M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Katliam ülkesinin nesini yazacağım?

10 Ekim Cumartesi günü saat 10 da katliamın yapıldığı yere 200 metre mesafede yani bombaların bir adım ötesinden geçerek arkadaşlar ile sabah kahvaltısı daveti için Konya yoluna saptım. Sofraya oturmadan akıllı telefonuma haber düştü. “Ankara Garında katliam!” Haber televizyonları açınca korkunç manzara ile karşılaştık.

Ortada ne kahvaltı kaldı, ne sofra. Avazım çıktığı kadar bağırmak istedim. Katiller, caniler, vahşiler, kan içici vampirler ne istediniz “savaş” yerine “barış ve demokrasi” diyen o pırıl pırıl insanlardan. Kan gölüne çevirdiniz ülkemizi size ne demeli bilemiyorum ki.

Oy, iktidar, saray sizin için o kadar gerekli miydi tam da “sizi başkan yapmayacağız, sizi diktatör yaptırtmayacağız” diyen HDP kafilesinin ortasında bombayı patlatan canileri istihbaratınız, hükümetiniz, içişleri Bakanlığınız, Emniyet Genel Müdürlüğünüz nasıl olur uçan kuşlardan hesap sorarken onları sezmedi önlem almadı?

Yaptıklarınız yetmedi mi? İktidarınız boyunca halka bunu yaşatıyorsunuz. 15 Kasım 2003 İstanbul’da Neve Şalom’da 27 Ölü, 300 yaralı. 20 Kasım 2003 HSBC ve İngiliz Konsolosluğu 30 ölü, onlarca yaralı. 16 Temmuz 2005 Kuşadası 5 ölü 20 yaralı. 22 Mayıs 2007 Ankara Anafartalar Çay evi 9 ölü 121 yaralı. 22 Temmuz 2008 İstanbul Güngören 8 ölü 154 yaralı. 28 Aralık 2011 Şırnak Uludere (Roboski) 34 çocuğun parçalanmış cesedi, onlarca yaralı. 22 Ağustos 2012 Gaziantep 10 ölü 66 yaralı. 11 Mayıs 2013 Hatay Reyhanlı 52 ölü 146 yaralı. 6 Haziran 2015 Diyarbakır HDP mitingi 4 ölü yüzlerce yaralı. 20 Temmuz 2015 Urfa Suruç saldırısı 34 ölü yüzlerce yaralı.

10 Ekim 2015 Cumartesi saat 10.15 Türkiye’nin kalbi, ülkenin başkenti, şehrin ana merkezi Arena stadı, Gar, hastane, Sıhhiye ve Kızılay ana yol güzergâhında bu satırların yazıldığı ana kadar 128 ölü, 500 ü aşkın yaralı. Ve içişleri Bakanı Selami Altınok “Güvenlik zafiyeti yok” diyor. Tıpkı yukarıda sıraladığım 10 menfur saldırıda olduğu gibi Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısında “Güvenlik zafiyeti yok” diyorlar.

Bu yazıyı yazmak için sabahtan beri klavyeye elim bir varıyor, bir dönüyor. Birilerine hakaret etmemek, küfretmemek için kendimi zor tutuyorum. Olmayan yasalar olsa bile suç işlememe üzere terbiyelenmiş içgüdüsel alt yapım nedeniyle sadece “lanet olsun, Allah sizleri kahhar ismiyle kahretsin” diyebiliyorum.

Öyle ki henüz cesetler morgda soğumamışken, hala ağır yaralılar yoğun bakımda yaşamak için mücadele verirken 128 ölü 500 yaralı görüntüleri sanal alem, dünya TV ekranlarında dolaşırken 1 Kasım seçimi içi ölenleri ve oy verdikleri parti HDP’yi suçlayıcı yazılar yazan havuz gazete ve yazarlarına “ İnsanlıktan da mı hiç nasip almadınız” diyerek çığlık atmaktan başka elimden bir şey gelmiyor.

Bilmem çığlığımın hangi kelimelere karşılık olduğunu anlayabiliyor musunuz? Biliyorum çaresizliğin son noktasındayım, ama siz yani halk, yani milli irade (birilerinin dediği irade değil) yani vatandaş, yani seçmen siz evet siz belki bütün bu ölümlerin ve de acı dolu çığlığımızın sesine ilaç olabilirsiniz. 1 Kasım’da oyunuz ile “barış”, “demokrasi” diyerek bedenlerini kana bulayanlara güç olabilirsiniz. 2015 de Türkiye’nin değiştirilmek istenen makus talihini siz değiştirebilirsiniz.

Çığlığı çaresizlikten çareye dönüştürmek sizin elinizdedir. Ülkeyi kan gölüne çevirenleri durdurmak, değiştirmek sandığa giderek oylarınız ile gereğini yapmak sizin elinizdedir. “Barış” çığlığımızı, ölüm çığlığına çevirip bizleri nefessiz ve çaresiz bırakmak isteyenlere 1 Kasım’da bu fırsatı vermeyiniz. Bizi esir almalarına imkan vermeyin. Sözün, mitingin, gösterinin, tepkinin anlamı kalmadı. Anlamı kalan tek şey olan oyunuzla bizi, sizi öldürenleri susturunuz, hak ettikleri çukura itiniz.

Gar ve Arena Kapalı Spor Salonunun çevresini kıpkızıl kan gölüne çevirerek yüzlerce insan bedenine “Ne de çok özlemişiz, gökyüzüne bakmayı” bez afişini önce sedye, sonra kefen yapanlara, kanlar içinde vurulanların, bedenleri parçalananlar, cesetleri pankart ve parti bayrakları ile örtülenlerin anısına oy vererek onları ebedi yaşatınız.

İktidar için, güç için, egemen olmak için “barış” ve “insanlığı” öldürdüler. Onlar gibi düşünmeyen her kesi öldürmeye devam ediyorlar. Öyle ki halay çektikleri anı seçerek bombayı patlattılar. Diyarbakır’dan sonra Ankara’da da Kanlı cumartesilerine bir yenisini eklediler. Ömrümüz katiller bulunsun ile geçti. Ama işbirlikçi içerden olunca hiçbir katliamın katili bulunmadı. Biz “inadına barış” dedikçe “inadına savaş” diyenlere cevabınızı sandıklara gömerek kurdukları kanlı tuzakları boşa çıkartın.

Güvenlik zafiyeti yok diyenlere yalnız kendiniz için değil, çocuklarınız, torunlarınızın geleceği için özgürlüklerimizin tamamını elimizden almadan gereken cevabı veriniz. Kanlı bir geleceği yeni nesillere devretmemek için “bana ne” demeden, “kan akıtıyorlar, ben uzak durayım” demeden günümüz Nemrutlarına en demokratik (bilmiyorum amma) en risksiz ve tehlikesiz yol bildiğim sandıkta oyunuz ile cevabınızı yüzlerine çarparak Firavunu devirin.

İnsanlarımıza çektirdikleri zulmün, cinayetlerin, katliamların bedelini onlara ödetin. Parçalanan cesetler karşısında bile iz’andan, insaftan, vicdandan uzak duygular ile ölenlere ve HDP ile Demirtaş’a Pazartesi sabahı çıkan gazete manşetleri ve köşe yazarlarına bu ülkenin ve halkların geleceği için gereken cevabı veriniz.

7 Haziran sonuçlarını iptal ederek Türkiye’nin önüne “savaş”, “katliam” koyarak 1 Kasım’a doğru yol alanlara vereceğiniz her bir oy geleceğinizin kilometre taşıdır. Geçmiş 10 katliamın üstünü iktidarları boyunca örtenlere 10 Ekim katliamının da üstünü örtmek isteyenlere başlattığınız “barış” yürüyüşünün önünü kesmek isteyenlere fırsat vermeyin.

KESK, DİSK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği Bileşenlerine güç vermek için birçok şehirden gelen, uykusuz, yorgun HDP kafilesini seçerek 128 (daha sayı nereye çıkacak belli değil) şehit, 500 yaralının özverili bedel ödeme eylemine yapılan alçak katliamı unutturmayın.

AKP iktidarını 13 yıllık süreçte katliamların ilk halkasında yer alan HDP olduğunu unutmayın. Saldırı halka yapıldı, Demirtaş’ın dünya saraya değil halka başsağlığı dilemeli; “bunu devlet yaptı” derken de önlemekle yükümlü olanın önlemediğini dile getiriyordu.

 Demirtaş’ın yüreğinde hissettiği acıyı bir kelime ile ifade etti diye “kutsalına” sarılan katillerin sözcüsü gazeteci ve yazarlar 128 can, 500 yaralıya rağmen olayların sıcağında TV ve köşelerinde hükümet değilim diyen Davutoğlu hükümeti için saldırıya geçtiler.

Kanlı meydanda asfaltın renginin kan kırmızına döndüğü kara asfalt üzerinde cevap vermeyen çalan cep telefonlarının ne anlama geldiğini kavramayacak kadar yürekleri ihtiras ve güç histerisi kaplamış vicdansız, iz ’ansız, imansız, insanlıktan nasibini almayanlara ne söylesek boştur. 8 Haziran sabahından beri Kürdler üzerinden seçimi kana buladılar. “Barış” ve özgürlüğü kirlettiler. Her yeri, her şeyi kana bulaştırdılar. Bu kan denizinden çıkmak için sandığa, oyunuza sahip çıkın. HDP için var gücünüzle çalışarak “barışı” kucaklayın.

Duygularımı frenleyemiyorum, ama yerim dar, sinirlerime daha fazla sahip olmayı yitirmiş, ringte üst üste yumruk yemiş boksör gibi abandone olmuşum. Ankara Garı’nda o menfur saldırıyı yapanları ve onlara göz yumanları bin kez lanetliyorum. Kara asfaltı “barış” için bedenlerini siper ederek al kana boyayan şehitleri rahmetle anıyor, aileleri ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.