Kaç işsiz var değil, kaç yeni iş var?
Yüksekova’da işsizlik hakkında konuşmak için özel bir ortam aramaya gerek yok. Çarşıda da konuşuluyor, aile içinde de, arkadaş arasında da. Özellikle üniversiteyi bitirmiş ama hâlâ iş arayan gençlerden söz ediyoruz. Sınavlara girenlerden, ilanları takip edenlerden, başvuru yapıp geri dönüş bekleyenlerden...
Bir noktadan sonra insan aynı hikâyeyi farklı kişilerden dinlemeye başlıyor.
Bu yüzden işsizliği konuşurken artık sadece “Kaç kişi işsiz?” sorusuna bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum.
Çünkü işsizliğin bir tarafında iş arayan insan varsa diğer tarafında da o insana sunulabilecek iş var.
Ve bence Yüksekova açısından asıl konuşmamız gereken noktalardan biri burada başlıyor: Yüksekova’da her yıl kaç yeni iş ortaya çıkıyor?
TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Hakkâri’de işsizlik oranı yüzde 13,8, istihdam oranı ise yüzde 32,9. Bu rakamların Yüksekova’ya ait olmadığını özellikle belirtmek gerekiyor; veriler Hakkâri geneline ilişkin. Yine de içinde bulunduğumuz tablo hakkında fikir veriyor.
Fakat rakamın kendisinden biraz uzaklaşıp ilçeye baktığımızda başka bir soru ortaya çıkıyor: Yeni işlerin ortaya çıkmasını sağlayacak ekonomik faaliyetleri ne kadar artırabiliyoruz?
Sınırın yanında olup bundan ne kadar yararlanıyoruz?
Yüksekova’nın ekonomik açıdan önemli bir avantajı var. İran sınırına çok yakınız. Esendere Gümrük Kapısı da hemen yanı başımızda.
Buradan ticaret geçiyor. Tırlar geçiyor, ürünler geçiyor.
Ama sınır ticaretinin ilçeye etkisini sadece “buradan ne kadar ticaret geçiyor?” diye ölçmek bana yeterli gelmiyor.
Asıl mesele, bu ticaretin ne kadarının Yüksekova’da ekonomik faaliyete dönüşebildiği.
Bir TIR’ın Esendere’den geçip yoluna devam etmesiyle ilçede yeni bir iş alanı oluşmuyor. Ticaretin burada biraz olsun tutulabilmesi lazım. Depolama, taşıma, paketleme, ürün işleme, lojistik hizmetleri... Bunların her biri ayrı bir ekonomik faaliyet.

Bu nedenle Hakkâri Sınır Lojistik Merkezi konusunda yapılan çalışmaların önemli olduğunu düşünüyorum. Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu alandaki girişimleri de ilçenin geleceği açısından dikkate değer.
Fakat burada benim asıl merak ettiğim şey yatırımın kendisinden çok, Yüksekova’ya nasıl yansıyacağı.
Merkez kurulduğunda ilçedeki hangi işletmeler bu işin içinde olacak? Buradaki gençler hangi görevlerde çalışabilecek? Ticaretin oluşturduğu gelirden ne kadarı ilçede kalacak?
Bunların hesabını baştan yapmak gerekiyor.
Çünkü bir yerde ticaretin gerçekleşmesi ile o ticaretten yerel ekonominin pay alması aynı şey değil.
Üretiyoruz ama ürünün değerini nerede artırıyoruz?
Tarım ve hayvancılıkta da benzer bir durum var.
Yüksekova’da üretim yapılıyor. Süt üretiliyor, hayvancılık yapılıyor, tarımsal faaliyetler devam ediyor. Fakat üretimin miktarı kadar, üretimden sonra ne olduğuna da bakmamız gerekiyor.
Mesela sütü düşünelim.
Üretici sütünü satıyor. Sonrasında süt başka bir yerde işleniyor, ürüne dönüştürülüyor, paketleniyor ve satılıyor.
Burada yalnızca süt üreten kişiyi değil, bütün süreci düşünmek gerekiyor.
Sütü işleyen işletme, paketleme yapan çalışan, ürünü taşıyan kişi, satışını yapan işletme, muhasebesini tutan kişi... Hepsi aynı ekonomik faaliyetin farklı parçaları.
Dolayısıyla ekonomik değer sadece tarlada veya ahırda oluşmuyor.
Bu açıdan bakınca Yüksekova’da yapılabilecek şeylerin tamamının büyük fabrikalar kurmaktan ibaret olmadığını düşünüyorum. Daha küçük işletmelerle de başlanabilir.
Süt ürünleri, et ürünleri, bal ve diğer yerel ürünler için küçük üretim ve paketleme tesisleri kurulabilir. Ürün burada işlenir, burada paketlenir, mümkünse burada markalaşır.
Bunun ilçeye etkisi sadece o tesiste çalışan birkaç kişiyle sınırlı kalmaz.
Taşımacılık gerekir. Satış gerekir. Muhasebe gerekir. Pazarlama gerekir.
Bir işletmenin etrafında başka ekonomik faaliyetler de oluşmaya başlar.
İstihdam meselesine biraz daha geniş bakmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bir esnaf neden yeni bir çalışan alamıyor?
İşsizliği konuşurken büyük yatırımları beklemek de doğru değil.
Yüksekova’da bugün faaliyet gösteren küçük işletmelerin durumunu da konuşmamız gerekiyor.
Çünkü bir çok esnafın önceliği şu anda büyümek değil, mevcut işletmesini sürdürebilmek.
Kira yüksek. Elektrik ve diğer giderler yüksek. Vergi ve SGK ödemeleri var. Satışlar ise her ay aynı seviyede değil.
Böyle bir ortamda bir kişinin daha işe alınması, esnaf için sadece “bir çalışan daha lazım” meselesi olmuyor. Doğrudan maliyet hesabına dönüşüyor.
O yüzden “Esnaf neden eleman almıyor?” diye sormadan önce, işletmelerin neden büyüyemediğine bakmak gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde ilçede yeni açılan ve yaklaşık 10 kişiye istihdam sağlamayı hedefleyen bir işletme gördüm.
On kişilik istihdam, küçük bir işletme açısından hiç de küçük bir rakam değil.
Fakat yeni açılan bir işletme için benim daha çok dikkatimi çeken başka bir konu var: Bundan birkaç yıl sonra ne durumda olacağı.
Çünkü bir işletmenin bugün 10 kişiyi çalıştırması elbette önemli. Fakat işletme ayakta kalır, büyür ve zaman içinde 15, 20, hatta daha fazla kişiye iş vermeye başlarsa, o zaman bunun ilçenin istihdamına daha kalıcı bir katkı sunduğunu söyleyebiliriz.
Yüksekova’nın ihtiyacı sadece yeni dükkânlar veya yeni işletmeler değil. Yaşayabilen ve büyüyebilen işletmeler.
İşsizliği biraz da buradan okumak gerekiyor.
Yüksekova’da çalışmak isteyen insanlar var. Gençler var. Ticaret var. Tarım ve hayvancılık var. Sınırın sağladığı bir hareketlilik var.
Bütün bunlara rağmen yeni işlerin sayısı neden yeterince artmıyor?
Bence artık bu sorunun kendisine daha fazla zaman ayırmamız gerekiyor.
Çünkü bir ilçenin ekonomik potansiyelinin olması, o potansiyelin kendiliğinden gelire ve istihdama dönüşeceği anlamına gelmiyor.
Bunun için yatırım gerekiyor. Altyapı gerekiyor. Sermaye gerekiyor. İşletmelerin büyümesini kolaylaştıracak şartlar gerekiyor.
Üstelik bütün bunların illa çok büyük yatırımlar olması da gerekmiyor.
Bazen bir üreticinin ürününü burada işleyebilmesi, bazen küçük bir işletmenin büyüyebilmesi, bazen de sınır ticaretinin ilçedeki başka sektörlere bağlanabilmesi bile yeni bir iş alanı oluşturabilir.
Bu nedenle Yüksekova’da işsizliği konuşurken yalnızca iş arayanların sayısına bakmayalım.
Bir de ekonominin ne kadar yeni iş üretebildiğine bakalım.
Esendere’den geçen ticaretin ne kadarını ilçede tutabiliyoruz?
Burada üretilen ürünlerin ne kadarını burada işleyebiliyoruz?
Küçük işletmeler neden büyüyemedi?
Yeni kurulan işletmelerin kalıcı hale gelmesini ne zorlaştırıyor?
Bunların cevapları, işsizliğin neden yıllardır gündemimizden düşmediğini anlamamız açısından en az işsizlik oranı kadar önemli.
Belki de Yüksekova’da bundan sonra işsizliği konuşurken şu soruyu da sormamız gerekiyor:
Yüksekova bu yıl kaç yeni iş üretti?
Çünkü işsizliği azaltmak sadece mevcut işlere insan yerleştirmekle olmuyor.
Yeni işlerin ortaya çıkabileceği bir ekonomi oluşturmak da gerekiyor.
Ve galiba Yüksekova’nın bundan sonraki tartışmalarından biri tam olarak bu olmalı.