Gücün tarifi
İnsanlar seni, onlara somut fayda sağladığın için dinler.
Ünvanın ( siyasetçi, tüccar, akademisyen, öğretmen, sanatçı vesaire), karizman (büyüleyici özelliğin), paran, takipçi sayın, “aura”n… hiçbiri yetmez.
Fayda kesildiği an, güç de biter.
Bu kadar net.
Gerçek:
İnsanlar seni “sevdiği” için dinlemez.
Seni “saydığı” için dinlemez.
Seni “korktuğu” için bile uzun süre dinlemez.
Sadece ve sadece kazandıkları için dinler.
Sana bakıp şu soruyu sorarlar (çoğu zaman farkında bile olmadan):
“Bu adamdan ne çıkıyor?”
Cevap netse, kalırlar.
Cevap bulanıksa, giderler.
Cevap “hiçbir şey” ise, zaten hiç gelmezler.
Kanıt:
Araştırmalar aynı şeyi söylüyor:
İnsanlar becerikli olanı takip eder, çünkü ondan bilgi ve avantaj alır. Yararlı olmayı bıraktığın anda başka yöne kayarlar.
Onlara dokunuşlarınız, onların belleklerinde yer eder. Kullandığınız iltifatlar, afili sözler sizi ele verir ve onlar bu yer edişin farkındadırlar bu farkındalıkla faydayı görür sizde kalırlar.
Gallup’un 52 ülke araştırmasında liderlerden en çok istenen şey umut (%56). Umut = “Benim hayatımda bir şey değiştirecek.” Yani somut fayda.
Karşılıklılık ilkesi acımasızdır: Sen bir şey verdiğinde, karşı taraf borç hisseder. Bu borç, dinleme ve itaat olarak geri döner. Vermediğinde borç da olmaz.
Sosyal medya, iş hayatı, siyaset, aile… Hepsi aynı kuralla çalışır.
Fayda sağlayan dinlenir.
Fayda sağlamayan unutulur.
Sert gerçek:
Güç, sevgi değildir.
Güç, saygı değildir.
Güç, korku bile değildir.
Güç, fayda alışverişidir.
Sen sürekli değer üretirsen, insanlar seni dinler.
Sen sadece konuşursan, insanlar seni dinlemez.
Sen “ben” diye başlayan cümleler kurarsan, kimse dinlemez.
Sen “senin için” diye başlayan sonuçlar üretirsen, herkes dinler.
Sonuç:
Güç istiyorsan kendine şu soruyu sor:
“Karşımdaki kişiye bugün somut ne kazandırdım?”
Zaman mı?
Para mı?
Bilgi mi?
Çözüm mü?
Umut mu?
Cevap yoksa gücün de yoktur.
Cevap varsa, güç kendiliğinden gelir.
Başka tarif yok.
Başka yol yok.
İnsanlar seni, onlara somut fayda sağladığın için dinler.
Bunu unutan, güçsüz kalır.