Alican Tuncay Çelik

Alican Tuncay Çelik

Yüksekova çığlık atıyor: Kenti kim kurtaracak?

Yüksekova çığlık atıyor: Kenti kim kurtaracak?

Bitmeyen altyapı , koordinasyon eksikliği ve planlama krizi şehri esir aldı..

İki gündür Yüksekova’dayım ve gördüğüm tabloyu görmezden gelmek gerçekten mümkün değil. Nereye gitsem, kiminle otursam; hal hatırdan sonra konu bir şekilde dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: yollar, kaldırımlar, çevre kirliliği, altyapı ve üstyapı sorunları… Ya da daha doğrusu, bunların yarattığı olumsuzluklar. Hatta açıkça söylemek gerekirse, ortaya çıkan manzara yer yer çevresel bir rezaleti andırıyor.

İlçe merkezinde özellikle Cengiz Topel Caddesi ile şehrin girişini sağlayan İpekyolu Caddesi ve bu ana arterlere bağlanan ara yollar ile kaldırımlar ciddi anlamda ya bozuk ya da kullanılamaz durumda. Karayolları ile belediye arasında bir yetki karmaşası olduğu çok açık. “Bu senin alanın, yok bu benim alanım” derken olan yine insanlara oluyor. Xalo, xalet, mam, met… kısaca bu şehrin büyükleri, gençleri ve çocukları; çukur, çamur ve tozun içinde, dökük kaldırımlarda yürümek ve kirli bir şehirde yaşamak zorunda bırakılıyor.

Sadece iki gün içinde yürüyerek (daha doğrusu yürümeye çalıştığım) gezdiğim yerlerde bile durumun ne kadar vahim olduğunu görmek zor olmadı. Kaldırımlar birçok noktada tamamen çökmüş, taşlar yerinden sökülmüş; yürümek hem zor hem de ciddi şekilde riskli hâle gelmiş durumda. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve engelli bireyler için bu alanlar neredeyse tamamen erişilemez hâlde.

Ara sokaklara girildiğinde manzara değişmiyor: çukurlar, bozuk zeminler ve düzensiz altyapı çalışmaları günlük yaşamı doğrudan ve olumsuz etkiliyor. İnsanlar en basit ulaşımını bile zorlukla sağlıyor; yürümek, bir ihtiyaçtan çok bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Ama şunu da açıkça ifade etmek gerekiyor: İlçe merkezindeki bir caddenin bu hâlde olması artık “coğrafya”, “iklim şartları” ya da “politik söylemler” ile açıklanamaz. Bu tablo daha çok planlama eksikliği, koordinasyon yetersizliği ve hizmetlerin sürdürülebilir şekilde yürütülememesiyle ilgilidir.

Bu bir suçlama değil; uzun süredir göz ardı edilen bir gerçeğin ifadesidir. Çünkü bu şehirde yaşayan herkes, güvenli bir şekilde yürüyebileceği, insana yakışır bir çevrede yaşamayı hak ediyor.

Bunun yanı sıra etrafa saçılmış çöpler, hem sağlık hem de estetik açıdan hoş olmayan bir görüntü oluşturuyor ve şehrin genel yaşam kalitesini düşürüyor ne yazık ki.

Kısacası, ortada yalnızca bir “ihmal” değil; doğrudan hissedilen bir kentsel düzensizlik ve yaşam kalitesini düşüren bir kaos var.

Bunu yazarken herhangi bir grubun içinde yer almadan ya da bir partinin sözcülüğünü yapmadan ve siyasi konjonktürlerden bağımsız bir şekilde sadece bir Geverli olarak konuşmak istiyorum.

Yüksekova’da doğmuş, büyümüş ve hayatının 30 yılı aşkın bir süresini burada geçirmiş biri olarak, bu şehirde yaşayan binlerce insanın sesi olma ihtiyacı hissediyorum. Amacım herhangi bir kişiyi, kurumu ya da yapıyı hedef göstermek ya da itibarsızlaştırmak değil. Tam tersine, yıllardır herkesin ortak şekilde dile getirdiği, muzdarip olduğu sorunları görünür kılmak ve çözüm arayışına, küçük de olsa, bir katkı sunmak.

Yüksekova’da yaşayan, belli bir yaşa gelmiş ve çevresine dikkatle bakan herkesin hemfikir olduğu temel bir gerçek var. Şehrin uzun süredir içinde bulunduğu altyapı, üstyapı ve çevre sorunları günlük hayatı doğrudan etkiliyor. Bozuk yollar, çökmüş kaldırımlar, biriken çöp ve çamur, düzensiz altyapı çalışmaları ve giderek kötüleşen şehir estetiği...

Yağışlı havalarda bu alanlar çamur ve su birikintileriyle doluyor, yaz aylarında ise yoğun bir toz problemi ortaya çıkıyor. Bu durum hem sağlık hem yaşam kalitesi açısından olumsuzluk yaratmakla birlikte birde esnafın iş yapma koşullarını zorlaştırıyor. Ekonomik zorluklar içinde var olmaya çalışmakla birlikte bir de dükkanının önünü temizlemeye çalışan, çamur ve tozla mücadele eden esnaf, müşteri erişimindeki zorluklarla da baş etmek zorunda kalıyor. Vatandaşlar ise en basit ihtiyaçlarını karşılamakta bile güçlük çekiyor. Bu sorunlar, sadece bir görüntü meselesi değil; insanların yaşamını, işini ve günlük alışkanlıklarını doğrudan etkileyen somut bir gerçeklik.

Geçmiş yıllarda yerel basın ve haber sitelerinde Yüksekova’daki altyapı ve çevre sorunları defalarca gündeme geldiğini biliyorsunuz.
“Yüksekova’da bozuk yollar tepki çekiyor”, “Vatandaş çamur ve çukurdan şikâyetçi”, “Altyapı çalışmaları sonrası yollar onarılmadı” gibi başlıklar hem yerel hem ulusal ölçekte yayınlandı. Sorunların boyutunu gösteren çarpıcı bir örnek de yakın zamanda yaşandı. Bir kişi, üç tekerlekli bisikletiyle kum getirip bozuk yolu onarmaya çalışmıştı. Bu olay, şehir yönetiminde sorumluluklarını yerine getiremeyenlerin somut bir ayıbı olarak değerlendirilmelidir bence. Altyapı çalışmaları sonrasında yolların uzun süre eski hâline getirilmemesi ve geçici çözümlerle bırakılması sıkça dile getirilen konular arasında yer aldı. Aradan geçen yıllara rağmen bu sorunlar hâlâ kalıcı ve sistematik bir şekilde çözülebilmiş değil; şehrin yolları, kaldırımları ve genel yaşam alanları hem günlük hayatı hem de şehrin ekonomik ve sosyal düzenini olumsuz etkiliyor.

Asıl sorunlardan biri de Yüksekova’da koordinasyon eksikliği, denetim yetersizliği ve planlı yönetim boşluklarıdır bunu artık kabul etmek gerekiyor. Bu durum, şehirdeki yaşam alanlarını doğrudan ve ciddi şekilde etkiliyor.

Kar, burada bir sürpriz değildir. Yüksekova’da karın ne zaman yağacağı büyük ölçüde öngörülebilir ve buna göre hazırlık yapılması gerekir. Bu noktada belediyenin, Karayollarının ve İl Özel İdaresinin uyum içinde çalışması şarttır. Kurumlar arasında küskünlük, kırgınlık ya da uyumsuzluk olmamalı; aksine, ortak bir planlama ve koordinasyon anlayışıyla hareket edilmelidir.

Acil durum eylem planları önceden hazırlanmalı ve her türlü senaryoya karşı hazır olunmalıdır. Bu hazırlık yalnızca yolların açılmasıyla sınırlı kalmamalı; kaldırımların temizlenmesini, yayaların güvenliğini, araç trafiğinin aksamamasını ve temel hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesini de kapsamalıdır.

Yıllardır her kar yağışında benzer sorunlar yaşanıyor. Geçici çözümler ve plansız müdahalelerle durum idare edilmeye çalışılıyor, ancak sonuç çoğu zaman aynı oluyor. Bu yıl da farklı olmadı ne yazık ki. Yollar kapandı, kaldırımlar buz ve karla doldu, vatandaşlar ve esnaf zor durumda kaldı, bazı bölgelerde ulaşım neredeyse durma noktasına geldi.

Oysa karın sürpriz olmadığı bir şehirde bu manzara kabul edilebilir değildir.

Bu tablo açıkça gösteriyor ki yaşanan sıkıntıların temel nedeni, planlama ve koordinasyon eksikliğidir.

Çözüm ise aslında bellidir: Sistemli ve kapsamlı bir hazırlık. Karla mücadele ekipleri ve araçları önceden belirlenmeli, gerekli ekipman ve malzemeler hazır tutulmalı, yollar ve kaldırımlar düzenli olarak temizlenmeli ve acil durumlarda hızlı müdahale için ortak bir uygulama planı hayata geçirilmelidir.

Kurumlar arasında sürekli ve açık bir iletişim sağlanmalı, görev ve sorumluluklar net şekilde belirlenmeli ve her şeyden önce vatandaşın güvenliği öncelik haline getirilmelidir.

Ayrıca şehir planlaması ve altyapı yatırımları yalnızca acil durumlara değil, günlük yaşamı iyileştirmeye yönelik olarak da güçlendirilmelidir. Kış aylarında biriken kar yığınlarının zamanında ve planlı şekilde temizlenmemesi, bahar aylarında cadde ve sokakların adeta göle dönmesine, ardından oluşan çamur ve yaz boyunca süren toz sorununun her yıl tekrarlayan mevsimsel bir döngü hâline gelmesine yol açıyor. Bu sorunlar hem vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkiliyor hem de şehir ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Düzenli ve sistemli bir altyapı planlamasıyla, kar ve olumsuz hava koşulları Yüksekova için felaket değil, yönetilebilir ve kontrollü bir durum hâline getirilebilir, böylece hem vatandaşların yaşam kalitesi hem de şehir ekonomisi güvence altına alınmış olur.

Bir diğer önemli husus da su sorunudur. Su kaynakları açısından zengin bir şehirde, yaz aylarında su sıkıntısı yaşanması ve musluklardan her zaman içilebilir suyun temin edilememesi, vatandaşların sıkça dile getirdiği ciddi bir problemdir. Mevcut sistem çoğunlukla birkaç su kaynağı ve sondaj kuyusuna bağlı kalmış durumda; bu, şehir nüfusu ve mevsimsel talebi karşılamakta yetersiz kalıyor ne yazık ki.

Çözüm için öncelikle su altyapısı çeşitlendirilmelidir. Yeni kaynaklar ve sondaj kuyuları planlı şekilde açılmalı, mevcut kaynaklar etkin biçimde yönetilmeli ve su dağıtım şebekesi güçlendirilmelidir. Depolama kapasitesi artırılmalı ve kurak dönemler için yedek su rezervleri oluşturulmalıdır. Ayrıca kurumlar arasında koordinasyon sağlanmalı; belediye, İl Özel İdaresi ve Devlet Su İşleri birlikte çalışarak su temininde sürekliliği güvence altına almalıdır. Bu sayede Yüksekova’da yazın su sıkıntısı sona erer, vatandaşlar güvenli içme suyuna erişebilir ve şehir yaşamının sürdürülebilirliği sağlanmış olur.

Yüksekova’ya dışarıdan gelenlerin ilk dikkatini çeken şey, şehrin estetiği oluyor. Genelde aynı sorular soruluyor: “Neden bu kadar gri?” ve “Neden yeterli park yok?”

Gerçekten de Yüksekova’da kent estetiği ve yeşil alan planlaması ciddi şekilde yetersiz. Yürüyüş yollarının eksikliği, parkların ya hiç olmaması ya da var olanların bakımsız, işlevsiz ve güvenliksiz olması, şehir yaşamını doğrudan olumsuz etkiliyor. Bu durum özellikle kadınların ve çocukların sosyal yaşam, spor ve açık alan ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırıyor.

Bunun yanı sıra kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesi, yayaların güvenliğini riske atıyor ve insanların kamusal alanları rahatça kullanmasını engelliyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, şehrin genel görünümü hem estetik açıdan zayıf kalıyor hem de insanlarda olumsuz bir psikolojik etki yaratıyor.

Çözümü için öncelikle şehirde erişilebilir ve güvenli yürüyüş yolları oluşturulmalı, mevcut kaldırımlar yayaların kullanımına uygun hâle getirilmeli ve araç işgali önlenmelidir. Parklar yeniden planlanmalı, bakım ve güvenlik önlemleri sağlanmalı, çocuk oyun alanları ve spor alanları dahil edilmelidir. Yeşil alan yatırımları artırılmalı, şehir estetiği ve sosyal yaşamı destekleyecek uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır. Bu sayede hem kadınlar ve çocuklar hem de tüm vatandaşlar için güvenli, işlevsel ve keyifli bir yaşam alanı yaratılmış olur.

Bir başka önemli sorun da çöp yönetimidir. Şehirde çöpün toplanması için belirli bir zaman dilimi olmalı; her saat dışarıya çöp bırakılmamalıdır. Belli bir düzen sağlanmadığı sürece, çöp hem hijyen hem de kent estetiği açısından ciddi sorun yaratıyor. Özellikle şehrin en işlek caddelerinde gündüz vakti görülen çöp yığınları, hem halk sağlığını tehdit ediyor hem de şehir görünümünü olumsuz etkiliyor.

Çözüm için belediyenin çöp, kaldırım işgali ve diğer kentsel düzen sorunlarında denetimleri artırması gerekiyor. Ancak denetimler; halkı kırmadan, korkutmadan ve yalnızca gerektiğinde yaptırım gücüne başvurularak yürütülmelidir. Öncelik, halkın bu sürece dahil edilmelidir; özendirici ve inandırıcı çalışmalar olmalıdır. Vatandaşlar kurallara uymanın önemini anlamalı ve uygulamaya gönüllü katılım göstermelidir.

Buna ek olarak, çöp toplama saatleri net bir şekilde belirlenmeli ve vatandaşlar bu kurala uymaya teşvik edilmelidir. Düzenli çöp toplama sistemi, yeterli sayıda çöp konteyneri ve sürekli denetim ile desteklenmeli; ayrıca geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Bu şekilde hem sağlık korunur hem de şehir görünümü iyileştirilir, yaşam kalitesi artırılır.

Peki, biz ne yapabiliriz?

Yüksekova’daki kentsel sorunları dile getirmek için uzman olmaya gerek yok. Biraz dikkat ve temel farkındalık, bozuk yolları, düzensiz altyapıyı, çöp sorununu veya eksik sosyal alanları herkesin kolayca görmesini sağlıyor. Ancak mesele sadece eksikleri sıralamak değil; asıl önemli olan, bu sorunlara ortak bir akılla ve çözüm odaklı yaklaşabilmektir.

Evet, Yüksekova bir Finlandiya, Norveç veya Japonya değil. Ama bu, burada yaşayan insanların daha sağlıklı, düzenli ve yaşanabilir bir şehirde yaşama hakkını ortadan kaldırmaz. Nüfusu 130 bine yaklaşan bir şehirde, temel kentsel hizmetlerin planlı ve sürdürülebilir yürütülmesi bir lüks değil, zorunluluktur. Şehir yönetimi, altyapı, çevre, su ve sosyal alan planlamasında etkin ve koordineli hareket ederek, yaşam kalitesini artırmakla yükümlüdür.

Küçük şehirlerin en temel sorunlarından biri, kişisel ilişkiler ve bağlar nedeniyle ayrıcalıkların gündeme gelmesidir. Yüksekova’da, siyaset veya sosyal bağlantılar ne olursa olsun, tüm vatandaşlara eşitlik ilkesine uygun yaklaşılmalıdır. Siyasiler yapıcı olmalı; “şu parti, bu parti” veya “bizim akraba, bizim yakın” anlayışı artık bir kenara bırakılmalıdır.

Şehrin gerçek bir kimliği olacaksa, bu kimlik temizliği, düzenli yolları ve yaşanabilir çevresi ile ortaya konmalıdır. Unutulmamalıdır ki hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz; kötü bir yol, eksik su, kirli bir şehir veya bozuk kaldırımlar sadece bir kesimin değil, hepimizin ortak sorunudur.

Kalıcı çözümler için ortak akıla ihtiyaç vardır; bunu kabul etmemiz gerekiyor. Bu şehri kaderine terk edemeyiz. Bu nedenle “Kent Konseyi” kurulmalı; sorunları sürekli tartışmak yerine, kalıcı ve uygulanabilir çözümler üretilmelidir.

Yöneticiler, sorunları suçlayıcı bir dille dile getirmek yerine çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemelidir. “Bütçe yok”, “belediye borç içinde” "ödenek gelmiyor" veya "burası eskiden beri böyle" gibi basmakalıp gerekçelerin ardına saklanmak yerine, mevcut kaynaklar etkin ve verimli şekilde kullanılmalıdır. Belediyenin öz kaynakları iyi yönetildiğinde, üretime katkı sağlayacak ve sürdürülebilir projeler hayata geçirilebilir; yani belediye daha üretici bir yapıya dönüştürülebilir ve kendi gelirini yaratabilir.

Gerekli durumlarda, kanun ve yasal çerçeve içinde Türkiye’nin farklı kamu kurumlarıyla iş birliği yapılabilir; Avrupa destekli fonlar veya diğer uluslararası kaynaklardan da faydalanılarak şehir için ek finansman sağlanabilir. Böylece hem altyapı hem de sosyal alanlar, sürdürülebilir ve kalıcı çözümlerle güçlendirilebilir.

Tam bu noktada, bir kurtarıcı beklemeye gerek yok. Yüksekova’da yaşayan herkes, ortak akıl ve dayanışmayla şehri daha yaşanabilir hâle getirebilir.

Ayrıca, somut çözüm önerileri aslında çoğumuzun bildiği şeyler; ama belki bir okuyan olur diye yine de belirtmek istiyorum:

*Altyapı ve üstyapı çalışmaları planlı yürütülmeli: Kazı yapılan yollar aylarca bekletilmeden, belirli bir takvim çerçevesinde düzenlenmeli. Böylece yollar ve kaldırımlar hem güvenli hem de kullanılabilir hâle gelir.

*Denetim mekanizmaları güçlendirilmeli: Yapılan işlerin kalitesi düzenli olarak kontrol edilmeli; geçici çözümler yerine kalıcı ve sürdürülebilir çözümler hedeflenmeli.

*Vatandaş ile iletişim artırılmalı: Şikâyetlerin iletilebileceği, süreçlerin takip edileceği ve geri bildirim alınacağı şeffaf sistemler oluşturulmalı. Böylece halk, yönetimle iş birliği içinde olabilir.

*Uzun vadeli şehir planlaması yapılmalı: İklim koşulları, nüfus artışı ve şehirleşme dinamikleri dikkate alınarak, günü kurtarmayan kalıcı çözümler üretilmeli.

*Çöp yönetimi ve denetim: Belirli çöp toplama saatleri, yeterli sayıda konteyner ve özendirici denetimler ile düzen sağlanmalı; hem hijyen hem de kent estetiği korunmalı.

*Kent estetiği ve sosyal alanlar: Parklar bakımlı, güvenli ve işlevsel olmalı; yürüyüş yolları kadın ve çocukların güvenle kullanabileceği şekilde erişilebilir hâle getirilmeli.

*Su yönetimi: Su işleri yalnızca birkaç kaynağa veya sondaja bağlı kalmamalı; şehir genelinde güvenilir içme suyu sağlanmalı ve altyapı güçlendirilmelidir.

*Toplumsal bilinç: Çevreye duyarlılık, kamu malına sahip çıkma ve ortak yaşam alanlarını koruma bilinci yaygınlaştırılmalıdır.

Ben bu yazıyı, bir şikâyetten öte, bir çağrı olarak kaleme aldığımı belirtmek isterim. Yüksekova’da yaşayan herkesin, güvenli, temiz ve düzenli bir şehirde yaşama hakkı vardır. Sorunlar çözümsüz, imkansız veya kader değildir; yeter ki ortak bir irade ortaya konulsun, işin uzmanlarıyla iş birliği yapılsın, uzun vadeli planlama yapılsın ve kararlılık gösterilsin.

Yüksekova ve burada yaşayan insanlar, daha iyisini fazlasıyla hak ediyor kesinlikle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alican Tuncay Çelik Arşivi