Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Silah dipçiği ve güç

24 Nisan 2009 Cuma

"Güçlü olmak, elinde güç olduğu halde ona hâkim olup kullanmamaktır." yanlış hatırlamıyorsam Shindler'in Listesi filminde geçiyordu bu söz.

 

Hakkâri merkezde yaşanan olaylarda, bir polisin "elindeki gücü" bir "çocuğun" üzerinde "denemesini" seyrederken aklıma bu cümle geldi.

 

Hangisi daha güçlüydü? Çığlık atan çocuk mu, “dünyanın en güzel eserini inşa ediyormuş havasında” onu döven polis mi?

 

Elindeki gücü bütün zayıflığını ifşa edercesine, bir çocuğun üzerinde deneyen bir polis ve bu mantığı destekleyenler güçlü olduklarını iddia edebilirler  miydi?

 

Hayır!

 

Bütün “dünya çocukları adına” hayır!

 

Elindeki silahın dipçiği ile pervasızca, bir savunmasızı öldüresiye dövmek olsa olsa kendine hâkim olamayan güçsüz bir bünyenin “zülmü” olabilir…

 

İçinde “tahammül” duygusuna dair bir zerre bile bulundurmamak olabilir.

 

Tahammül…

 

Yani müdahale etme gücün olsa bile "bu hakkı" kendinde görmemek ve kendini sınırlandırmak.

 

İşte Türkiye'nin yıllardır yapamadığı şey bu, "gücüm varsa hakkım da vardır" diyenlerin uyguladığı şiddetin sadece küçücük bir fotoğrafı defalardır şahit olduğumuz bu "dövülen çocuk manzaraları"...

 

Çözümü dövmekte bulanların güçsüzlüklerinin ilanı...

 

Bu görüntüleri defalarca izlemek "zorunda" kaldık…

 

Bu görüntüler bazılarınca defalarca alkışlandı…

 

"Helal olsun, hak etmişlerdi p.ç kuruları" dendi belki...

 

Bunları alkışlayacak, görüntüleri izlerken bu küfürleri edecek insanlar "maalesef" hala var.

 

Peki, kim insanlıktan bu kadar uzak bir tepkiyi verebilir?

 

Bir insanı, bir çocuğu öldüresiye dövmek, insanlık onurunu unutturacak "özel bir eğitimden" geçmeyi gerektirir, sanırım bu eğitim aynı zamanda güçsüz duruma düşmeyi, bir nesnenin koruyuculuğunu onun kölesi olmakla karıştırmayı da getiriyor beraberinde.

 

Ancak böylesine bir eğitim alanlar böylesine bir tepki verebilir...

 

Bayramları "sembolizmden" öte bir şey olarak görmeyenler böylesine bir vahşet geliştirip, sonra da çok güzel bir şey üretmiş gibi "alkışlayabilirler".

 

Eğer 23 Nisan "resmiyetin" değil de "çocukların" bayramı olsaydı; resmi kurum temsilcilerinden polisler bunu "çocukların bayramı" olarak algılasaydı Türkiye'de bunlar olmayacaktı.

 

Çocukları öldüresiye dövmeyi hak olarak algılayanlar, bu ülkenin en güçsüzleri ve onları alkışlayanlar...

 

Sizlere, uzun süredir bakmadığınıza inandığım “vicdanlarınıza” sesleniyorum…

 

İnsanı öldüresiye döven birine "Türkiye'nin emniyetini sağlayan elemanlardan biri" deniyorsa hala, Türkiye'nin vatandaşları bundan utanmalıdır.

 

Utanmalısınız!

 

Utanmalıyız!

Bu yazı toplam 20816 defa okunmuştur
tebrik ederim
 // serdar taş
ben hakkariden eml pansiyonunda kalıyorum. sizin en kısa zamanda eml ye gelmenizi istiyorum.orada yaşadığımız yeri gazetaye vermenizi istiyorum...
04 Mayıs 2009 Pazartesi 14:25
yazıkk
 // gül
yüreğine sağlıkk erkan bey gercekten cok doğru dediniz çücük bir cocuğu dövmek cok kalydır cocuk aklı almaz cocuk caresiz cocuk masum dur eğerki o cocuk öl cip le ölseydi o insanın yeri cehenem olurdu eminim buna gunahsız tertemiz masum bir cocuğun günahını almak kadar kötü bişi yoktur... ben ne düşünüyorum biliyormusunuz şimdi ne düşünüyo o polis yaptğı şeyleee övünüyormu yoksa üzülüyormu yada şöyle düşünelim o polisin oğlu olsaydı aynı durumda olsaydı ne yapardı yazık cok yazıkkk başkada bişi demiyorum bence cezasını cekmelii hatta görevden alınmalı böyleleri polis olamaz bizde polis tanıdık gördük ama böyle vicdanzısıyla ilk defa karşılaşıyoruz ......
02 Mayıs 2009 Cumartesi 04:05
VAHŞETTT
 // HEJVANHAN
İNANIYORUMKİ SİLAHSIZ GERÇEKLER VE KOŞULSUZ SEVGİ DÜNYADA SON SÖZÜ SÖYLEYECEKTİR....
30 Nisan 2009 Perşembe 21:26