Şimşek’in vergi cenneti ve halkın cehennemi
Mehmet Şimşek yine konuşuyor: “Vergi yükümüz düşük, adalet getiriyoruz, 2026 reform yılı olacak” diyor.
Yurt dışından para getirecek olanlara 20 yıl vergi istisnası, transit ticarete neredeyse sıfır vergi, ihracatçılara kurumlar vergisinde radikal indirimler, İstanbul Finans Merkezi’ne özel muafiyetler...
Sermaye için adeta bir vergi cenneti inşa ediliyor.
Peki ya millet?
Millet için enflasyon canavarı, TÜFE’ye endeksli kira soygunu ve cepten çıkan her kuruşa konulan dolaylı vergiler.
Şimşek “vergi yükü yüksek değil” diye ısrar ediyor. OECD ortalamasına göre düşükmüş. Peki bu istatistik kime göre? Maaşının yarısını kiraya, faturaya ve markete veren emekçi, memur, işçi için mi? Yoksa milyarlık servetini yurt dışında döndüren, şimdi Şimşek’in davet ettiği “yabancı yatırımcı” için mi?
Hükümet bir yandan “zenginlerden alıyoruz” diye kurumlar vergisini biraz artırırken, diğer yandan sermayeye kapıları ardına kadar açıyor.
Net sonuç: Orta ve dar gelirli vatandaşın sırtındaki yük hiç azalmıyor, aksine artıyor.

En vahim tablo kirada yaşanıyor.
2024’te %25’lik kira artış sınırı kalkalı beri ortalık kan ağlıyor. 2026’da kira zamları hâlâ %32-35 bandında seyrediyor (TÜFE 12 aylık ortalamaya göre). Bir yıl önce 15 bin TL’ye oturan kiracı şimdi 20 bin, 25 bin bandına çıkmış durumda. Ev sahibi “keyfi” davranıyor çünkü yasal üst sınır bile vatandaşın belini büküyor. Mahkemeler tıkalı, emsal kira davaları yılları alıyor. Kiracı çaresiz, ya ödüyor ya sokağa çıkıyor.
Esnaf daha fazla açık tutuyor dükkanını ama daha az kazanıyor. Kazanan; elektrik kurumu, mülk sahibi, internet operatörleri...
Denetçiler artıyor, müşteriler azalıyor.
Şimşek ve arkadaşları dezenflasyondan, gelir dağılımı iyileşmesinden bahsediyor. Gerçekte ise enflasyon hâlâ milletin canını yakıyor, kira ise enflasyonun en acımasız yansıması. Ev sahibi zenginleşirken kiracı yoksullaşıyor.
Bu, tam bir sınıf transferi: Emekçiden rantiyeye kaynak aktarımı.
Hükümetin “piyasa serbestisi” dediği şey, aslında güçlü olanın zayıfı ezmesine kılıf oluyor.
Radikal Gerçekler:
Yurt dışından gelecek “sıcak para”ya 20 yıl vergi affı veriyorsunuz ama kendi vatandaşınızın kiradan dolayı yaşadığı acıya tek bir somut çözüm üretmiyorsunuz.
Vergi harcamalarını azalttığınızı söylüyorsunuz ama asıl azalan şey halkın alım gücü.
“Adalet”ten bahsediyorsunuz ama adalet, cebinde 3 kuruşu olanın her ay kira zammı korkusuyla uyanması değildir.
Enflasyonu düşürdüğünüzü iddia ediyorsunuz ama kira zamları hâlâ %30’ların üzerinde. Bu, “düşen enflasyon” değil, kiracıların sırtına binen yeni bir vergidir.
Mehmet Şimşek’in ekonomi modeli çok net: Sermayeyi memnun et, yabancı yatırımcıyı çağır, yerli halkı da “sabret” diye avut. Bu modelde zengin daha zengin, kiracı daha kiracı oluyor. Ev sahibi “piyasa koşulları” diyor, kiracı “geçim koşulları” diyor. Arada kalan ise yokluk ve umutsuzluk.
Bu politikalar devam ettikçe Türkiye’de iki tür insan olacak: Bir tarafta Şimşek’in vergi istisnalarından yararlananlar, diğer tarafta her ay kira zammı yüzünden uykusu kaçan milyonlar.
Halkın sabrı taşmak üzere.
Artık laf değil, somut çözüm lazım: Kira artışlarına yeniden sert tavan, dar gelirlilere kira desteği, vergi yükünün gerçekten adil dağıtılması.
Aksi takdirde bu “reform” dedikleri şey, sadece halkın aleyhine işleyen bir soygun düzeni olarak tarihe geçecek.
Şimşek’in 2026 vizyonu halk için değil, küresel sermaye için yazılıyor. Millet ise faturayı ödüyor – hem de her ay, kat kat zamla.