İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yolun neresindeyiz?

Yolun neresindeyiz?

Türkiye upuzun bir yoldur. Her kavşağında bir darbe duruyor.

Işıklı yol; kırmızı, sarı, yeşil.

İster geç, ister geçme. Ceremesi senin.

Ama renklerin söylediklerine uymazsan, geçerken başkalarının hakkına gasp, başkalarının hayatına suikast etmiş olursun.

Kendi hayatın ve mal varlığında dahil.

Upuzun yol, tek başına çekilmez. Türlü belası-kazası var. Can sıkıntısı da cabası.

Bu işin riski çoktur. Tansiyonu var bu işin, kalbi var. Ansızın çıldırabilir ve tavan yapar tansiyon elin telefona varmadan kesilebilir kan akışı. Durabilir kalp durup dururken.

Gördük işte; Bir daha denediler darbe yapmayı.

Yani bu ülkenin ne kadar çivisi varsa hepsini yerinden sökmek için geleceklerdi. Yani çivisiz bırakacaklardı ülkeyi.

Neden?

Canları böyle istedikleri için!

Çünkü bu ülkede herkes canı istediğini yapıyor.

Sağcı solcuyu, Türk Kürdü, velhasıl herkes bir diğerini ötekileştirmiş ya da ötekileştirmeye çalışıyor.

Herkes marka olmak istiyor. Kanun olmak istiyor.

Bir başka kavşağa gelmiş şimdi Türkiye yani bir başka darbe teşebbüsü ve karşısında bir karşı duruş.

Savuşturulmuş gibi duruyor.

Ama ne hikmetse savuşturulmuş bu durum karşısında, ölüm cezasından, yasaktan söz ediliyor ve en sonunda meclisten OHAL yasası geçti.

Fıstık gibi bir OHAL.

Kır kırabilirsen.

Milletin dişlerine kuvvet.

Hayat böyle çekilmez. Yani insanları kendi aklınızdaki hizaya sokmak isteyebilirsiniz ama bunu başarma şansınız olamaz. Korkutarak insanları yaşamaya alıştıramazsınız. Millet korkuyu hak etmiyor.

Mutlu yaşamayı vermelisiniz eğer onları yönetmek istiyorsanız.

İnsanlar iktidarları belirlerken akıllarından daha mutlu, daha huzurlu, daha özgür yaşama arzusu ve isteği geçirir. Bu isteklerinin de yerine gelmesini ister yoksa farklı arayışlara geçer ve bu arayışlar sonunda hep ilk istediği mutluluk arayışı vardır.

Bugün bu ülkede yapılmak istenen darbe girişimi büyük çapta önlenmişse bundan bir ders çıkarmak mümkündür.

Artık ceza, suç, intikam, öfke dalgalarıyla değil barışma hissiyatıyla davranmalı herkes ve özellikle iktidar.

Oluşmuş bu tablodan çok mükemmel fırsat çıkarmalıdır.

Mükemmel bir anayasa arayışı içine girilmelidir. Bütün katmanların taleplerine ve yaşam merkezlerine hitap eden güçlü, insan öğeli, ayrıştırmayan, kapsayıcı bir anayasa…

Ekonomik olarak altlar ve üstler dengesinin aralığının uçurum olmasını engellemeli bu anayasa. Eşitlikçi, özgürlükçü bir ekonomi olmalı.

Modern çağın, modern eğitim modeliyle bilimin sınırsız öğretisine açabilmeli eğitim politikası. Anayasal sorunu olmamalı.

Velhasıl tümden bir barış dalgası yaratılmalı.

Yol upuzun ve biz artık idam için uzun iplerden, darağaçlarından söz etmemeliyiz.

Çünkü bugün istenilen bu ceza yarın talep edenin boynuna kement olabilir. Yol uzun ya, bir başka darbe kavşağında bu talep gelip bulabilir isteyeni.

Umarım ve dilerim bir daha darbeden söz etmeyiz. Külliyen olmaz böyle bir girişim.

Ancak yasalar konulurken böylesi bir eğilime mahal bırakmamalı.

Bırakmamalı hiçbir ihtimal.

Yolun neresinde olduğumuzun farkındanlığı ile geleceğe doğru puslu bir havaya zemin oluşturulmamalı. Kimin nesi varsa ortada olmalı.

Herkes eteğindeki saklı taşları boşaltmalı.

Yol böyle alınır.

İnsanları sıkmaya gelmez, özgürlüğünden etmeye gelmez.

Yasaklar, kısıtlamalar bir yerden patlayıverir.

Böylesi anlamlı bir kavşak gelmiş ve durmuşsa kapımıza. O halde onu fırsata dönüştürmemek için ne bekliyoruz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrfan Sarı Arşivi