Necip Çapraz

Önce zihinsel temizlik

06 Haziran 2008 Cuma

Bugün saat 10.00"da Belediye Başkanlığı bahçesine koşar adımlarla gittim. Çünkü önceki gün temizlik kampanyasına katılmaya söz vermiştim. Hani “söz namus” ya o söze bağlılık gereğini yapmaya söz vermiştim. Sivil toplum örgütleri ve diğer kurum ve kuruluşlar da aynı şekilde söz vermişti.

 

“Temizlik imandan gelir” hadisi de dini yönden bağlayıcıdır. Hem eğitim hem de dini yönden temizliği anlatan birçok uyarıcı söz ve söylem vardır.

 

Büyük bir istekle gittiğim temizlik kampanyası, belediyenin önünden başlandı. Kampanyanın başladığı noktanın hemen yanı başında bulunan bir eğitim yuvası olan Endüstri Meslek Lisesi ve Şemsettin Onay Lisesi civarından geçmek zorunda kaldık. Çünkü temizlik kampanyası güzergâhımız o yöndü.

 

Yıllardır ikamet ettiğim mahallede bulunan eğitim yuvasının etrafının çöplerden geçilmeyecek şekilde olmasını görmem beni üzdü. Çünkü bildiğim kadarıyla eğitim yuvalarının öğretimin yanında eğitim yönünden de icraat yapması gerektiğini biliyorum.

 

Bu lisenin etrafında bulunan çöpleri toplamaya 20 metre uzaklıkta bulunan bir ilköğretim okulu olan Sabancı ilköğretim okulu öğrencileri ve diğer katılanlar gelmişti.

 

Çarşıya doğru ana yoldan söylene söylene gelince bir özel sağlık kuruluşu olan Yüksekova Özel Sağlık Polikliniğine varıyoruz. Sağlık kuruluşunun da etrafı çöp yuvası. Bunu da geçtik özel ev ve iş yerleri aynı rezalette…

 

Sonra dönüp Dize ve Yeşildere mahallelerini bir birinden ayıran Yeşildere Mahallesi ana caddesinden çarşı merkezsine doğru yol aldık. 300 kişinin devam ettiği ana caddeden Yeşildere Mahallesi güzergâhından çarşı merkezine dönme kararı aldık. Yol güzergâhında bulunan Hacı Abdullah Camisi, Hacı İskender Camisi ve Yüksekova Müftülüğü binalarının etrafı ve bahçeleri en çok dikkatimi çeken kurumlar oluyor. Bu camilerin etrafı çöplerden geçilmiyor.

 

Tabi bu arada bazı evlerin sağa sola savurduğu çöpler de dikkatten kaçmıyor.

 

Burada en çok dikkatimi çekenlerin eleştiri olarak değerlendirilmesi gerekir. Birincisi; çöp toplamakla görevli belediyenin önündeki çöpler, ikincisi; eğitim ve öğretim kurumları, (Geleceğimiz olan eğitim kurumalarının çevre temizliği bilinci) üçüncüsü sağlık kuruluşlarının çevre temizliğine dikkat etmemeleri, dördüncüsü dini öğreti ve ibadet yerleri olan camiler ve müftülüğün çevresindeki çöp ve çevre kirliliği. Bu kurumların dördü de toplumda önemli bir yere sahiptirler. Tabi bu kuruluşlar inkar ederse resimlerle ispatlayabiliriz.

 

2008 yılı 5 Haziran Dünya Çevre gününde yine çöp topladım, toplumdaki çevre bilincini görmek ve bu kampanyaya gönüllü katılan biri olarak. Çöp toplarken huzurluydum.

 

Üzüldüm belki ama yine de geleceğe olan beklentim daha fazla oldu. Çünkü geçen yıldan daha fazla katılımla daha fazla çöpü daha fazla uzun bir süre topladık, daha fazla yol aldık. Gelecek yıl çocukların da, ailelerin de, kadınların da katılacağı daha uzun bir süreçte çöp toplayacağıma olan umudum var. Geçen yıla göre, bu yıl belediyenin daha organizeli olduğunu gördüm.

 

300 kişinin içinde kadın olarak sadece belediye meclis üyesi ve kent konseyi yönetim kurulu başkanı Hülya Yiğit vardı. Özel kuruluşlardan da Eylül Otomotiv Sahibi Şerif Adar yalnız vardı.

 

Yerel temizlik kampanyasına sivil toplum kuruluşları ve özel kuruluşların dışında kadın ve çocukların da katılması dileği ile…

 

Siz siz olun elinizde ve evinizde çöp varken ve bunları atarken veya attırırken iki defa düşünün.

 

Çevre konusunda halen zihin temizliğine ihtiyaç var, zihinler temizlenmeden çevre temizlenemez bence…

 

Çünkü temizlik medeniyetin aynasıdır. Çünkü temizlik savaşsız bir ortamdır, barıştır, huzurdur ve kardeşliktir.

 

Temiz bir Yüksekova için el ele…

Bu yazı toplam 29609 defa okunmuştur
ÇÖP
 // ali cenap AKTURAN
ÇEVERE DUYARLILĞI
Yanılmıyorsam 5-6yıl önceydiYüksekova'ya bir arkadaşımla seyahat amaçlı gelmiştik.Tüm Yüksekova çöplerinin Yüksekova tarafından gelen ırmağın kenarına döküldüğünü hayretle gördük.Duyarlı iki Kürt bireyi olarak hem çok üzüldük hem de çok sinirlendik.Yanılmıyorsam bir 23 Nisan günüydü "çocuk bayramı!!!!????"Otel lobisinden belediye başkanının ev telefonuna bir şekilde ulaştık ve yapılan katliamı kendilerine aktardık.Hemen o yıl aynı arkadaşla güneye geçtik.Erbil'den Süleymaniye'ye doğru giderken Zap'ın kanarına indik.Ve orada ne gördük biliyor musunuz??Yüksekova'ya ait bir alışveriş poşeti.Üzerinde bir marketin ismi yazılıydı...
Necip Bey,şu slogana mı sahip çıkıyoruz acaba."Evini temiz tut.Çöpleri komşunun bahçesine at"Şimdi merak ediyorum acaba Yüksekova Belediyemiz halen çöplerini ERBİL'E Mİ DÖKÜYOR!!!???Saygılarımla...
19 Haziran 2008 Perşembe 10:20
temizlik
 // servet kaya
temizli denilince akan sulsr durur ama bizim yüksekova suyu zaten durgun!gerçekten her yanından geçtiğimde içim kanağlıyor o güzelim dre yi nasıl oluyoda bu denli kirletebiliyoruz.yüksek ovanın geleceği için yapılması en önemli işlerden biri bence o derenin temizlenilip kanalizasyon ve fabrika atıklarının oraya akılmasının engellenmesidir.hele birde süt atıkları akıyor doğda kirletiliciği en fazla olan maddelerden biridir süt yapısında bulundurduğu karbonhidrat protein vitamin ve mineraller mikropların en sevdiği üreme alanlarındandır.sütün doğaya verdiği zararı düşünmek için bir bardak suya bir damla süt katın ve suyun nasıl değiştiğini görün nasıl bir tehlike olduğnun farkında olalım.gerçekten bir toplumun varolabilmesi için önce kendini ve toplumunun sağlığını ve geleceğini düşünmelidir.vesselam...
09 Haziran 2008 Pazartesi 19:03
BU SES DUYULMALI
 // NEVZAT KIZILBAN
Sevgili Necip her gün içinde yaşadığın bir çevreyi anlatıyorsun. İnsanlarımızın günlük yaşamlarını sürdürdüğü,gezdiği,çocuklarımızın eğlendiği alanlardan söz ediyorsun. Çöp ve kirlilik kentlerimizi teslim almış. Çevre olarak tarif ettiğimiz alanlar. dereler, çaylar ve nehirlerimiz çöp yığınları altındadır. Kentlerimizin imarı,içme suyu, Kanalizasyonu, Aile ve çocuk dinlenme alanları, kent cadde ve sokakları ve kaplama döşeme malzemeleri kentlere yakışacak şekilde değil düzensizdir veya hiç yoktur. Kirli savaşın yarattığı tahribatlar var fakat bu durum onunla izah edilemez. Bizler halkımızın yaşam alanlarını artık düzenli ve sistemli kılmalıyız. Hakkaride aileler günlük yorgunluklarını atmak için kaldırımı olmayan cadde kenarlarında yürüyüşe çıkmaktadır. Gelen geçen her araç üzerlerine bir katman toz-toprak savurmaktadır. tedbiren ağız ve burunlarını elle kapatıyorlar. Esnafımız günde on (10)kere işyerini tozdan temizlemek zorunda kalıyor. yuttuğu tozu nasıl temizliyor onu varın siz düşünün. Bütün mücadeleler insanımızın daha iyi, sağlıklı ve özgür yaşaması içindir. O halde bu kötü kentsel yaşam koşullarının düzelmesi için ciddi mücadele etmeliyiz. Yerel yönetimler yine halkımızın olmalı fakat profesyonel sosyal,siyasal,kültürel ve kentsel derinliği olan deneyimli kadrolarla devam etmeliyiz. Kent temizliği ilave maliyet gerektiren bir konu değil sadece bir düzene ve bir sisteme buna liderlik edecek bir kadroya ihtiyacımız vardır. İşin bu noktada bittiğini sananlar yanılıyor. Geri dönüşüm süreci tamamlanıncaya kadar devam ediyor. Buna isyanımı İZMİR'den Hakkari'ye taşıdım halkımıza çağdaş kent yaşam alanları ile ilgili yazılı sunum yaptım ardından 11 günlük iznimi kentimde kullandım kent yaşam alanları ile ilgili şimdiki durumu ve geleceği ile ilgili seri toplantılar yaptım.İki kişi çalışmamdan zahatsız oldu Hakkariye projeye gerek yoktur diyebildiler. Kendimizi güçlü ve doğru kılmamız için kral çıplak demeliyiz. Geçmişten günümüze devam eden makam sevdası artık BİLEN VE HİZMET SEVDASINA taşınmalıdır. Herkesin iyi ve yurtseverliğini kabul edersek bile kent çöp içinde nehirler kanalizasyon ve çöp dolu duruken insanımızın yaşam alanları kötü dururken doğru olan nedir???...
08 Haziran 2008 Pazar 00:03