1. YAZARLAR

  2. İskender Kahraman

  3. Kuşatılmış Kuşakların Şehri; Gever
İskender Kahraman

İskender Kahraman

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuşatılmış Kuşakların Şehri; Gever

A+A-

Çevresi dağlarla çevrili geniş ovası, binlerce yıl öncesine ait binlerce kaya resimleri, endemik bitkileri, florası, faunası, doğal kaynak suları ve dağlarıyla beraber doğa harikası bir yaşam ve yerleşim alanı olan Gever, değiştirilmiş ismi ile Yüksekova...

1547-8’de Osmanlıyı arkasına alan ve Hekarya’ın ilk kayımı sayılabilecek Zeynel Beg, Hekarya mıntıkasının miri olan amcasına (Seyyid Muhammed Bin Zahid) karşı darbe yapıp Hekarya yönetimini ele almış, akabinde ise Osmanlıya bağlığını ilan etmiştir.

Bilindiği üzere, 1876 –1888 yılları arasında Van dâhil olmak üzere çevre yerleşim birimleri Hekarya vilayetine bağlıydı. Başlıca merkezleri ise Amedi, Miks ve Başkala idi. 1936 yılına gelindiğinde Van’ın ilçesi olan ‘Çolemêrg’ Hakkâri ismi ile il yapılmış, Gever, Yüksekova ismi ile 1934’te ilçe yapılmış, 1936’da da Hakkâri iline bağlanmıştır.

Gever’in nüfusu, ilçe yapıldığından beri dışarıdan gelen göçlerle iki yüz bine yaklaşmıştır. Yaşam alanı olarak tarihi milattan öncesine dayanmasına rağmen hâlihazırdaki nüfusun tarihi yüz küsur yıl yaşındadır.

Asıl yerleşimcileri (Kürtler, Asuri/Nesturi/Suryani, Ermeni ve Yahudiler) göç et(tiril)tikten sonra çevre alanlardan (Irak, İran, Başkale, Hakkâri, Çukurca gibi yerlerden) gelen göçlerle oluşan bir nüfusa sahiptir.

Sosyo-kültürel olarak Hekarya kültüründen çok, İran’ın Ormiye bölgesi kültürü etkisinde... Yani, Hekarya kültüründen farklı ve karmaşık bir kültürel yapıya sahip...

Yerleşik aşiretler olan Ertuşi ve Pinyanişî aşiretlerinin yanı sıra, Dostki aşireti, Dirî ve Oremarî kabilelerinin yoğun bir nüfusu mevcuttur. Kırsal çevresi aşiretsel özelliklerini korur iken ilçe merkezi karma bir kültüre sahip...

Halk dünyadaki gelişmeler hususunda bilinçli ve duyarlı. Son yıllarda revaçta olan ‘Cafe’lerin yanı sıra kahvehaneler insanların oturup sosyal aktiveleri yapabilecek yegâne yerler.

Siyasi coğrafya olarak da stratejik bir bölgede bulunan Gever, üç devletin sınırında ve uluslararası ticarete uygun bir yer. Fakat bu bağlamda hemen her şey yasak. Bir bavulun getirilip götürülmesi bile...

Dağlarımız, meralarımız bizlere yasak

Gençlerin kendilerini geliştirebileceği alanlar olmadığı gibi, onların özdeşim kurabileceği figürler de yok. Kısa yoldan zengin olmak gençlerin en önemli amaçlarından biri... Çünkü öyle görmüşler.

Okuyan veya kariyer sahibi olan, akademik, sanatsal olarak yetişmiş bireyler ya batı şehirlerinde ya da yurtdışına çıkmış durumda. Gençlerin özdeşim kurabilecekleri figürler ya mafya babaları ya da zenginler...

Oysa muhteşem doğası ile Gever, doğa ve kış sporlarına, kültür, coğrafya turizmine uygun bir yer. Gezdiğim ve keşfettiğim kadarıyla onlarca krater, buzul, tektonik ve doğal göl/gölet mevcut. Bunların her biri başka bir güzellik barındırıyor. Fakat hemen her yer yasak.

İnsanlar savaş yorgunu ve toplumsal travma yaşanıyor!

Gever’in lüks arabalarından, evlerinden şimdi eser yok, özellikle ‘hendek’ felaketinden sonra diğer şehirlere göç eden varlıklı insanların çoğu geri dönmedi, servetlerini, yatırımlarını başka yerlere taşıdılar. İş imkânları yok, hiçbir fabrika yok, köy gençlerinin çoğu İstanbul’da tekstil sektöründe çalışıyor, arta kalan harçlıklarını ailelerine gönderiyorlar. Devlet işleri belli ailelerin elinde, işler, ihaleler bu ailelere, bürokratik çevreye yakın kişilere veriliyor.

Son bir ay içerisinde en az 6 kişi (Yaşları 18-25 arasında) intihar etti, üstelik 11 yaşındaki bir çocuk ebeveynlerinin son anda fark etmesi sayesinde ipten indirildi, şimdi bitkisel hayatta...

STK’lar halktan kopuk

STK’ların (sivil toplum örgütleri) çoğu devlet tarafından kurulmuş, açılmış veya çok sıkı gözetim altında tutuluyorlar. Diğerleri ise yine toplumdan uzak, kopuk... Öğrencilere burs verilmiyor, toplumun gerçek gündemi veya sorunlarıyla ilgilenilmiyor.

Yüksekova üç devletin sınırında olmasına rağmen herhangi bir kurs seminer verilmiyor, gençlere herhangi bir ‘dış ticaret’, ‘Farsça’, ‘Arapça’ dil kursu verilmiyor, gençler bu bağlamda yönlendirilip desteklenmiyor.

STK’lar böyle bir talep ile gittiğimde şaşırdılar. Uzaydan gelmişim gibi baktılar... Farsça ve İngilizce kursları açmak için Halk Eğitim’e başvurdum fakat müdür bana, ‘emniyetten güvenlik soruşturman olumsuz geldi, kurs açamazsın’ dedi. Oysa Anayasa Mahkemesi kararınca ‘Güvenlik Soruşturması’ kaldırılmış, ama ilçede işleyiş Anayasa falan dinlemiyor...

Çaresizlik dayatılıyor, öğretiliyor

Fabrika, atölye, gibi üretim alanları olmadığı gibi, bol kaynak sularına, mera ve otlaklara sahip olmasına rağmen burada tarım ve hayvancılık bit(iril)miş durumda. Yaylalar yasak, coğrafyanın neredeyse çoğu yasak, sınır ticareti yasak...

90'lı yıllarda ‘güvenlik’ gerekçesiyle yakılıp yıkılan, boşaltılan köylerdeki araziler, meralar, otlaklar hala kullanılamıyor, yasak. Köylere dönüş yerine devlet köylülere sınırlı miktarda para verip onları kolay paraya alıştırmaya devam ediyor. Devlete bağımlı nesiller yetiştirilmeye çalışılıyor, insanlar öğrenilmiş/öğretilmiş çaresizlik içine sürülüyor.

İran ve Irak ile uzun bir sınırı olan Gever, sınır ticaretinden yararlanamıyor, her şey yasak, ticaret bakanlığı önceki yıl Hakkari’yi ‘A’ kategorisine aldı fakat bunun hiçbir alt yapısı ve uygulaması yok, yani tribünlere oynanmış bir karar...

Çevre felaketi yaşanıyor

Çevresi/doğası tahrip edilip yok ediliyor. Endemik bitkileri dışarı kaçırılıyor. Doğal güzellikler taş ocaklarına, maden işletmelerine peşkeş ediliyor. Yaban keçileri vuruluyor.

‘Birinci derecede korunacak sit alanı’ ve dünyaca ünlü olan Sat Gölleri’nin etrafına rastgele yollar yapılmış, Hatta göllerin arası taş/toprak doldurup yol yapılmış. Kazınmış, her yere elektrik direkleri döşenmiş. Ayrıca, maden şirketlerine peşkeş edilmeye başlandı.

Ziyaretçiler, piknikçiler etrafı kirletiyor. Alan sporculara, dağcılara, doğa turizmine kapalı; fakat müdürlere, mülki amirlere, bürokrasiye yakın kişilere, yani kodamanlara açık...

Bir diğer örnek ise dünyanın önemli kuş cennetlerinden biri olan Herînk (Yürekli) köyündeki Kuş Cennetidir. Burası da ‘birinci derecede korunacak sit alanı’ fakat ne hikmetse buraya da taş ocağı izni verilmiş. Kuş cennetindeki mağaradan gelen su kaynağı Yüksekova ovasını besleyen sudur, o kurutulursa kuş cenneti de, ova da koruyacak. Zaten su kaynağının göletine ve önüne iş makineleriyle büyük taşlar doldurulmuş bile.

Çarpık kentleşme, kurum amirlerinin kayırmaları, keyfi imarlaşma, Vedaş’ın sistemli zulmü gibi şeyler ise sıradanlaşmış sorunlar.

Vesselam halk üzerindeki su kesilip cezalandırılıyor.

Bu yazı toplam 37213 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
11 Yorum