Ümit Yazıcıoğlu

Angela Merkel’in Türkiye ziyareti

25 Şubat 2013 Pazartesi 16:06

Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2 günlük zirayet için Türkiye'ye geldi. Merkeli getiren uçak Gaziantep havaalanına indi. Gaziantep Valisi Erdal Ata ve diğer kent yöneticileri tarafından Merkel burada karşılandı. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bayan Merkel’i karşılamak içim hava alanına haklı olarak gitmedi, onu karşılamadı.

Başbakan Erdoğan tarafından karşılanmayacağının farkında olan Merkel - Ankara Esanboğa Hava alanına iniş yapacağına - Gaziantep havaalanına iniş yapmayı, sözde Kahramanmaraş'a konuşlandırılan Patriot füze savunma sistemlerinde görev yapan 320 Alman askerini ziyaret etme bahanesiyle, uygun buldu. Bu vesileylede ülkemizde bulunan 320 Alman askerini ziyaret ederek, onlara sözde moral verdi. Aslında Angela Merkel'in Türkiye seyahati'nin amacı, Almanya'nın, "Türkiye'nin alt yapıya ve enerjiye yapacağı yatırımdan pay almak arzusundan" yani doyum bilmeyen emperyalist bir çıkar ilişkisinden kaynaklanıyor. Yoksa Maraş’daki 320 alman askerinin varlığından kaynaklanan, bir seyahat değil.

Bayan Merkel’in Türkiye ziyaretinde onun gündem maddeleri birinci etpada ekonomi ikinci etapda da güvenlik alanlarında işbirliği konularını içermektedir. Dolayısıyla TÜSİAD ile Alman Sanayiciler Birliği (BDI) tarafından kurulan “Türk-Alman CEO Forumu’nun” 25. Şubat 2013 günü Ankara'da yapılacak toplantısına Merkel ve Başbakan Erdoğan da katılacaktır. Siyasi gündemde bölgesel ikili ilişkiler ve Değerli Kürt Politikacı Sayın Abdlullah Öcalan ile başlatılan diyalog ağırlıklı olarak yer tutacak. Bu bağlamda nereden bakılırsa bakılsın Kürt ulusal sorununda yeni bir döneme girilmiştir. 21. Mart 2013 de başlayaçak olan Kürtler ve Türkler arasındaki daimi barışı, dış güçler bu kez köstebekleri aracılığıyla frenleyemeyeçeklerdir. Ortadoğuyu buğün emperyalist çıkarları için yenileçek lokma olarak ğörenler faşit Hitler ve onun Yahudilere yaptığı soykırımını hiç kimseye unutturamayacaklardır.

Bayan Merkel aynen Moniseur Rainerin de belirtiği gibi bilmelidir, "Deutschland hat aus der Verfolgung der Juden zur Zeit des dritten Reichs nichts gelernt. Auch heute wird das Grundgesetz in der BRD wieder missachtet. Demokratie gibt es auf breiter Front nicht mehr. Die Menschenrechte werden in der BRD mit Füßen getreten. Viele Paragraphen im Grundgesetz sind längst außer Kraft gesetzt. Deutschland ist auf dem Weg zu einer Diktatur und bereits zu einem Schnüffelstaat verkommen''.

Merkel hanım siyasi manevralarla Kürt sorununun çözümünü frenlemeye kalkışaçağınıza, Almanya’nın tarihiyle yüzleşseniz, kendinz acısından daha iyi olur, kanatindeyim. Zira Nazi Almanyası tarihin gördüğü en zalim ve acımasız rejimlerden biridir. Almanya'da yabancılara karşı yıllardır yapılan organizeli bir düşmanlık vardır. Yabancı düşmanlığının altında Alman derin devleti bulunmaktadır. Bu karanlık güç almanyada yabancı düşmanlarını yönlendirmektedir. Terörist NSU’nun işlediği cinayetler Alman derin devletinin işidir.

Bilindiği gibi Angela Merkel’in iş başına geldiği 2005 yılından bu yana Almanya’nın Türkiye politikasında hem tarafgirlilik ve hem de Türkyelilere karşı agresifliklik içeren siyasi bir çizgi vardır. Bu durumda, Angela Merkel’in Güney Kıbrıs’ı ziyaretinde yaptığı açıklamalarını da bugün tekrar gözden geçirirsek, bu kadının Türkiye politikasının ikiyüzlükle dolu olduğunu görürüz. Eğer Angela Merkel bu iki günlük Türkiye ziyareti ile vatandaşlarımızın öfkesini dindirmeyi, kendisine karşı beslenen olumsuz hisleri azaltmayı amaçladıysa, bu hedefine ulaşamadığını bilmelidir.

Bayan Merkel’e sormak gerekir, ülkenizde başbakanlığınıza bağlı olarak hareket eden ’’Alman Derin Devleti’’ olarak isimlendirilen bir gizli güç var mı? Eğer böyle bir gizli güç yoksa nasıl olur da istihbarat memurlarınızın kullandıkları pasaport ve kimlikleri terörist ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütü üyeleri kullanabilir?, onlara sadece Alman İstihbarat Memurlarının kullanabileceği pasaportları kimler, niçin ve hangi gayeyle verdi? Bu katillerin kullandıkları Passaportlar sahte değil, sadece ve sadece resmi istihbarat memurlarının Almanya’da kullandığı pasaportlardır.

Şimdi zatınızın Almanya’nın başı bayan Angela Merkel olarak bizlere hikâye anlatmasına gerek yok. Başbakanlığını yaptığınız ülkenizde yaşayan yabancılara ikinci ve üçüncü sınıf insan muamelesi yapılmaktadır. Sizin ülkenizde yaşayan yabancıların belgeleri arşivlerden bile çalınıp başka yerlere konularak, saklanmaktadır, Almanya’da Alman Derin Devleti mevcuttur. Bu karanlık güç organizeli bir şekilde kendi elini kire sokmadan ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütü vasıtasıyla Türkiyeli işadamlarını Almanya’da fiziken imha etmiştir. Bunu bundan böyle inkâr etmeniz mümkün değildir.

Dolayısıyla Frau Merkel tekrar öğrenmenizde gerek var, Die Politiker der BRD wie Sie führen das Wort vom “freiheitlichen demokratischen Rechtsstaat” bei jeder passenden und unpassenden Gelegenheit im Mund und tragen den sogenannten RECHTSSTAAT wie eine Monstranz vor sich her. Dabei gab es auf deutschen Boden noch nie einen Rechtsstaat! In der Kaiserzeit hatte Deutschland eine Klassenjustiz. In der Weimarer Republik war es eine diese Republik zutiefst verachtende Justiz, im III. Reich hatte Deutschland eine Verbrecherjustiz, in der Nachkriegszeit eine Wendehalsjustiz und heute eine von den Politikern gegängelte Justiz. 

Bu yazı toplam 10449 defa okunmuştur
Brüksel'den gelecek kesin bir üyelik
 // Derya AYDIN
Hocam, yorumuma başlamadan önce saygılarımla ellerinizden öperim, elinize sağlık çok güzel bir yazı. Angela Merkep e göre “Türkler birden değerli oldu. Türkiye, AB üyesi olsaydı 'Birlik’in en güçlü ulusal ekonomileri' listesinde yedinci sırada yer alacaktı. Türkiye Yirmiler Grubu ülkesi ve ABD'nin vazgeçilmez müttefiki. Siyasi yönden Erdoğan alıcılarını Asya, Ortadoğu ve Afrika'ya çevirdi. Avrupa'nın sınırlarındaki yoksul ülke, dinamik bir ekonomiye sahip özgüvenli bir güç haline geldi. Türkiye, bu haliyle krizin sarstığı AB'de dikkatleri üzerine çekiyor. Bu nedenle Türk AB uzmanlarına göre tek bir şey orta vadede üyelik müzakerelerini canlı tutabilir: Brüksel'den gelecek kesin bir üyelik vaadi.“...
26 Şubat 2013 Salı 23:16
Kürt sorunu denen sorun
 // Hasan Toptepe
Kıymetli Hocam, Kürt sorunu denen sorun, Batılıların etnisite olarak körüklemesine karşılık, büyük ölçüde dirlik sorunudur, bireysel özgürlüklerin geliştirilmesi sorunudur. Bunlar çözüldüğü zaman PKK olarak adlandırılan ayrılıkçı kesimde ve örgütü varlığını yitirecektir....
26 Şubat 2013 Salı 23:13
Türkiye ziyareti öncesinde
 // Kerem DOST
Değerli Haocam, ilk önce en derin sayğılarımla ellerinden öperim, Angela Merkep Türkiye ziyareti öncesinde yaptığı açıklamalarda yine imtiyazlı ortaklık fikrini savundu ve Türkiye ile vizesiz seyahat için erken olduğunu söyledi. Bu zosmanın ne işler çevirdiğini zaten benden iyi biliyorsunuz....
26 Şubat 2013 Salı 23:11