Ben gazeteciyim

“Bugün seni uğurlarken geriye dönüp baktığımızda, aslında ne kadar çok insana dokunduğunu daha iyi anlıyoruz.”

Ben gazeteciyim

Aliya Düşünmez yazdı:

“Ben kalemimle varım… Ben gazeteciyim. Yarın ne olacağını bilemiyorum. Gazetecilik alanında elimden geleni yapıyorum.”

Necip Abi’nin son röportajında söylediği bu sözleri şimdi yeniden düşündüğümde, insanın içine tarifsiz bir hüzün çöküyor.

O gün belki yalnızca gazeteciliği anlatıyordu. Kaleminden, mesleğinden, yarına dair bilinmezliklerden söz ediyordu. Ama bugün o cümleler, sanki bize bıraktığı son cümleler, son bir selam gibi geliyor.

“Ben kalemimle varım…”

Evet Necip Abi, sen gerçekten kaleminle vardın.

Ama yalnızca kaleminle değil…

Yüreğinle vardın.

İnsanlara verdiğin değerle vardın.

Bu bölgenin insanına, sokağına, esnafına, emekçisine, gencine, yaşlısına, derdine ve sevincine gösterdiğin hassasiyetle vardın.

Yıllar boyunca nice insanın hikâyesine dokundun. Kimi zaman bir haberin peşinden koştun, kimi zaman bir insanın sesini duyurmaya çalıştın. Kimi zaman küçücük görünen bir olayın ardındaki büyük hikâyeyi gördün. Çünkü senin için gazetecilik yalnızca haber yazmak değildi.

Gazetecilik, insanı görmekti.

İnsanın derdini duymaktı.

Sesi duyulmayanın sesi olmak, unutulanı hatırlatmak, gözden kaçanı görünür kılmaktı.

Sen bunu yaptın Necip Abi.

Hem de yıllarca…

Bu yüzden senin gidişin yalnızca bir gazetecinin aramızdan ayrılması değil.

Bu bölgenin hafızasından bir parçanın eksilmesi…

Bir sesin susması…

Bir kalemin masada yetim kalması…

Bir dönemin tanığının sessizce aramızdan çekilmesi gibi geliyor.

İnsan bazı insanların yokluğuna kolay alışamıyor.

Çünkü onlar hayatımızın bir yerinde öyle sessiz ve doğal bir şekilde duruyorlar ki, bir gün olmayacaklarını düşünmek aklımıza bile gelmiyor.

Necip Abi de öyleydi.

Hep oradaydı.

Bir haberin içinde, bir gazete sayfasında, bir telefonun ucunda, bir sohbetin ortasında…

Bir insanın derdini anlatırken, bir başka insanın sevincini paylaşırken…

Onun kalemiyle karşılaşmaya, yazdıklarını okumaya, sesini duymaya alışmıştık.

Şimdi ise insanın içinde kocaman bir sessizlik var.

Ve o sessizliğin adı Necip Abi…

Bazı insanlar gittikten sonra arkalarında yalnızca hatıralar bırakmaz.

Bir iz bırakır.

Bir tavır bırakır.

Bir meslek anlayışı bırakır.

Bir şehre, bir bölgeye, bir topluma ait olmanın ne demek olduğunu gösterir.

Sen de ardında böyle bir iz bıraktın.

Belki yazdığın bir haberle bir insanın umuduna ortak oldun.

Belki bir başka haberle yıllardır duyulmayan bir sesi duyurdun.

Belki bir fotoğrafın, bir röportajın, birkaç satırın birilerinin hayatında sandığından çok daha büyük bir anlam taşıdı.

Çünkü kaleminin ucundan çıkan her kelimenin bir insana dokunabileceğini biliyordun.

Ve belki de bu yüzden yazdıkların yalnızca gazetede kalmadı.

İnsanların hafızasında kaldı.

Kalbinin bir köşesinde kaldı.

Bugün seni uğurlarken geriye dönüp baktığımızda, aslında ne kadar çok insana dokunduğunu daha iyi anlıyoruz.

İnsan bazen yaşarken yaptığı şeylerin büyüklüğünü göremiyor.

Bir haber yazıyor, geçiyor.

Bir röportaj yapıyor, başka bir güne başlıyor.

Bir insanın derdini dinliyor, sonra başka bir hikâyenin peşine düşüyor.

Ama yıllar sonra bütün o küçük görünen anların birleşip kocaman bir emek olduğunu fark ediyoruz.

Senin emeğin de şimdi daha büyük görünüyor gözümüze.

Çünkü sen yalnızca haber yazmadın.

Bir dönemi kayda geçirdin.

Bir bölgenin hikâyelerini geleceğe taşıdın.

İnsanların yaşadıklarının unutulmaması için kalem tuttun.

Ve bunu yaparken kendi hikâyeni de bu toprakların hikâyesine kattın.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda, “Ben kalemimle varım” sözünün ne kadar doğru olduğunu görüyoruz.

Çünkü insan bazen bedeniyle değil, bıraktığı izlerle yaşamaya devam eder.

Senin kalemin de yaşamaya devam edecek.

Yazdığın haberlerde…

Anlattığın insanlarda…

Dokunduğun hayatlarda…

Senden öğrendiklerini taşıyan gazetecilerde…

Ve seni tanıyan herkesin hafızasında…

Belki bundan sonra bir haber masasında adını göremeyeceğiz.

Belki bir yazının sonunda imzan olmayacak.

Belki bir telefonun ucunda sesini duyamayacağız.

Ama inanıyorum ki her haber yazıldığında, her gazeteci bir insanın hikâyesini anlatmaya çalıştığında, senin bıraktığın o güçlü meslek mirası bir yerlerde yeniden yaşayacak.

Çünkü usta gazeteciler yalnızca yazdıklarıyla değil, kendilerinden sonra gelenlere bıraktıkları anlayışla da yaşarlar.

Sen de bu bölgenin gazetecilik hafızasında böyle yaşayacaksın.

Ve biz seni yalnızca ölümünle hatırlamak istemiyoruz.

Kaleminle hatırlamak istiyoruz.

Güzel sohbetlerinle…

İnsanlara verdiğin değerle…

Peşinden koştuğun haberlerle…

Yazdığın satırlarla…

Bir insanın hikâyesini anlatırken gösterdiğin hassasiyetle…

Ve bütün bunların ardındaki o kocaman yüreğinle…

Şimdi senden geriye bir sessizlik kaldı.

Ama bu, unutulmanın sessizliği değil.

Bir ustanın ardından duyulan özlemin sessizliği…

Bir insanın yokluğuna alışmaya çalışmanın sessizliği…

Ve belki de söyleyecek çok sözümüz olup hiçbirinin seni anlatmaya yetmediği bir sessizlik…

Gidişin gerçekten çok acıttı hepimizi Necip Abi.

İnanmak kolay değil.

Çünkü bazı insanların ardından “gitti” demek bile insanın diline ağır geliyor.

Sen bu bölgenin insanlarına yıllarca kaleminle eşlik ettin.

Şimdi sıra bizde…

Seni hatırlamakta.

Seni anlatmakta.

Kaleminin değerini gelecek kuşaklara taşımakta.

Çünkü senin de söylediğin gibi:

“Ben kalemimle varım.”

Evet Necip Abi…

Sen kaleminle vardın.

Ve şimdi kaleminle hatırlanacaksın.

Bir gazetenin sararmış sayfasında, yıllar önce yazılmış bir haberin altında duran imzanda…

Bir insanın yıllar sonra bile unutamadığı bir cümlende…

Bir fotoğrafın ardında kalan hikâyede…

Bir annenin, bir babanın, bir esnafın, bir emekçinin, bir gencin hayatına dokunan o satırlarda…

Ve seni tanıyan herkesin kalbinde…

Senin kalemin sustu belki.

Ama bıraktığın hikâyeler susmayacak.

Sen gittin belki…

Ama bu bölgenin hafızasında bıraktığın iz kolay kolay silinmeyecek.

Güle güle Necip Abi…

Güçlü kalemin, güzel yüreğin ve insanlara dokunan o gazeteciliğin hep hatırlanacak.

Mekânın cennet, ışığın bol olsun.

Gidişin acıttı hepimizi.

Ama bıraktığın iz, uzun yıllar bizimle kalacak.

Hoşça kal usta…

Hoşça kal güzel insan…

Kalemin daim hatırlansın.

Etiketler : , , , ,
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.