İskender Kahraman

İskender Kahraman

İran protestoları süreklilik kazanmaya başladı!

İran protestoları süreklilik kazanmaya başladı!

1979’dan yakın bir zamana kadar İran’da kadınların başlarını, saçlarını örtmesi yasal olarak zorunluktu. Kırk yılı aşkın bir zamandır İranlı kadınların ağır bedeller karşılığında bu duruma itiraz etmesi sonucu iktidar (2025) geri adım atmak zorunda kaldı ve bu zorunluluğu kısmen kaldırdı. Ancak kadınların fiiliyatta olmasa bile başını açması İran’da hala yasak. Ve bunun yasal zemini yerli yerinde duruyor.

Ancak İranlı kadınların çoğu artık bu yasaları takmamaya başladı. İran’ın hangi şehrine giderseniz gidin artık başı açık kadınların sayısı her gün artıyor. Ve iktidar da buna çok fazla karışmak istemiyor.

Çünkü bir yandan ABD, İsrail gibi güçlerin ambargosu, baskısı altında ayakta kalmaya çabalayan, öte yandan ekonomisi çok kötü durumda olan İran, halihazırda adeta kaynayan kazan gibi…

Üstelik İran’ın insan hakları, bireysel özgürlükler, demokrasi, basın özgürlüğü, örgütlenme gibi konularda da karnesi epey zayıf. İran şu an Çinden sonra en fazla gazeteciyi hapiseden ülke konumunda. Halkın çoğunluğu ise, huzursuz ve mevcut iktidardan, rejimden muzdarip…

İran’da iktidar/rejim protestoları kronikleşerek rutin hal almış durumda. Son yirmi yıldır polisin sert müdahalelerine rağmen İran’da hemen her yıl iktidara, rejime karşı kitlesel ve sert protestolar düzenleniyor.

Jina Mehsa Emini adındaki genç Kürt kızın öldürülmesi (2022) sonrası düzenlenen protestolar diğer kadınlara, kesimlere cesaret vermiş gibi. Yani şimdi Jina Mehsa Emini’den sonra başka bir İran yaşanmaktadır. ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganı ile fırtına gibi patlayan protestolardan sonra İran çok değişti. Bu slogan ise, İran’ı çoktan aşmış durumda. Neredeyse dünyanın her yerinde aşina olunmuş bir şiar artık.

Doğru habere ulaşmak sorunlu!

İran’da neler olup bittiği hususundaki doğru bilgiye ulaşmak zor. Çünkü İran’da tüm medya kuruluşları ya devlete aittir ya da devlet yetkililerin yayın kuruluşlarıdır. Dolayısıyla tüm medya devlet/rejim yanlısı yayıncılık faaliyetleri yürütmektedir.

Yurt dışında faaliyet yürüten İran medyası ise ülke içine giremediği için doğru bilgilere ulaşmaları zor. Internet yayıncılığı da devlet tarafından erişime kapatılmaktadır.

İran internet için Dünya’da benzeri olmayan bir fitreleme sistemi uygulamaktadır. Dolayısıyla internet erişimi de kısıtlandığı için orada yaşayan insanlar çeşitli uygulamalar (VPN) aracılığıyla sınırlı bir internete ulaşabiliyorlar.

Ancak rejimin yeni VPN bağlantılarını engellemesi sadece birkaç saat sürmektedir ve kullanıcılar sürekli olarak daha yeni uygulamalar indirmek zorunda kalmaktadır. Bu sürekli mücadele durumu, kullanıcıları veri korunmaması ve gizlilik tehlikelerine maruz bırakmaktadır. Çünkü bu uygulamaların çoğu bilinmeyen kaynaklar tarafından yayınlanmaktadır ve kullanıcıların verilerini çalmak için bir dolandırıcılık olabilir. Ve böylece dışarıya güncel, doğru haberin ulaştırılması zorlaşmaktadır.

Protestolar Ülke geneline yayılıyor

İran’da özellikle 1979’dan sonra çok sayıda protesto, sokak çatışmaları, başkaldırı gibi toplumsal olaylar yaşandı. Bunlardan ülke genelinde en kapsamlı ve uzun süreli (bir buçuk yıl sürdü) Jina Mehsa Emin’nin öldürülmesinden sonra olanıydı.

Hükümet kadınların saçını örtme zorunluluğunu kaldırma gibi bazı konularda geri adımlar atmak zorunda kaldı.

Bu günlerde başlayan protestolar da yine ülke geneline yayılmaya başladı. Iran’ın çoğu bölgesinde çetin kış şartlarının yaşanması bu söz konusu protestoların önünü kesebilir ancak bunların son protestolar olmayacağı aşikar.

Çünkü rejim bireysel özgürlükler, demokrasi, kadın hakları, örgütlenme, siyasi parti kurma, alternatif basın kuruluşlarının açılması gibi hususlarda adım atmamakta kararlı görünüyor. Bunun yanı sıra, son İsrail-İran savaşı ve ABD’nin yaptırımlarından dolayı hayat çok pahalı durumda.

Şimdi her şey eskisinden daha kötü. Ve ekonomi, hayat pahalılığı günden güne kötüye gidiyor. İktidar yöneticilerin söylemlerini yumuşatması da protestocuları ikna etmeye yetmiyor. Sokaklarda ‘Boş laflara karnımız tok’, ‘diktatöre (Hamnei) ölüm’, ‘özgürlük’ gibi sloganlar atılıyor.

Protestolar sokak çatışmalarına doğru evriliyor. Baharın erken gelip gelmemesi protestoların ömrünü ve seyrini belirleyebilir. Çünkü kış şartları böyle bir etkiye sahip. Ancak tekrar hatırlatmak gerekirse önceki protestolar, çatışmalar bir buçuk yıl sürdü.

‘Görünen köy klavuz istemez.’ İran’da kronikleşerek süreklilik halini almış toplumsal olaylar sonunda ya rejim değişikliğine ya da İran’ın parçalanmasına neden olabilir!

Türkiye endişeli

İran’da Kürtlerin yaşadığı alan Suriye’deki alandan çok daha büyük. Nüfus da hakeza öyle…

Elbette İran’da çok sayıda etnik yapı bulunmaktadır. Ancak Farslar, Kürtler, Azeriler, Araplar ve Beluçiler en kalabalık etnik yapılardır. Muhtemel bir parçalanmada İran’nın bu etnik yapılar arasında bölüşeceği veya bunlar arasında federal bir yapıya dönüşebileceği düşünülüyor.

Öte yandan Türkiye İran’da da Kürtlerin yaşadığı bölgede Suriyede’kine benzer bir yapılaşmanın önünün açılmasından endişeli. Böyle bir şeyin olması Türkiye için tehlike oluşturacağı düşüncesi hakim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İskender Kahraman Arşivi