Necip Çapraz

Şimdi hendek mi var?

07 Mayıs 2016 Cumartesi 00:07

Kürt kentlerinde onlarca ilçeyi kapsayan sokağa çıkma yasakları dokuz yüz günü aşarken savaştan geriye yüzlerce ölüm, binlerce yıkım ve yüz binlerce sürgünü bırakıyor. Sadece Gever’de (Yüksekova) 13 Mart’tan bu yana getirilen sokağa çıkma yasağı sonucunda onlarca cenazenin dışında onlarcası teşhis edilebilmiş değil. Bu ölümlerin, yıkımların ve göçün Kürtlerin yüreklerinde ve ruhlarında yarattığı travmayı AKP idrak edebiliyor mu acaba? Sanmıyorum. Çünkü halkımız kendi ulusal sorunlarının müzakere masasında demokratik ve barışçıl bir yöntemle çözülmesini beklemesine rağmen şiddet artıyor. Dolayısıyla AKP, yıkılanı yapacağından ve zararın telafi edileceğinden bahsediyor ama manevi yıkıma ilişkin bir adım atmıyor.

Bu süreçte Geverliler bin bir emek vererek yaptıkları yuvalarının nasıl harabeye çevrildiğini yayınlanan fotoğraflardan izliyor. Bir Geverli olarak onlara “Ne düşünüyorsunuz?” dediğimde boğazlarında kelimeler düğümleniyor, gözlerinde yaşlar birikiyor. Kimi “Hepimiz suçluyuz” diyor. Kimi de “Siyasetçiler suçludur.” diyor. Tabii bugün Gever’imizi yakıp yıkanlara, şehrimizi bize yasaklayanlara karşı öfkenin de haddi hesabı yok. Bütün bu felaketin sebebinin siyasi sebeplerini sanırım herkes biliyor. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı söz konusuyken küçük bir özyönetim ilanına bu şiddette karşılık vermek reva mıdır? Hendekleri bahane edip kentleri topa tutmanın anlaşılır bir tarafı var mı? Tam da bu noktada kentlerimizi yıkmaya bahane üretenlere bazı sorular sormak gerekir.

Çatışmalı sürecin başladığı aylarda 400 HPD binası yakılıp yıkılırken ortada hendek mi vardı?

Batı’da yaşayan Kürtlere ait ev ve işyerleri yakılıp yıkılırken, Kürtler linç edilirken ortada hendek mi vardı? Barışa bir adım kala Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dolmabahçe mutabakatını tanımıyorum.” dediğinde ortada hendek mi vardı?

Kürtlerin 7 Haziran’daki başarısına Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan “Bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini çekersiniz” karşılığını verdiğinde ortada hendek mi vardı?

HDP’lilere Diyarbakır, Ankara, Suruç’ta ellerini kollarını sallaya sallaya IŞİD elamanları bombalı saldırılar düzenlerken ortada hendek mi vardı? TSK’ya ait uçaklar, Kandil’deki PKK kamplarını yüzlerce uçakla bombalarken ortada hendek mi vardı?

Suriye’nin Rojava bölgesinde Kürtler en doğal haklarına kavuşmasın diye Kürt düşmanı çetelerle ittifaklar kurulurken ortada hendek mi vardı? Çözüm sürecinde Kürt kadın siyasetçilere suikastler yaşanırken, güvenlik amaçlı barajlar yapılırken, her yere kalekollar dikilirken ortada hendek mi vardı?

Kürtlerin siyasi temsilcisi konumundaki HDP, 7 Haziran’da büyük bir başarı ettiği için her türlü saldırıya uğratıldığında ortada hendek mi vardı?

Bugün Kürtlerin çoğunun benimsediği ve 3 milyon insanın da imzalarıyla “Abdullah Öcalan benim irademdir” dediği bir siyasi otoriteye tecrit uygulanmaya başlanıldığında ortada hendek mi vardı?

Demokratik siyaset yapmak üzere Meclis’te bulunan HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmanın yanlışlığını hendek bahanesi paklayabilir mi?

Sizin gibi düşünmeye kendilerini mecbur hissetmedikleri için, sırf muhalif hareket ettikleri için Kürtlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını dillendirmeniz hendekleri mi kapatacak?

HDP-DBP belediyelerine kayyum atamaktan bahsedilmesinin, il-ilçe belediye eş başkanları tutuklanmasının bu ülkeye nasıl bir yararı olacak? Havuz medyası denen kin ve nefret çukurunun her gün Kürtlere ve demokratlara yönelik yalan ve iftira dolu haberlerinin bu halkların bir arada yaşaması hayaline dinamit yerleştirdiğini görmüyor musunuz?

Gazetecilerin işten atılması, hatta tutuklanması, avukatların ve akademisyenlerin tutuklanması, Yüksekova Haber ve onlarca Kürt gazetesi dahil basına erişim engeli getirilmesi ile gerçeklerin ortaya çıkmayacağından mı eminsiniz? Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu varmış oysa.

Tabii AKP bu tür sorulara cevap vermek yerine asıl sorunun “Sorunlu Kürtler” olduğunu söyler. Yani onlara diz çökmeyen, itaat etmeyen; toprağında özgürce yaşamak isteyen Kürtler… Oysa Kürtler bu toprakların en eski halklarındandır. Dolayısıyla böyle bir sosyoloji söz konusu iken “çöktürtme” planları işe yaramaz. Yaramadı da…

Öyleyse adalet ve eşitlik temelinde barış ve çözüm masasına oturmalıyız. Çünkü en kötü barış bile en iyi savaştan evladır. Bunun için HDP ile Meclis çatısı altında buna yönelik temaslar olmalıdır. Bu yapmak yerine HDP’yi Meclis dışına atmak, sanırım felaketten başka bir şey getirmeyecektir.

Barış istiyoruz barış, bizi anlıyor musunuz?

Bu yazı toplam 8955 defa okunmuştur