Şeyhmus Diken

Sadece Çocuklara mı...

25 Nisan 2009 Cumartesi

"Sizin diye bildiğiniz evlatlarınız gerçekte sizlerin değil,

 Onlar kendini özleyen hayatın oğulları ve kızlarıdır.

 Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişler ama sizden değiller,

 Sizlerin yanında ama sizlerin malı değiller..."

                                                                        Halil CİBRAN

 

Yarım bıraktığım başlığı tamamlayayım istiyorum. Sadece çocuklara mı? Elbette değil, çocukluk yaşını çoktan geçmiş yetişkinlere de özgürlük. Ama elbette önce çocuklara...

 

Önce çocuklara çünkü çocuk yaşta bilinç altına yerleşen / yerleştirilen "esaret, zulüm, işkence, mahpusluk" gibi yaşatılan hâller ömür boyu bir travma haleti ruhiyesi içinde geri dönüşlerle insan tekinin bütün hayatına yöne verir. Bunu ben değil bilim söylüyor.

 

Bazalt şehrin esmer çocukları için adliyedeydim

 

İşte bu ruh haliyle çocukların "acısı" beni yakından ilgilendiriyor. Bu vesileyle her defasında diyorum ki; "ne zaman ki sadece kendi çocuğunuzu değil, başkalarının çocuğunu da sever, başlarını okşar hatta hiç tanımadığınız / tanışmadığınız çocukların çektiği acılara da yüreğiniz yanarsa işte o zaman insan yanınız sizi ele verir. Sizi vicdanınızla yüzleştirir."

 

Bu vesileyle Cuma günü kamuoyunda toplumsal olaylarda protestolarını dile getiren çocuklar, ya da "taş atan çocuklar" olarak dile getirilen, hukukçuların da "Terörle Mücadele Kanunu Mağduru" çocuklar diye ifade ettiği Diyarbakırlı, bazalt şehrin esmer çocuklarının duruşması için adliyedeydim.

 

Gün boyu beklememize rağmen ancak akşam geç saatlerde duruşmaya alındılar ve birkaç dakikalık duruşmadan sonra karar için 22 Nisan'a ertelediklerini ifade ettiler yargıçlar.

 

Bu çocuklara bunca eziyet niye!

 

Çocuklardan biri Mazlum'un annesiyle o gün bildiği dilde Kürtçe ayaküzeri sohbet ettim. "Okuyamıyorum. Sadece harfleri zorlanarak bir araya getirmeye çalışıyorum. Onu da pek beceremiyorum. Haberleri televizyonda seyrederken altyazı veriyorlar. Ben harfleri kovalıyorum, harfler hızla kaçıyor, harflere yetişemiyorum, sonra da vazgeçiyorum."

 

Hebun'un babası Arif'le konuşuyorum. Bedeni orda ama aklı yüreği oğlunun yanında; "ne yapar ne ederler bu saate kadar, açtırlar şimdi. Çocuk bunlar sabahın saat dokuzundan akşamın bu saatine kadar bu çocuklara bunca eziyet niye" diye soruyor haklı olarak...

 

Taş silaha eşit tutuldu

 

Dünya çocuklarına Bayram armağan etmiş Bir Yeni Cumhuriyet Ülkesinin bayramı 23 Nisan'a bir gün kala yine sabah mahkeme kapısındaydık, çocukların yakınları ve avukatlarıyla birlikte. Girdiler avukatlar içeri, bizse dışarıda bekledik duruşmanın gizliliği nedeniyle. Karar çıktı. Çocuklara sekizer yıla yakın ceza ve sonra mahpusta yattıkları ceza dikkate alınarak tahliye kararı.

 

Çocuklar ceza yağmuruna tutuldu. Üçüne 6 yıl 11 ay, birine 7 yıl 5 ay hapis, ikisine de 6.000 TL adli para cezası kesildi. Kısacası 4 çocuk örgüt üyesi gibi cezalandırılırken çocuklardan ikisi de örgüt propagandası yapmaktan cezalandırılmış oldu. Taş silaha eşit tutuldu. 11 aya yakın bir süre tutuklu kalan çocuklar öğrenci ve bir yıl boyunca okula gidemediler, tahliye edildiler ama Yargıtay'ca cezaları onanırsa yeniden cezaevine girecekler. İnfaz hükümleri ve yattıkları cezalar düştükten sonra bile 4,5- 5 yıl arası yatacaklar.

 

Bu olumsuzluklara rağmen elbette aileler ve ilgili kamuoyu açısından çocukların mahpusluğunun sona ermesi sevindirici.

 

Çocukların özgürlüğüne kavuşması da iyi...

 

Hukuktan söz edenler insana güveniyorlar mı?

Peki, toplum olarak esaret, evet esaret nereye kadar! Şimdi soruyoruz yüksek sesle; barış istedi, "kimse ölmesin" dedi diye toplumun seçilmişlerine de ceza üstüne ceza veriyor bu garip adalet...

 

Sonra da "hukuka güven" diyor birileri. İyi de! Biz hukuka güvenelim de. Peki, hukuku uygulayanlar, haktan hukuktan söz edenler insana güveniyorlar mı? İşte bu sorunun yanıtı yok? Orta yerde muallâkta duruyor. Yüreğinizde vicdanen yanıtını veremiyorsanız güvenseniz kaç yazar...

 

Unutmayın ve yâd edin; Hazreti Ali der ki; "Hakikatin Hatırı Dostun Hatırından Üstündür"...

Bu yazı toplam 8081 defa okunmuştur
vali tali Kürtler Havva........ stoppppppp
 // tezat
Vali 14 yaşında bir çocuk ya da valinin paçayı kurtarma deyimiyle 17 yaşında bir çocuk vali der 17 yaşında bedeni açlığın 10 unda belki seyfi ve vali beden yaşının altında vali seyfi nin yokluk bile kokmayan evine misafir ne garip ve tezat hristiyanlar derler ki bizim rahipleri bir tokatlasan onlar diğer yanaklarını dönerlermiş tabi yalan çünkü çakmış bizden bir imam anlamış falan filan döv sev bir daha döv bir daha sev sonrası meçhullerde bilirsiniz asit kuyularında ah Kürtler ah dünyada en üç noktalı belirsiz yaşayan garip millet ve ne gariptir ki ben en müslümanım diyen milletlerin ezdiği yok saydığı millet ben yy alimiyim diyen ya da dedirten Fettullah gülen in bile üzerinde "jitem" mit ve asker beraber çalışsın deyip de aksiyon ne aksiyonu askeri maceralıklara kalkışıp meçhulleri şirinleştirmeye çalışan gaddar ve ben müslümanım diyen fettullah ya da tansu nun bile tezatlığını yaşayan millet : bu millet ve vatan için öldürmek mubah deyip de oğullaı diskolardan kışlalara zor taşınabilen tansu ya da süleyman demirel in 92 newrozunu kutlayabilirsiniz deyip de öldürülen insanlar yani gariban kürtler mhp nin bedelli askerlik istediği bir devlet belki kendi adamları katilleri içindir bilinmez ama vatan muharebe alanlarında onlar tarafından savunulmaz onlar yönlendirir bunu yapmazlarsa vatan bölünür vatan biter zapt ü rapt edilir yani vatanın bütünlüğü oturulan yerden yönetmekle diskolarda eğlenmekle geçer bu ülkede aslında daha güzel yazılar yazabiliriz daha çok da etkileyebiliriz ama yine etkilenecekler kürtler olacaklar ve ben bunu göze alamıyorum belki diyorum okumazlarsa dünyadan insanlıktan haberleri kalmazsa diyorum düşünüp bu ülkede belaya atlamazlar belaların içinde(!) yani yine bizden başkası okumuyacak ve zaten aşina olan bizler zaten okuyan ve zaten üreten ve zaten tüketmeden tüketilen bizler tüketmek için tüketilmeyi göze alan bizler müslüman iken müslümanın zulmü ile karşı karşıya kalan bizler güya Allah yolunda türklerin cemaatlerinin müridi bizler işte burada kendimize karşı kendimiz rol oynarız ne garip bizler ne tezat bizler İslam der bunya için çalıştığın kadar diğer dünya için yani hem hiç ölmeyecekmiş gibi hem de hemen ölecekmiş gibi çalış yani ona göre ayarla kendini ama her nedense biz sadece üç günlük ahiretin ha koptu ha kpacağı dünya demekte ısrar ediyoruz ve dinimizi bilmeden onuda elimize yüzümüze :) yaşamaya çalışıyoruz. atalarımız üç günlük dedi biz bu haldeyiz acaba bu gidişle torunlar neler çekecek onun merakındayım müslümanın kanının müslümana haram olduğu sadece kürtler içindir yani herkes bizi öldürebilir ama herkes müslüman Allah ın işine karışıp kıyamet gününü belirleriz Allah biz4e kızar türklerle kızar araplarla kardeş soydaş milletimiz olan Farisilerle kızar kızar da biz akıllanmayız bir türlü ve kısır bir döngüdür gider bu böyle biri der sen koministsin öteki der sen dincisin kökümüzü kazırız hep beraber bizi vuranların dinle ya da dinsizlikle herhangi bir sorunları olmamasına rağmen yani burda biz sadece birbirimizi görürüz herkes her şey ama biz anti herşey herkes en dürüst biz? amerika arapları vurur sevindiğimden değil "ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM AMA HERKESİN İNANCINA SAYGILI HZ. ÖMER GİBİ BİR MÜSLÜMANIM KİMSEYİ MÜSLÜMANLAŞTIRMA GİBİ SAÇMA SAYGISIZCA GAYRETLER İÇİNDE OLMAYAN ÖRNEK OLARAK İNSANLARI ETKİLEYEN BİR MÜSLÜMAN!" bizim kürtler kabullenemez orada fettullah gülen var karikatürlerin yayınlandığı gün dinlerarası muhabbetten bahseder 20 arap devleti gıkını çıkarmaz davoslarda sözler kalır türklerden ilişkiler kesilmez sadece kürtler kürtler ya yahu kardeşim senin derdin ne diye sorarsın anlamazsın lenin bile stalin bile alay eder sözüm ona bunlar sosyalist yani insan yaşamını en önemseyen enteresan tezat iki varlüuüuüok ya da yokluk kim bilir belki de kendi ezilmişliğini başkalarında görmek istemez bizim millet düşünsel fiziksel duygusal dünyanın bütün yükünü herkes rahat etsin diye kendisi yüklenir insanlığa uygarlığı zagroslardan kazandırdığı gibi belki insanlığın annesi dir Havva sıdır bilinmez bilinmez varsam yoksam çocuğumayım çocuklarımayım der kendisini düşünmeye koyulduğunda bile diğerlerini unutmaz kendisine istemeye başladığında bile diğerlerini unutmaz HAVVA ANA iinsanlığın en güzel duygusu olan sevgiyi karşılıksız verir damla damla içerken kova ile boşaltır ASİL MİLLET KÜRTLER KENDİNE GEL KİMSEYE ZARAR VERMEDEN KENDİNE GEL TABİ GEREKMEDİKÇE ZARAR GÖRMEMEYE ÇALIŞARAK GEL GEL GEL ey güzel insan topluluğu sevgili millet...
30 Nisan 2009 Perşembe 22:10
o çocuğun orda ne işi var
 // mirhan
o çocuğun orda ne işivar haklısınız hemde çok haklısınız ne işi var devletin ona vermiş olduğu o mükemmel huzur refah ve imkanlardan sıkılmışki bayıra dinlenmeye ğitmiş ama yüzünü göstermekten korkan kendi silahının esiri olmuşun ne işi var orda söyler misin...
26 Nisan 2009 Pazar 21:10
O DAHA ÇOCUK
 // İLHAN
Hala o çocuğun oda ne işi va dıyor. o çocuğun elinde silah yok ve o çcocuk mahallesınde o gün 89. kuruluş yıl dönümü kutlanan ve kendisine zülemeden bir devlete ve polisine tepkisini dile getirmekte. sokak aralarını kendisine dar eden polisten kaçmş kırlara gitmiş ve aslında taş da atmıyor orda bekliyor dikkat edersen, iyice bakasan polis gelince kaçmıyorda neyse bunlar bır yana da insanın içini acıtan şudur. polisi haklı gören bu zihniyetın bu polislerın yalnız olmadığı zihniyeti insanın yüreğini acıtan. uğur kaymazın bedenini delik teşik eden 13 kurşun yağdıaran polisleri hala dışada gezdıren zihniyettir insanın içini acıtan. kendi halkına nefret dolu olan bir devletin kolluk güçlerının varlığıdır insanın içini acıtan. filstinde çocuklar vurulurken sokaklara top yekün sokaklara dökülen halkın kürt çocuklarına karşı yapılan bu zülme karşı sessiz kalışlarıdır insanın inciten. filistinli çocuklara yapılan bir zülümdü evet dünyanın en büyük zülmü ama kürt çocuklarına da yapılan aynı zülümdür bunun için neden susuyorsunuz....
26 Nisan 2009 Pazar 12:39