M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Dink ve Siyasi Cinayetler

Hrant Dink'in katledilmesi Sadece silahları ile değil, siyasal çıkarlar, içselleştirilen hastalıklı "milliyetçi" bakışlar sonucu gerçekleşti. Ne yazık ki iki yıldır tetikçiler yakalanmışsa da gerçek katilleri ve azmettiricileri hala aramızda dolaşıyor.

Belli medyanın timsah gözyaşlarına bakmayın. Çünkü Ermeni ve Kürtler ile kurulmak istenen diyalog ve hoşgörünün önündeki en büyük engel, tahrik edici ve kışkırtıcı unsur onlardır.

Bu ülkede Hırant gibi yüzlerce aydının cinayeti işlendi. JİTEM"den kök salan susurluk ve Ergenekon türevleri ile göz göre, göre binlerce cinayet işlendi. Bizler ise, sindirilmiş, korkutulmuş cılız bir sesle “ Katiller bulunsun, suçlular hesap versin” dedik. Bu işin göbeğinde yer alanlar ise;  “suçlular bulunup adalete teslim edilecek “ diye oyaladılar. Ama hiçbir zaman suçlular bulunmadı.

Taraf gazetesinde Neşe Düzel"in eski PKK”li, itirafçı Abdulkadir Aygan ile yaptığı röportajda okuduk. Yazı dizisinin her paragrafında, cümlesinde dehşet ile irkildik, ürperdik. DGM"nin serbest bıraktığı gençlerin mahkeme kapısından nasıl alınıp infaz edildiklerini tiksinerek öğrendik. Tıpkı gazeteci Hırant Dink"in o kadar kameranın tespitine rağmen hala gerçek katillerine ulaşılmadığı gibi.

Kaynağın başındaki sorumlular, tepkileri azaltmak ve dosyaları kapatmak için ilgisiz kişileri yakalarlar. Yakaladıklarını da yargılıyormuş gibi yaparak yıllara yayarlar. Hukukun, demokratik ilkelerin zerresi yerine getirilmediği için son 30 yıl içinde işlenen binlerce cinayet, onlarca toplu katliam bir türlü açığa çıkartılmadı. Yıllarca işlenen seri faili meçhul cinayetler bölgesi haline gelen Güneydoğu"da bu güne kadar hiç kimseden hesap sorulmadı.

Kendilerini ülkenin tek sahibi olarak görenler, G. Doğuda işlenen binlerce cinayete de, İstanbul"un göbeğinde kameraların karşısında işlenen Hrant cinayetine de sahte gözyaşı dökerek seyirci kaldılar. Çünkü kutsal değerleri için yapılan yasa dışı her şey mubahtı. Onlar için, “hak”, “hukuk”, “adalet”, “eşitlik” ilkelerinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktu. Cumhuriyet tarihi boyunca ülkeyi yönetenlerin siyasi kültürü, siyasi cinayetler için hukuk devleti bir görüntüden ibaretti.

Cumhuriyet tarihi boyunca “İttihat ve Terakki”  zihniyeti terk edilmediği için Kürt ve Ermeni inkârı; onlarca Kürt aydını ve Hrant Ding gibi gazeteci hunharca öldürülerek tasfiye ediliyorlardır. Çünkü yönetenler bayrağı bir birlerine tek şart ile devrederler “statükocu”, geleneksel, eskiye ait bir anlayışla ülkenin âli menfaatleri için cinayet işlemek mubahtır. Bir Başbakan bile dememiş miydi “Devlet için kurşun atanlar kutsaldır.”  “Kutsalları” karşısında, halk yoktur. Seçimden seçime oy atar o kadar. Hukuktan, adaletten, demokrasiden söz etmek abesle iştigaldir. Bunların bildiği tek şey “vatana ihanet” sözcüğüdür. Bunun içinde hukuk değil, siyasi cinayetler “olağan” sayılmaktadır. Bu yaklaşım cumhuriyet boyunca vazgeçilmeyen bir gelenektir.

Ancak, artık mızrak çuvala sığmıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca işlenen siyasi cinayetler bir gelenek haline gelmiş, istisna değil kural halini almış olsa da artık toplum 21. yüzyılda olanları sorgulamaya başladı. Bundan da kaçış yoktur. Bu yüzdendir ki, Ergenekon operasyonları 1-2 ile değil dalga, dalga 11"lere kadar ulaştı. Artık sade vatandaş sorular soruyor. Artık birey, insanın bir değerinin olması gerektiğini sorguluyor. Hrant ve diğer aydınların katli için sorumlular bir şey yapmazken, son yıllarda insanların toplu halde yürüyüşler yapması, tepki koyması, sesini yükseltmesi; Hrant"ın ölümünde yürüyen on binlerin “Hepimiz Hrant Dink"iz” demesi, artık bazı şeylerin değiştiğine işaret oluyor. Diliyoruz ki, Ergenekon operasyonları ve Hrant"in katli statükocu zihniyetin sonunu getiren, sayısız cinayeti akıbetini ortaya çıkartan, tabuları yıkan, sistemin kendisiyle hesaplaşması için başlangıç olur.
Hrant Dink"i yakından tanıma fırsatım olmadı. Ancak medyadan, çeşitli TV programları, Sivil Toplum hareketleri, toplantı ve panellerde izlediği çizgi sonucu meslektaş olarak dikkatimi çekmiş Ermeni kökenli bir gazeteci, bir yazar ve bir aydınımızdı.

Yazılanlardan ve söylenenlerden anlıyoruz ki; Hrant Dink; bilerek ve isteyerek yaşamı boyunca kimseye zarar vermeyen, aldatmayan, istismar etmeyen, ilişkilerinde başkalarına yük olmayan biridir.  Özverili, esnek, sözüne sadık, başkasının bilmesi gerekeni açık seçik gazetesinde ve köşesinde yazan, işine, ilişkilerine, çevresine saygılı, son derece verimli, üretken bir aydındır. Övünmekten kaçınan, çalışkan, güler yüzlü, topluma hizmeti kutsal bilen, baskıcı olmayan, planlı, programlı, nazik, neyi nerde nasıl konuştuğunu ve yazdığını bilen; ayrıntıya önem veren sorunları çözmek için takipçi ve yapıcı bir kişilikti.

Sözün özü, Hrant Dink bildiğim en güzel insan, tek kelimeyle insanoğlu insan Ermeni vatandaşlarımızdan biriymiş. Ne yazık ki hedef göstere, göstere; haber vere, vere işlenen bir cinayet sonucu 19 Ocak 2007"de yani iki sene önce gazetesi AGOS" UN kapısında kahpece ensesinden vurularak bir insana yapılacak en vahşi ve geri dönülmez bir haksızlık sonucu faili belli kişilerin cinayetine kurban gitti.

Geçen sene de Hrant için bir yazı yazmıştım. O, yazımın üzerinden de tam bir sene geçti. Bu 365 x 2 yani 730 gün sonunda Hrant cinayeti için bir arpa boyu yol alınmadığına herkes gibi bende şahit oldum.

İşlenen bu korkunç cinayetin üzerinden iki yıl geçti. Savcılar iz sürdü, üst üste eklenen yeni davalar, alınan yeni yargı kararları sanki başka bir harekâtın biçimi gibi yol alıyor. Bu iki yıl içinde Ermeni vatandaşımızı öldürdüğü için gururlu cinayet zanlılarının nasıl el üstünde tutulduğunu gördük. Bu iki yıl süresince Hrant Dink"e bir kurşun daha sıkılması için ne gerekirse yapıldı. Ölüm bile zalimlerin nefretini azaltmıyordu. Bebeği katile dönüştüren karanlık düşünceleri vahşi bir cinayet de tatmin etmiyordu. Hak arayanlar ise bütün olup bitenlere rağmen sabırla ikinci yılı da geride bıraktılar.

Araştırmalar, soruşturmalar, incelemeler sonucu görüldü ki Hrant"tan başka sorumlu herkes bu cinayeti biliyordu. “uyarı” dışında kimsenin kılı bile kıpırdamamış. İki yıl içinde ortaya çıkan her delil bu karanlık kuyunun ne kadar derin olduğunu ortaya çıkartıyordu.

Cinayetin aydınlanması, sağlıklı bir yargılama yapılması, azmettiricilerin bulunması için her gün yeni engeller çıkartıldı. Hatta cinayette adı geçen bazı görevliler terfi ettirildi. Herkesin olacağını bildiği, ama Hrant"ın ihtimal vermediği bir vahşet sinsice hazırlanarak uygulamaya kondu.

Ve planlı, programlı, destekli işlenen cinayetin üzerinden tam iki yıl geçti. Bir arpa boyu yol alınmamış olsa bile inatla adalete güveniyor ve suçluların cezalarını bulmasını bekliyoruz. Biz adalet, eşitlik, kardeşlik, demokrasi, vatandaşlık, barış ilkelerine inananlar 19 Ocak"ın bir ayıbın utanç verici tarihi değil, aydınlık bir Türkiye"nin miladı olmasını istiyoruz. Bunu suçlular ile işbirliği yapmayı reddeden sessiz kitle adına haykırmak istiyoruz.

Bizler Türkiye Cumhuriyeti ülkesinin yurttaşları olarak; Kürt, Türk, Ermeni her kim olursa olsun işlenen siyasi cinayetlerin gerçek katillerinin bulunmasını istiyoruz. Cinayet sanıkları ile bir arada yaşamayı reddediyoruz. Cinayetten ve faili belli vahşetten nefret eden onurlu milyonlar olarak bebeklerden katil yaratan karanlığa ışık tutmak istiyoruz. Ülkemizin aydınlık geleceğine sahip çıkmak istiyoruz. Acının yükünü birlikte taşımak için, adalet için, barış için, kardeşlik için, Hrant Dink"in davasının mağdurları ve takipçileri olarak din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi görüş farkı gözetmeden, halkların kardeşliğine inanan yurttaş olarak, tepki vermenizi ve tavır koymanızı istiyoruz. Çünkü dinimiz hoşgörü ve herkesle birlikte yaşamayı uygun gören tek semavi dindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.