Yeni CHP ve Kürtler

Ülkemizde seçim meydanları iyice ısınırken partiler “yeni” çıkışlarla seçmeni etkilemenin yarışında. Çünkü ülkemizin genel psikolojisi artık değişimin serinlik taşıyan heyecanını istiyor. AKP de halkta bu yönde bir umut yeşerterek bu psikolojiden oyları toplamayı başarmıştı. Fakat iktidarın-gücün sersemletici ve statükoya meyilli etkisi yüzünden AKP de zamanla statükonun kendisi olmaya başladı. Öyle ki daha önceleri insan hakları ve demokrasi konusunda neredeyse kendini tek adres olarak gösterirken bugün büyük ölçüde bu imajını yitirmeye başladığını görüyoruz.

Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP” tamlamasıyla bu seçimlere gitmesi ve her kesime hitap eden geniş bir seçim bildirgesi hazırlaması AKP’yi iyice rahatsız ediyor. Çünkü demokrasi ve insan hakları konuları başta olmak üzere birçok konuda kendini yegane aktör olarak gören AKP, CHP’nin “yenilikçi” çıkışlarıyla bu görüntüsünü kaybetmeye başladı. Öyle ki daha önceleri CHP, proje üretmek ve fikir sunmak yerine kuru bir muhalefet yaparken şimdi ise projeleri olan bir “Yeni CHP” görüyoruz. Tabi bu da CHP’yi sadece her şeye muhalefet eden bir parti konumundan çıkardığı gibi AKP’yi de savunmaya geçmeye zorluyor ve biraz da hırçınlaştırıyor. Çünkü AKP, tekellerini yitiriyor yavaş yavaş…

Tabi her şeye rağmen geniş bir kesim CHP’ye haklı olarak hala kuşkuyla bakıyor. Çünkü Cumhuriyet tarihimiz boyunca CHP’nin eseri olan uygulamalar ve sorunlar, Baykal dönemi CHP’sinin militarist ve statükocu sert tavrı ve Kılıçdaroğlu’nun referandum öncesi tutumu hala zihinlerde. Bütün bunlara rağmen  Kılıçdaroğlu’nın konuşmalarının satır aralarında özeleştiri niteliğinde ifadeler görebiliyoruz. Ki eski statükocu grubun tasfiye edilip CHP’nin başına bu yeni kadronun gelmesi başlı başına eski politikaların reddi anlamına da gelebilir. Çünkü “Yeni CHP”, bu seçim döneminde cesur ifadeler kullanabilmekte ve iddialı çıkışlar yapabilmekte.

CHP-AKP NÖBET DEĞİŞİMİ Mİ?

Bugün CHP, Kürt illerinde geniş katılımlı mitingler yapıyor. İster CHP’li olsun ister olmasın insanlar Kılıçdaroğlu’na sempati duyuyorlar. Aynı şekilde de Başbakan Erdoğan hızla imaj kaybediyor. Oysa Başbakan Erdoğan, Kürtler nezdinde en büyük umut olmuştu. Çünkü Kürt halkının sorunlarını dile getirmişti. “Kürt sorunu vardır ve benim sorunumdur” demişti Başbakan Erdoğan; ama şimdi Kürt sorununu yok sayma yoluna gitti ve güvenlik perspektifinden bölgeye bakmaya başladı. Kürtlerin Başbakan Erdoğan’a yönelik umutları tükenirken bugün Kılıçdaroğlu umut olmaya başladı. Kılıçdaroğlu ki seçim sürecine girmeden evvel Kürt sözcüğünü bile ağzına almaya çekiniyordu, Kürt sorununu aş-iş-ekmek sorunu olarak görüyordu. Neyse ki Kılıçdaroğlu da bugün “Kürt sorunu vardır ve ben çözeceğim” demeye başladı. Bunlar güzel şeyler, ama gelin görün ki sistem partileri hep birlikte aynı zaman diliminde bunu demiyor. AKP bunu derken CHP yok sayıyordu, şimdi de CHP “vardır” diyor AKP “yoktur” diyor.

“Yeni CHP”nin seçim bildirgesinde bol bol barışı vurgulayarak %10 seçim barajını kaldırılacağı, Yerel Yönetimler Özerklik şartlarının aynen kabul edileceği, ana dilde öğretim yapılacağı, faili meçhul cinayetleri araştıracak komisyonun kurulacağı, askerlik süresinin indirileceği, Dersim arşivlerinin açılacağı gibi önemli şeyleri belirtmesi dikkate değer. Bunun yanında Kılıçdaroğlu’nun seçim meydanlarında çocukların ve belediye başkanlarının tutuklanmasına yönelik eleştirileri de önemli. Fakat merak edilen şey Kürtlere yönelik bütün bu şirinlikler seçim havasından mı kaynaklanıyor?

Bana öyle geliyor ki “Yeni CHP” sadece AKP’den nöbeti devraldı. Çünkü Kürt coğrafyasında Kürtlere gösterilen süreçsel şirinlikler geçici oluyor. Kürt illerinde başka konuşup Batı illerinde başka konuşan liderlerin Kürt sorununu çözemeyecekleri artık tecrübe edilmiş durumda. AKP de daha önceki dönemlerde Kürt sorunu ve Kürtler için cesur konuşmalar yapıyordu. Ama Batı illerindeki milliyetçi kesime de oynamayı asla elden bırakmıyordu. Böylece Kürt sorununun çözümü için kamuoyunu hazırlamıyordu. Bilakis milliyetçiliğe oynayarak tarihsel bu sorunu daha anlaşılmaz kılıyordu. Ki bu yüzden de “açılım” dediği programsız çıkışı, ilk anda hazırlamadığı bu milliyetçi kamuoyuna çarpmıştı.

Bugün “Yeni CHP”nin tavrı da, bütün olumlu çıkışlarına rağmen, AKP’ye çok benziyor. Çünkü CHP her ne kadar Kürtlerin yüreğine hitap eden sözler söylese de Batı’daki seçmenini buna hazırlamıyor. CHP’nin elit Kemalist kesimin Kürt sorununun çözümüne hazır olduğuna dair en ufak bir işaret yok. Tabi “Yeni CHP”nin şimdiki söylediklerine ve seçim bildirgesine kendi tabanından bir karşı duruş da yok. Ki olamaz da! Çünkü onlar da bunun bir seçim stratejisi olabileceğini düşünüyorlar.

Her şeye rağmen Kılıçdaroğlu CHP’sinin Kürtlere ve Kürt sorununa yönelik tutumunu önemsemek lazım. Ama tarihten edinilen tecrübeler unutulmamalı ve bu son gelişmelerin sadece bir CHP ve AKP rol ya da nöbet değişimi olabileceği de asla akıldan çıkarılmamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum