çözülmez.

 

Siyasi irade elinden kaçırdığı fırsatı yeniden yakalamalı bir an önce kapanan iletişim yolları açılmalıdır.

 

Bu ülkede var olan bütün renklerin bir arada yaşayacağı yeni bir demokrasi ve cumhuriyet projesi üzerinde çalışılmalıdır.

 

Daha demokratik bir cumhuriyet için el ele gönül gönüle…

 

Dileriz ki Cumhuriyetin 85. yılı olumsuzluklardan kurtulma yılı olur.

 

Kürt sorunun çözüldüğü yıl olur.

Bu yazı toplam 12553 defa okunmuştur
eğitim şart
 // cahillik
polisin zor değil sabır kullaıyor kürt sorunu değil kürtçülük sorunu var...
15 Kasım 2008 Cumartesi 07:15
niye????
 // misafir
paylaşamadığımız ne bu ülke hepimizin kardeşçe yaşamak varken bu öfke niye...
03 Kasım 2008 Pazartesi 10:12
Kurd Kendini Inkar Etsin
 // Kurd Sorunu Yok Efendim
Kurd sorunu VAR sesen vardir, YOK desen yoktur.

Yunanistan'da, Bulgaristan'da uc bes Turk yasiyor diye Turk sorunu var. Kuzey Irak'da Turkmenler yasiyor diye Turk sorunu var. Cunku oradaki Turkler de Turkluklerini inkar etmiyorlar. Turk devleti de butun oralarda Turk sorununun oldugunu ve takipcisi oldugunu soyliyor. Almanya da dahi Turkce'nin belediye hizmetlerinde kullanilamsi icin zorluyorlar. Bulgaristan, Kibris, Kuzey Irak, Yunanistandaki Turkler kendi kimliklerini unutsalar oralarda Turk sorunu olmaz. Turkiye'de de Kurdler kendilerini inkar ederler ise Kurd sorunu niye olsun?

Kibris'ta, Federe Devlet, Kibris Ozerk Turk Bolgesi gibi sayisiz oneri ve iddialarin oldu. Dunyanin herhangi bir yeribde Turk yasiyor ise, orada Turklere ozerklik istedin... Turkiye' deki Kurdlere gelince, "Cift basli devlet", "bir ulkede iki lisan olmaz, olmaz, olmaz, olmaz diyorsun...

Kosova senin ulken miydi de orada Turkceyi resmi lisan yapmak icin didinip durdun?...

ABD'nin Salinas kentinde, devlet daireleri dahil - her yerde Latince konusulur. Kilisede Latince konusulur. Ingilizce yazan bir tek tabela bulamazsin. Radyosu, televizyonu, yol tabelalari dahi Latince. Ova, vadi, dag ve tepelerin ismi latince...

Amerika gibi bir ulke bu sorununu cozmus, Turkiye neden cozmesin?...

Hic kimse kivirmamali, dogru konusmali. Turkiyenin Kurd sorunu vardir. Hem de Kurdlerin edilmek istenmesi sorunu vardir. Kurdlerin de asimile olmadan Kurd olarak kalabime mucadelesi vardir......
03 Kasım 2008 Pazartesi 09:20