Ümit Yazıcıoğlu

Biz Kürtler ne istiyoruz?

25 Temmuz 2008 Cuma

Hepimizin bildiği gibi Kürtler, Ortadoğu"nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-Avrupa dil grubuna ait bir dil konuşan halkdır.

 

Yaşadıkları coğrafyanın adı tarihsel olarak “Kürdistan”dır, başka bir tanımlamada bu coğrafyaya kuzey Mezopotamya da denilebilir. Türkiye"de bu bölgedeki insanların daha fazla gadre uğradığı, ezildiği, horlandığı bir hakikattir. Bu realiteyi inkaretmek mümkün değildir. Dolayısıyla Kürtlerin hak taleplerinin muhatabının devletin kendisi olduğu gerçeğinden konuya başlayabiliriz.

 

Bana, “Kürt sorunu etnik bir sorun mu?” diye sorduğunuzda vereceğim cavap: “Evet” olacaktır. Fakat bu sorun bir vatandaş olarak benimle Kürtler arasında değil bütün Türkler ve Kürtlerle devletin arasındadır.

 

Kürt sorunu, “ulus devlete ait bir sorun”. Fakat bu sorun ulus devletin ulusuyla değil, devletiyle alâkalı. Bu bağlamda Kürt sorununun çözümsüzlüğü yalnız Kürt halkını değil, Ortadoğu halklarını da olumsuz etkilemektedir.

 

Çözüm için ilk adım olarak Kürt sorununun siyasi bir sorun olduğunun kabul edilmesi gerekir, kanaatindeyim. Zira silahların gölgesinde Kürt meselesini tartışmak ve bir çözüm üretmek zaten mümkün değil. Dolayısıyla halen imralıda tutuklu bulunan Kürt Politikacı Abdullah Öcalan, uzun bir süredir Kürt sorununun demokratik özerklikle çözülebileceğini  vurguluyor. Kendi düşüncelerine göre “Demokratik özerklik”, Kürt halkının temel ulusal demokratik haklarının, Türkiye'nin demokratikleşmesi çerçevesinde gerçekleşmesidir. Yani Kürt kimliğinin anayasal kabulü, anadilde eğitim, Kürt kültürüne özgürlük…

 

Bu bağlamda özerklik kelimesinin tanımını kısaca siyaset biliminden ders alarak yapacak olursak; Özerklik, Muhtariyet ya da Otonomi gibi kelimelerin eş anlamlı sözcükler olduğunu ve bağımsız yönetim biçimini ifade ettiğini belirtebiliriz. Zaten özerklik kelimesi eski Türkçedeki Muhtariyet sözcüğünden türemiştir. Otonomi sözcüğü ise İngilizce Autonomy (Yunanca: Auto-Nomos) Nomos kelimesinin anlamı "kanun" demektir: Yani birisinin kendi kendine kendi kuralını, yasasını koyması anlamına gelir.

 

Birkaç yıldır Kürtler arasında sıkça tartışma konusu olan “Demokratik Özerklik” teorisi veya değimini de demokratikleşerek AB"ye girmek isteyen bir ülkede farklı ulusal, etnik ve dinsel toplulukların elde edeceği demokratik haklar olarak da tanımlayabilirz. Yani ülkemizde kültürel zenginliklerimize verilen desteğin Kürt kültürüne de verilmesi. Diğer taraftan düşünce, örgütlenme ve serbest siyaset yapma özgürlüğünün Kürt kimliği ile vurgulanabilmesinin, suç sayılmaması…

 

Kürt halkının kendi iradesini açığa çıkarması temelinde yerelde kendi sorunlarını ratahca tartışabileceği, bazı sorunlarını kendisinin çözecebileçeği, bazı sorunları ve taleplerinide merkezi hükümete ileteceği bölgesel meclislerin kabul edilmesi anlamında özetleyebiliriz. Meselenin püf noktası tam da burası. Çünkü devlet böyle bir yapılanmaya hazır değil. Bu arada belirtmem gerekir ki Kürt sorunu, AK Parti'nin de yumuşak karnı ve müdahale etmeye niyet ettikçe derinlerden sesler duyuluyor.

 

Kısaca özetlemek gerekirse;

 

Kürt sorunu karmaşık, derin ve stratejik. Aynı zamanda sorun insani, vicdani ve çözülmesi gerekiyor. Meseleyi biraz gelişmişlik ve kalkınma sorunu olarak teşhis eden Türk tarafı hata yapıyor. Ve tedavi uygulayamıyor. Üzerinde yaşadığımız bu coğrafyada, barışı, sükuneti, kardeşliği, hakkı, adaleti, eşitliği ve özgürlüğü sağlamak için, insanca bir yaşamı temin etmek için çözüm isteyenlerin Kürtlerin önderlerini, örneğin DTP Genel Başkanı Değerli Ahmet Türk´ü muhattap ve ciddiye almaları gerekir.  

 

Meseleyi sadece  anayasal temsil olarak adlandıran Kürt tarafı da aynı hatayı yapıyor. Ben bir insan olarak Kürt olanın yaşadığı her şeyden acı duyuyorum. Ama devletin kendi başına duyguları yoktur. Bu ülkede sağlıklı bir demokratikleşmenin inşa edilebilmesi için hepimizin devletin vatandaşı olarak duygularımızı devlete hissettirmemiz gerekir. Demokratikleşme denilen şey de tam bu yüzden insanî bir süreçtir.

Bu yazı toplam 16094 defa okunmuştur
Sınırlar
 // Ahmet Yilmaz
Ilımlı bir makale, ama bence Kürtlerin ne istediği açıkça ortada: Devlet. Ama şunu unutmamak gerekir ki, o bölgede yalnızca Kürtler yaşamıyor. Örneğin Mardin, Urfa ve Siirt gibi illerde azımsanmayacak kadar fazla Arap yaşıyor. O halde bunlara da özerklik ya da devlet verilmeli. Sınırların sadece belirli bir elit kesimin (yeni politikacılar, askeriye, memurlar v.s.) çıkarlarına hizmet edeceğinin, ama sıradan insanların hayatını daha da zorlaştıracağının (vize uygulamaları vs.) anlaşılması gerekir! Sıradan insanlar için herşey daha karmaşık hale gelecek, asalak bürakrasi kesimi sefasını sürecek. Lütfen bunları da göz önünde bulunduralım. Selamlar....
29 Ekim 2010 Cuma 23:17
NE İSTEDİĞİMİZ GAYET AÇIK.
 // ROJHAT EWİNDAR
SORUN İSTEKLERİMİZİ NASIL KABUL ETTİRECEĞİZ?...
02 Nisan 2009 Perşembe 13:45
İSTEYİN İSTEYİN
 // toygarsakarya
ve o istekleriniz hiç bitmesin devam edin bravo...
05 Ekim 2008 Pazar 19:01