İbrahim Genç

Kürtçe öğretmenleri açlık grevindeyken

30 Ağustos 2014 Cumartesi 12:21

Türkiyelilerin “20. Yüzyıl Türkiye’si”nden memnun olmadığı ve bir değişim istediği, AKP’nin  periyodik olarak sürekli büyümesinden anlaşılabilir. Halkın “geçmişten bıkkınlık” ve “gelecekte değişim” noktasında olduğunu iyi okuyan AKP, “değişim” ve “yenilik” sözcükleri üzerinden kesintisiz bir başarı sağladı. En son cumhurbaşkanlığı seçiminde de “değişim” ve “Yeni Türkiye” vurgusuyla Recep Tayyip Erdoğan birinci turda Cumhurbaşkanı seçildi. Bu sebeple de AKP Olağanüstü Kongresinde Cumhurbaşkanı Erdoğan için “devrimci” ifadesi de kullanıldı. Dolayısıyla bu yeni dönemde AKP Hükümetinden Türkiyelilerin beklentileri karşılanacak mı merak ediliyor. Bunların başında Alevilerin talepleri karşılanıp karşılanmayacağı, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünün sağlanıp sağlanmayacağı, ekonomik kaynakların emekçileri ve bölgesel gelişmişlik farkları gözetecek şekilde dağıtılıp dağıtılmayacağı vb. merak ediliyor. Kısacası “Yeni Türkiye”nin, yüz yıldır Kürtlerin dillerini inkar-imha ve asimilasyon yoluyla yok etmeye çalışan “Eski Türkiye” karşısında takınacağı tavır önemlidir.

Kamuda Kürtçe olmalı

“Eski Türkiye” başta Kürt halkı olmak üzere “ulus-devlet” saplantısıyla tüm halkları ve mezhepleri “tek”leştirme amacıyla inkar ve zulüm uyguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi dönemi olarak gördüğü “Yeni Türkiye” ise inkarı terk etse de adalet sınavını geçemedi. Halkların dillerinin yaşayabileceği bir program uygulamadı ve dilleri adeta değersizleştirerek bir oto-asimilasyonla baş başa bıraktı. Dolayısıyla Kürt halkı, her ne kadar örgütlü olup çeşitli kurumlara sahip olsa da bir dilin gelişip kök salması ve ihtiyaç duyulan bir dil olmasını sağlayacak kadar başarılı olamadı. Bugün de insanların kolayca Türkçe öğreniyor olması, Kürtçeye duyulan ihtiyacı azaltırken Kürtçe kamusal alana girmedikçe Kürtçenin sosyal alanının da azaldığını görüyoruz. Dolayısıyla anadilde eğitimin uygulanmasına kadar bazı geçiş formları özellikle bu konjonktürel süreçte bir zorunluluk arz ediyor.

Seçmeli Kürtçe neden önemli?

Bu anlamda her ne kadar yetersiz olsa da anadilde eğitim talebi için mücadele etmek şartıyla ortaokulların 5, 6, 7 ve 8. Sınıflarına konulan seçmeli Kürtçe dersi önemlidir. Eğer bu kazanımı doğru kullanabilirsek, Kürtçenin kamusal alanda hızla kök salabileceğini öngörebiliriz. Ki bunun için çeşitli üniversitelerde Kürtçe öğretmenleri de yetiştirildi. Tabii devlet, Kürtçenin ne şekilde olursa olsun yayılacağı korkusuyla verdiği sözlere rağmen Kürtçe öğretmenlerini mağdur ederken seçmeli Kürtçe dersinin okullarda sağlıklı çalışmasını da engelledi. Maalesef ki bu değirmene basiretsiz ve dar bir siyasi çerçeveden olaya yaklaşan bazı Kürt sivil toplum örgütleri ve siyasetçileri de su taşıdı. Akıl almaz bir şekilde Kürtçe öğretmenleri her kesim tarafından yalnız bırakıldı.

Kürtçenin yeni neferleri

Tüm bunlara rağmen Kürtçe öğretmenleri pes etmeden mücadele ettiler. Kürtçe öğretmenleri mücadele ederken hiçbir zaman dar bir çerçeveden olaya yaklaşmadılar. Her ne kadar bazı kesimler bu insanların tek derdinin atanma olduğunu zannettiyse de Kürtçe öğretmenleri pratikleriyle bunun böyle olmadığını gösterdiler. Çünkü Kürtçe öğretmenleri öncelikle anadillerinin itibarının devlet tarafından zedelenmesine  karşı çıktılar. Sonra da kendi dilleri üzerinden reklamını yapan siyasi çevreleri deşifre etme mücadelesi verdiler. Özellikle son bir ayda 04 Ağustos’ta Mardin’de, 14 Ağustos’ta Batman’da, 20 Ağustos’ta Muş’ta ve 27 Ağustos’ta Van’da yaptıkları eylemlerde yaptıkları basın açıklamalarında “anadilde eğitim, anadilin yasal güvenceye alınması, Kürtçenin resmi dil olması” gibi temel talepleri sıralayıp bunların gerçekleşmesine  gidecek yolu açabilecek bir uygulama olarak “Kürtçe öğretmenlerin atanması” talebini dile getirdiler.

Kürtçe öğretmenleri açlık grevinde

Her ne kadar Ankara’da AKP Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu bana “Bakan Avcı Kürtçe öğretmenlerinin atanacağı sözünü bana verdi” dediyse de daha önce verilen sözlerin boş çıkmasından dolayı Kürtçe öğretmenleri 20 Ağustos’tan beri Mardin’de Karayolları Parkı’nda dönüşümlü açlık grevini başlattılar. Kürtçe öğretmenlerinin açlık grevine her gün farklı siyasi çevrelerden, yazarlardan, kurumlardan ziyaretler oluyor. Ben de onlara destek olmak için onlarla bir günlük açlık grevine girdim. Herkesin ayrı bir hayat hikayesi var. Çoğu imkanları zorlayarak bu mücadeleyi veriyor. Kürtçe öğretmenleri, meselenin sadece atanma olmadığını ısrarla belirtip halkta bir dil bilinci uyandırmayı amaçladıklarını belirtiyorlar. Bu anlamda Kürt siyasetçilerinin, kurumların ve halkın onlara moral desteği vermesini istiyorlar. Ki ben oradayken Cemil amcanın elinde su ve buzla gelip destek olmaya çalışması çok anlamlıydı. Aslında özellikle Mardinlilerin her gün oraya onlarca kişiyle gitmesi çok anlamlı olurdu.

Kürtçe öğretmenleri atanıyor mu?

Kürtçe öğretmenleriyle açlık grevinde olduğum gün Mardin Eğitim Bir Sen’den bir grup gelerek Mardin genelinde Kürtçenin 7 bine yakın kişi tarafından seçildiğini ve Ankara’dan kendilerine Mardin için 3 Kürtçe öğretmeni kadrosu verildiğini söyledi. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı da Kürtçe öğretmenlerinin il milli eğitim müdürlüklerine atanacaklarını söyledi. Tabii geçen yıl bu dönemde de yine aynı şeyler söylendiği için Kürtçe öğretmenleri temkinli davranıyor ve eylemlerinin süreceğini belirtiyorlar. Devlet hiçbir zaman sorunları tamamıyla çözmeyi amaçlamadığı için Kürtçe öğretmenlerinin mağduriyetleri de devam edebilir.

Umarım Milli Eğitim Bakanlığı, Kürtçe öğretmenlerinin sayısını göz önünde bulundurarak ve geçen yıl da verdiği sözleri anımsayarak kalıcı bir çözüm bulur. Örneğin eğer Mardin için 3 kadro verildiği haberi doğruysa bu bir çözüm olamaz. Çünkü Mardin için 3 Kürtçe öğretmeni çok az. Her ilçeye de en az birkaç tanenin verilmesi gerekiyor. Kısacası Kürtçe öğretmenlerinin atanması için saçma sapan gerçekçi olmayan şartlar öne çıkarılmadan atanması gerekiyor. Kürt halkı da anadilleriyle ilgili talepleri sürekli dile getirip okullarda Kürtçeye sahip çıkmalı. Çünkü Kürtçesini kaybedenin siyasi kazancı hiçbir anlam ifade etmez.

Bu yazı toplam 6395 defa okunmuştur