Özgür Amed

1 kedi, 1 aile, 1 dram

25 Şubat 2013 Pazartesi 10:45

Her şey bir “miyavvv” ile başladı…

Kız kardeşimi suçlamıyorum elbet. Aileyi kökten dağıtacağını nerden bilecekti ki?
Mübarek kedi değil sanki Sergie Leone’nun filmlerinde köprü uçurmak için kullandığı dinamiti getirmişti. Evet, her şey bir miyav ile başlamıştı.

Kız kardeşimin kucağında eve ilk girip bize kedice merhaba dediğinde biz de selamını ekolojk paradigmatik çerçevede değerlendirip aldık. Sonuç olarak hayvanların da bazı ‘hayvanlar’ tarafından ötekileştirildiği, yeri gelmiş “kılık değiştirmiş şeytanlardır” denilerek hor görüldüğü bir dünyanın ortak bir yolcusu olarak bu değerli hayvanı evimizde misafir etmek bizi de sevindirmişti.  Akşam olduğunda kardeşim kararını basın toplantısı ile deklare etti: Bu kediyi besleyeceğim, evde kalacak…
 
Kedi bizimle beraber yaşamaya başladı. Sabahları babam ile kahveye gidiyor, öğlenleri kestiriyor az. Okul derslerine arada yardımcı oluyor falan û bêvan! Banyosudur, yemeğidir, sevgi gösterme seanslarıdır derken 1 haftamızı doldurduk. Sorun yok gibiydi. Kedi bize biz kediye alıştık… O ara nasıl olduysa demek ki süreçte müsaitmiş!

Sonra kedi evin bazı bölgelerine affedersiniz pisledi. Bu durum annem için misafir odasına patriot füze koymakla aynı şey idi. “Bi bu eksikti” diyerek ilk kıvılcımı çaktı. Evdeki iktidar partisinin eş başkanlarından olan anam, hoşnutsuzluğunu belli edince bunun birikmiş bir sıkıntı olduğunu fark ettim. Çok geçmeden sudan sebepler ile kediye bir operasyon düzenleyeceğini de çabuk anladım ve tarihe karşı asli görevimi yerine getirip devrimci bir dayanışma ile kardeşimi de uyardım. “Şerefıme dayê darbe planî yapî.  Ayıx ol xwişkê!” dedim.  Birkaç gün geçmeden sular iyice ısındı, anti-miyav hareketinde ki kıpırdanma bariz yükselişe geçmiş, ev içinde propaganda çalışmaları da başlamıştı. Hayırlı olsun! Artık evimizde resmen bir ‘Kedi Sorunu’ var. Ortanca kardeşim “görmezden gelirsek belki biter, öyle bir sorun olmaz” der gibi oldu, tekme tokat girişip susturduk oracıkta.
 
Malum sorunun tarafları oluştu. Anam kedinin evi pislettiğini, ortalığa tüy döktüğünü ve artık onu evde istemediğini açık açık söyledi. Ayrıca kedilerin ev yaşamı için uygun olmadığına dair “Papatya” adında gizli tanığı da vardı. Gözlerimizi diğer tarafa çevirdik. Kediye tırşık yemeyi, Medya Tv( o zamanlar kanal bu idi) önünde siyasi program izleme disiplinini ve gizliden Xelîl Xemgîn dinlemeyi öğretmiş olan kardeşim ise sert çıkarak, kedinin kutsal yaşam hakkından dem vurdu. Zararsız, sevecen ve eğitilebilir olduğunu vurguladı.
Peki, şimdi ne olacaktı?

Aslında olacak olan basitti. Elbette biz geri kalanların tutumları meseleyi de çözecekti. Cevaplanması gereken bir soru vardı önümüzde: Kim haklı? Kimin tarafındayız?
Anayı destekleyenler ile kediyi destekleyenler hemen hemen eşit görünüyordu. Ev tam bölünmüştü. Herkes cephesini belli etmiş, soğuk savaşın psikolojik hareketlerine çoktan girişmiştik. Az çok belli olsa da rengini tam olarak belli etmeyen biri var. O da “Baba”. Ma nasıl belli etsin! Anama bişi diyemi bir yandan da bir kedi için kızını üzmek istemi. Annemin yanında iken kediye sayıyor, kardeşimin yanında iken kediyi övüyor. Açık bir siyaset yapıyordu.
Bir gece oturup konuştuk az. Kendi aramızda bir formül bulup bu işe son vermeyi arzuluyorduk. İlk yargı paketini attık ortaya, herkesin slogan atmaya hakkı olduğunu, savunduğu düşüncesi için evin istediği yerinde özgürce propaganda yapacağına dair kararlar vardı.

Kedinin fikrini almadan kabul ettik hemen…
 
Fakat biz kitlenin beklentileri farklı idi. Kutuplar daha da keskinleşti. Diyalog kesildi…
Anam son kozlarından bir tanesini kullandı. Babamı kışkırtmaya başladı. Babam da hafiften aleni destek verdi. Bu elbet üzücü bir durum idi. Hemen bir yöntem belirleyerek, daha sert bir öz savunmaya geçtik. Cebren ve hile ile aziz evimizin bütün kaleleri, kedileri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış olsa da savunacaktık düşüncelerimizi!
İktidarının bir halk hareketi ile sarsıldığını gören anam, daha da sertleşerek son kozunu oynamak zorunda kaldı ve dedi ki: “Ya o kedi evden gidecek ya ben”!!!

Bunu der demez babam oracıkta bayıldı. Adam bir kedi yüzünden hayat arkadaşından oldu iyi mi?

Kız kardeşim ise gayet skin ve Roma arenasında zafer kazanmış gladyatör Maximus edası ile “Kedi kalıyor! Gitmek istiyorsan git…"

Anam! Yiğit anam… Devlete kafa tutmuş, nice badire atlatmış bu kadın, büyüttüğü kızı tarafından bir kediye değiş tokuş ediliyordu. Çok zoruna gitti çok! Ve durmadı… Çekip gitti…
Anam yüreğinin götürdüğü yere değil, komşuya gitti. En fazla oraya gidebildi. Gece oldu hala ses yok! Babamı bir telaş sardı neden bu kadın eve gelmiyor diye?

Komşuya bir elçi gönderdik. Görüşmeler yapıldı. Olayın diğer ayağı evimizde de biz de mecbur yeni bir yargı paketi üzerinde çalıştık. Bu olayda şiddete bulaşmamış, evin birlik ve bütünlüğünü zarara uğratmaya meyil etmemiş bireylerin affı gündeme geldi. Lakin saçma olan ise zaten evde suçlunun olmaması! Paketin içeriği anneme iletildi. Kabul etmedi. Bir üst paket istedi. Bizde paketçibaşı olacak değildik ya! Yorgunduk, yattık…

Su uyur, düşman uyumaz ilkesini zedelemiştik o gece. Çünkü biz uykuya dalarken babam işbirliği yapmış, annemin eve gelmesi karşılığında kediyi evden uzaklaştıracağına söz vermiş kapalı kapılar ardında. Sabah kalktık kedi yok! O yiğit, post-miyavtik düşünceli kedi yoktu…
 
Sabah kız kardeşimin çığlıkları ile uyandık. Ağladı da ağladı. Babam kedinin gözünü bağlayıp bir tarlaya bırakmıştı. Kedinin jitem’i olmuştu. Evde bir matem havası. Tabi anamız mutlu… TV’ye dalmış…

Anladık ki çözüm paketleri de boş dava. İyi niyetle sunduğumuz içerikler sonuç itibari ile kabul görmedi. Kanun dışı yollar ile etkisiz kılınmak istenmiştik. Aldatılmıştık. Gücüne güvenen anam eline fırsat geçtiği gibi evde miyavsal bir soykırıma girişmişti.
Olan olmuştu. Kedi gitmişti… Oxir be abê!

Bu yazı toplam 14312 defa okunmuştur
01:15
 // KENDAL AGIRI
Kedi kendi sistematigini aslinda dayatmamis biraz daha kolektif bir yasam anlayisi ile ekolojik sosyalist paradigmayla yasamayi deneseydi sorun bu kadar derinlesmezdi , aslnda kedi klasik kedi aile ise siradan yasami tekrar etmislerdir sonuc egemenin kendini dayatmasi ile degisen bir sey yok aile de cepheler daha deerinlesti , artik butun paketler bos oldugu anlasilmistir sonuc esit ve demokratik dusunce tarzi ile asilabilir simdik ama komsulardaki diger kediler biraz daha ileri giderse sizin kedi hak taleplerini artiracaktir...selam ve saygilar...
03 Mart 2013 Pazar 01:15
12:11
 // erkan erkan
Güzel bir benzetme olmuş......
02 Mart 2013 Cumartesi 12:11
19:33
 // kral yonetmen
ortaligi yikmaya dewam. hewalemîn ozqûr amed...
01 Mart 2013 Cuma 19:33