Gülay Arslan

Gülay Arslan

Yüksekova’da işsizlik: Sessiz bir ekonomik gerçek

Yüksekova’da işsizlik: Sessiz bir ekonomik gerçek

Ekonomi çoğu zaman rakamlarla anlatılır. Enflasyon oranları, büyüme verileri, işsizlik istatistikleri… Ama bazı şehirlerde ekonomiyi anlamak için grafiklere bakmaya gerek yoktur. Sokağa çıkmak yeterlidir. Yüksekova da tam olarak böyle bir yer.

Resmi verilere göre ilçenin nüfusu yaklaşık 121 bin. Bunun 25 binden fazlası 20–29 yaş arası gençlerden oluşuyor. Yani ortada büyük bir genç nüfus var. Çalışmak isteyen, üretmek isteyen, hayat kurmak isteyen binlerce genç. Kağıt üzerinde bakıldığında bu aslında ciddi bir potansiyel demek. Fakat pratikte tablo o kadar parlak görünmüyor.

Türkiye genelinde işsizlik oranları açıklanıyor. Genç işsizlikten söz ediliyor. Ama Yüksekova’da mesele çoğu zaman sadece iş bulmak değil, nasıl bir iş bulduğun meselesi. Çünkü iş bulan birçok genç için de şartlar pek iç açıcı değil.

İlçede sık sık dile getirilen sorunlardan biri sigortasız ve düşük ücretli çalışma. Ekonomide bunun adı kayıt dışı istihdam. Yani çalışan var ama güvencesi yok. Maaş var ama çoğu zaman asgari ücretin bile altında. Üstelik çalışma saatleri de kısa değil. Bazen günde 10–12 saati bulan bir tempo söz konusu.
Bu durum o kadar alışılmış hale gelmiş ki zaman zaman şu cümleyi duymak mümkün:

“Yüksekova’da kim asgari ücret alıyor ki?”

Bir şehirde bu cümle rahatlıkla kurulabiliyorsa, ortada sadece bireysel bir sorun yok demektir. Bu aynı zamanda yerel işgücü piyasasının nasıl işlediğine dair bir işarettir. İş imkânı sınırlı olunca pazarlık gücü de doğal olarak işverenin tarafına geçiyor. İş arayan çok, iş az olunca şartları belirleyen taraf da değişiyor.

Elbette bütün sorumluluğu yalnızca işverenlere yüklemek de doğru olmaz. Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik tablo ortada. Artan maliyetler, yüksek enflasyon, yatırım eksikliği… Bunların hepsi işletmeleri de zorlayan gerçekler. Ancak yine de bazı uygulamaların zamanla alışkanlığa dönüşmesi de gözden kaçmıyor.

Bir diğer mesele de gençlerin sık sık dile getirdiği referans konusu. Yani işe alımlarda tanıdık ilişkilerinin etkili olduğu yönündeki yaygın algı. Birçok genç yıllarca okuyup diploma alıyor, sertifikalar topluyor, CV hazırlıyor. Ama bir kuruma başvurduğunda çoğu zaman aldığı cevap kısa oluyor:

“Biz size döneriz.”

O dönüşün çoğu zaman gelmediğini söyleyen gençlerin sayısı ise az değil.

Bütün bunlar yalnızca bir iş bulma meselesi değil. Aynı zamanda gençlerin ekonomik sisteme olan güvenini de etkiliyor. İnsan emeğinin karşılığını alamayacağını düşündüğünde doğal olarak motivasyon da düşüyor.

Son yıllarda sıkça konuşulan “ev genci” kavramı da biraz buradan doğuyor. Eskiden bu ifade okumayan ya da çalışmayan gençler için kullanılırdı. Bugün ise birçok genç var ki eğitim almış, emek vermiş ama iş bulamadığı için evde kalmak zorunda kalıyor.

Bir kısmı başka şehirlere gidiyor. Çoğu zaman çağrı merkezlerinde ya da farklı sektörlerde çalışmak için memleketini terk ediyor. Bir kısmı ise düşük ücret ve ağır çalışma koşullarını kabul ederek hayatını burada sürdürmeye çalışıyor.

Yüksekova’nın bir başka ekonomik gerçeği de yatırım eksikliği. Genç ve dinamik bir nüfus var ama üretim ve istihdam yaratacak yatırımlar sınırlı. Yeni yatırım olmayınca yeni iş alanları da oluşmuyor. Bu da gençlerin ya işsiz kalmasına ya da göç etmesine neden oluyor.

Oysa bir şehrin en büyük gücü insan kaynağıdır. Çalışmak isteyen gençler varsa bu aslında büyük bir avantajdır. Mesele bu potansiyelin doğru şekilde değerlendirilmesi.

Burada hem kamuya hem özel sektöre önemli sorumluluk düşüyor. Liyakat sadece devlet kurumları için değil, özel sektör için de önemli. Doğru insanın doğru işte çalışması hem işletmelerin verimliliğini artırır hem de gençlerin motivasyonunu yükseltir.

En azından şu soruyu sormak gerekiyor:

Bir şehirde gençler çalışmak istiyorsa ama iş bulmakta zorlanıyorsa, burada neyi eksik yapıyoruz?

Belki daha fazla yatırım, belki daha şeffaf işe alım süreçleri, belki de emeğin karşılığını daha adil vermek… Bunların hepsi tartışılması gereken konular.

Çünkü bir şehirde gençler çalışmak istiyor ama iş bulamıyorsa, bu yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu aynı zamanda o şehrin ekonomisinin verdiği sessiz ama güçlü bir uyarıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Arslan Arşivi