M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

İnadına barış, inadına demokrasi, inadına siyaset

Bu makalemi okuyanların tepkisini şimdiden tahmin edebiliyorum. Kürtlerden olumsuz tepki, belki çok sert hatta hoş olmayan mailler bile alabilirim. Her şeye rağmen Kürt sorunu 87’ye üç gün kala geriye düşme günü değildir diyorum. Benim naçizane görüşüm Mahatma Gandhi ( Hintli pasifist siyasetçi ve düşünce adamı), Malcom X ( ABD’li siyahîlerin şiddet dışı yöntemlerle hak arayan lideri) örneklerinde olduğu gibi inadına barış, inadına demokrasi, inadına siyaset, inadına kardeşlik demekte Kürtler ısrarcı olmalı diyorum.

Şiddete hayır. Çocukların taş atmasına, cam çerçeve indirmesine hayır. Tokat Reşadiye’de 7 askerin şehit edilmesi doğru değildi. Anayasa Mahkemesi’nin 11 Aralık’ta DTP’ yi kapatması hiç mi hiç doğru değildi. DTP’nin ılımlı iki siması Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un 5 yıl siyasetten yasaklanması çok yanlıştı. DTP’nin kapatılması ile bağımsız kalan 19 Milletvekilinin önce sine-i millet sonra Meclis’te BDP çatısı altında açılımı sürdürmek için siyasete devam kararı vermeleri en doğru karardı.

Ama 86 yıldır acı çeken, zulüm gören, inkar ve imhaya uğrayan halkın yüzde 80’ler ile oy verdiği Belediye Başkanları ve Kürt siyasetçilerinin Emniyet kamerasıyla elleri kelepçeli, tek sıra halinde savaş esiri gibi görüntülenerek basına servis edilmesi oldukça çirkindi. Ancak, şoven, ırkçı, totaliter, tek merkezden beslenen yaygın medya Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in tamamen kızgın bir an sonucu ağzından çıkan tek kelime üzerine günlerce yayın yapması ve Baydemir şahsında Kürtlere saldırıp, eli kelepçeli Başkanları görmezden gelmeleri yaklaşımlarına inat insanım diyen herkes barış, demokrasi ve siyaset dilinde ısrarcı olmalıdır.

Olumlu, olumsuz bugüne kadar olmuşların tamamına, olmuşa ve ölmüşe çare yoktur diyen aklı başındaki herkes Bölgede DTP, AKP ya da her kime geçmişte oy vermişseniz önemli değil yekvücut olup inadına hak talebinizi barış yoluyla isteyiniz. 

Topluca BTP geçen eski DTP’li partili siyasetçiler ve Belediye Başkanlarına karşı katılımdan birkaç saat sonra sabaha karşı saat 5 te yapılan operasyonlara, eli kelepçeli görüntülere rağmen açılım için kardeşlik için vicdanı olan hiç kimsenin kabul edilir bulmayacağını biliyorum. Ama siz yine de inadına barış, inadına demokrasi, inadına siyasi çözüm deyin.
“Dağda silahla dolaşacağına, düz ovada siyaset yapsın” diyen ama bugün olumsuz karara imza atan siyasetçi ve bürokrat elitlerin Ankara’da kendi içlerindeki çatışmalardan kaynaklandığı görerek inadına açılıma deyin. Evet, olup bitenler demokratik açılıma ölümcül bir darbe olmuştur. Evet, yüzde 80’lere varan oylarla seçilen eski, yeni Belediye Başkanları ve birçok Kürt siyasetçi gözaltına alınmış, çoğu tutuklanmıştır. Açılımın güven ve samimiyetine açıkça darbe vurulmuştur. Ama siz yinede demokrasi, barışa ve siyasette direnin.

Tekrar ifade etmekte yarar var. Amaç kardeşlik ise, amaç PKK’yı silahsızlandırarak düz ovada siyaset yaptırmaksa, amaç gençlerin dağa çıkmasını önlemek ise; en önemlisi amaç Kürt sorununun şiddetten arındırarak çözmek ise son operasyonlar Demokratik açılımın yararına değil zararına hizmet etmiştir. Bunu bile bile inadına barış, kardeşliğe ve demokratik açılım için çabalayın.

86 yılda 4 kuşaktır Kürtler ile diyalog kurmayanlar; kim bilir kaç kuşak daha sorunu hakkaniyet, insani talepler üzerinde çözmeye niyetli olmayanlara karşılık siz inadına barış, inadına demokrasi dedikçe eninde sonunda sizlerle oturup konuşacaklar. Bölgede ve Türkiye genelinde mevcut hukuk yapısı içinde Kürtlere siyaset yaptırmayız mesajını mı veriyorlar? Siz inadına siyaset deyin.

Açılım yapıyorum diyen hükümetin izlediği politikalar ile Kürtlere hangi yolu göstermek istediğini kestiremiyor musunuz? Olup bitenlerden sonra Mahmur ve Kandilde dağdan inmeler ne kadar gerçekçi olur mu diyorsunuz.  Tokat’ta 7 asker olayından sonra demokratik süreç AKP’nin elinden kaydı mı diyorsanız. Çok zor ama ne olursa olsun barış, kardeşlik, demokrasi ve siyasette ısrarcı olun.

Biliyorum 2010 yılına Demokratik açılım gibi hayati bir argümanla girmeyi düşünüyordunuz. 2009’un son ayında çok garip bir o kadar da çarpık ve anlaşılmaz görüntüler ile yeni bir yıla merhaba diyorsunuz. Cumhuriyetin 86 yılı gibi 87. yılını da kötü geçirmek istemediğinizi de biliyorum. Bu yüzden inadına barış, inadına kardeşlik, inadına diyalog, inadına şiddetten uzak demokratik talepte diretiniz.

Ankara’da kim hangi planın peşinde anlamadığınızı biliyorum. 86 yıldır Kürtlere yapılan sindirme, korkutma ve yıldırma ile sorunu bastıramayanlar yine geçmişi tekrarlayarak bu soruna çare bulabilme düşüncelerini boşa çıkarmak istiyorsanız inadına barış, inadına demokrasi, inadına şiddeti ret eden siyaset dilini kullanın. Bu politikalar neye, kime hizmet ediyor? Bu puslu ve sisli havayla demokratik açılım ne kadar gerçekçi olabilir diye umutsuzluğa kapılmadan inadına açılım, inadına barış deyin.

Unutmayınız ki TV’lere servis edilen manzaralar saflarınızı güçlendirmiştir. AKP’ye oy veren ılımlı Kürt bile bu manzara sonucu gönlü size kaymıştır. Yalnız Kürdün değil bazı Türklerin de tepkisini çektiklerini ve yanınızda yer alacaklarını bilin. 1994 DEP olayında olduğu gibi son tutuklamalarda Hükümetin “ezerim”; “hizaya getiririm” yaklaşımı akıllı Türkleri bile aşağılama yöntemi sonucu Kürt tezine taraftar yapmış, Kürt tezi hamle yapmıştır. Bu yüzden inadına açılım, inadına kardeşlik, inadına barış, inadına şiddeti dışlayan siyaset deyin.

Bende sizin gibi bu tehlikeli oyundan korkuyor ve endişe duyuyorum. Türk halkı ile bin yıllık beraberliği bu görüntülerle yıkmak istiyorlar. Biliyorum bu görüntüler etik değildi, o başkanlar ele geçmiş esir bir ülkenin tutsakları değildi. Burası sömürge bir ülke hiç değildi. Bizlere mesaj mı vermek istiyorlar.“Sil-baştan” sözlerini gerçekleştirmek mi istiyorlar? Ne yaparlarsa yapsınlar siz inadına barış, inadına açılım, inadına demokrasi, inadına siyasette diretirseniz AKP, MHP, CHP ve Medya’nın inadına açılımı siz gerçekleştirmiş olursunuz.

Size söylediklerimi söyledim. Biraz da AKP’ye seslenmek istiyorum. Sayın Başbakan ve Sayın içişleri Bakanı size göre suçları ne olursa olsun yüzde 50-80 oy alan Belediye Başkanlarına uygulanan muamele çirkindi. İnsanım diyen her kesi yaraladı. Eğere BDP’li Belediye Başkanlarına karşı yapılan operasyonlar sonunda TV ve gazetelere yansıyan görüntüler sizlerin bilgisi ve direktifleri doğrultusunda gerçekleşmiş ise açılımın ruhuna Fatiha’yı bizzat siz okuyun. Hayır, bu şekil bir muamelenin yapılacağından sizin haberiniz yok ise o zaman açılımın ruhuna bizler birer Fatiha okumak zorunda kalacağız.

AKP olarak hoşunuza gitsin gitmesin, Meclis’te CHP ve MHP açılıma destek vermediğine göre yeniden grup kuran BDP ile bu sefer samimi ve güven veren bir diyalog kurarak bu sorunun yükselen tansiyonunun düşürmelisiniz. Değilse Emine Ayna’nın dile getirdiği gibi, herkes açılıma bitmiştir gözüyle bakacak haberiniz olsun. AKP olarak kendiniz gibi düşünmeyenleri dışlama fikrinden vazgeçiniz.

AKP olarak bütün Türk halkının etkilendiği ve 86 yıldır yaşanan acıları, yasları, maruz kalınan zulmü bitirmek istiyorsanız Demokratik açılım projesini açmalısınız. Ateşten bir gömlek olsa bile Kürt sorunu için ne gibi iyileştirmeler yapacağınızı kamuoyu ile paylaşmalısınız. Ovada siyaset yapsınlar dediklerinizin ellerini kelepçeleyerek, ekranlarda teşhir ederek açılım olmaz. Demokratik siyasal zeminde siyaset yapanları 1994’te olduğu gibi enselerinden tutarak gözaltına alarak açılım yerine süreci dinamitlemiş olursunuz.

Açılımın ilk aylarında söylemleriniz ile mucize yaratmıştınız. 72 milyona umut vermiştiniz. Ancak son görüntüler ile bu mucizeyi kendi elinizle yok ediyorsunuz. Demokratik çözümde muhatabınız Kürtler yerine ABD, Irak, Suriye, Irak ve K.Irak Kürtlerine güvenerek 50 yıldır uygulanan yöntemi yeniden denemek ile çıkmaz bir sokağa giriyorsunuz. Son tutuklamalar ülkede büyük bir gerginliğe yol açmıştır. Çok iyi biliyorsunuz ki demokratik açılım gerginlikle çözülmez. AKP’nin siyasi aktörleri bu gerçeği görmeleri gerekiyor.

Demokratik açılım için şiddet, baskı, sindirme dili bütün taraflarca terk edilmeli. Siyaset gözaltı ve tutuklama ile değil, diyalog ve konuşarak hal edilmeli. İnsani hak talepleri Türk medyasınca kamuoyuna vicdani çeşitlilik ve çoğulculuğu ortak kabul görerek yansıtılmalı. 

Sözün özü; özellikle Ankara ve Diyarbakır’da hava kurşun gibi ağırlaştı. Kimse tam olarak ne olup bittiğini anlamıyor. Demokratik açılım mızrağı çuvala sığmıyor. Kâbus gibi senaryolar beyinleri kurcalıyor. Yine ne oluyor, ne olacak diye herkes tedirgin. Bu güven sarsıcı havayı biran evvel dağıtmalısınız.

Silahların susmasına, demokratik açılım, siyaset, barış, kardeşlik, birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bir süreci yakalamıştık. İpin ucunu elimizden kaçıracak mıyız diye milyonlar endişeli. Barışı engelleyen girişimler hangi taraftan gelirse gelsin, şiddet hangi taraftan gelirse gelsin, açılımı engelleyen yaklaşım hangi taraftan gelirse gelsin bu saatten sonra vebalı çok büyük olur ve altından kimse kalkamaz. Ne Türk, ne de Kürt halkı kardeşlik projesini baltalayanları asla af etmeyecek, tarihte af etmeyecek. Bu gerçek böyle biline.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum