Hakkari, aşiretler ve ötesi

Demek ki, devrimi rayında tutmak, devrim yapmaktan daha zormuş. Demek ki, küçük iktidar alanlarında, güncel çıkarlar için köhnemiş yapılarla işbirliği ucuzluğuna girmek, sadece o köhnemiş yapıları güçlendirirmiş. Ve o işbirlikleriyle kurduğunuzu sandığınız iktidar, sizi o köhnemiş yapıların esiri olmaktan öteye taşımıyormuş.

Kürt Özgürlük Hareketi, Kürdistan’da sistemin bütün olarak reddiyle başlamış bir harekettir. Sistemin yüzlerce yıl içinde, iliklerine kadar nüfuz ettiği bütün yapılara, ağalık düzenine, şeyhlik düzenine, devletten beslenen sermaye ağalığı düzenine, sistemin iğdiş ettiği siyasi yapılara, kesin bir karşı duruşla vücut bulmuştur.

Ve milyonlarca insan, yeni bir yaşam inşası umuduyla, sistemle, sistemin emzirdiği, beslediği, var ettiği yapılarla ilişkisini keserek, canından, yurdundan, malından, sosyal statüsünden vazgeçerek, mevcut düzenin gönüllü ötekisi olarak, bu harekete hayat verdi.

Her sosyal katmandan insan, kimi köyünü, yaylasını korucu ağalarına terk ederek, kimi ekonomik gücünü, varlığını, sistemin işbirlikçilerine kaptırarak, kentlerin varoşlarında, işsiz, ekmeksiz, çöp toplayarak, sisteme karşı durdu. Feodal bağlarını reddederek, geleceğini, halkının geleceğine bağladı. Mezarsız ölülerine, genç ölülerinin mezarlarına ağladı. Zindan kapılarında, mahkeme salonlarında coplandı.

On binlerce ölü, on binlerce tutsak, yerinden yurdundan sürgün milyonlarca insan, yeni bir yaşamın inşasına gönül bağladı.

Sonra, birden bire, mitinglerde otobüslerden halka alkışlatılan aşiret ağalarını, Kürdistan konferanslarında onur konuğu yapılan korucu başlarını, belediye başkanı, meclis üyesi yapılan sistemin beslemelerini gördük. Yüzyıllarca, sistemin muhafazasına kol kanat germiş şêxlerin, melaların, en muteber kanaat önderleri olduğunu gördük.

İnşaatlarda karın tokluğuna çalıştırılan amelelerin, seyyar satıcıların, tarım işçilerinin esamesi okunmazken, devletin kadrolu bürokratlarının “emek hareketi” diye yüceltildiğini gördük.

Siyasi kariyer hesaplarının, feodal ilişkilere, mezhepsel bağlara, dini otoritelerin el vermelerine endekslendiğini gördük.

Üç gündür Hakkari’de olan, devrimin rayından sapmasının, gözümüze sokulmasıdır. Ve kesinlikle hayırlı bir durumdur.

Böylece, asıl korumamız gerekenin, belediye başkanlığı koltukları, sendika başkanlıkları, STK yöneticilikleri değil, bizatihi devrimin kendisi olduğunu, bizi var eden, yeni bir yaşam inşası olduğunu hatırlamış oluruz belki.

Dünya üzerinde, müşterisi olmayan hiçbir mal, hiçbir yapı, hiçbir fikir kıymete binmez. Aşiretin bu hareket içerisinde müşterisi olmasaydı, bu kadar kıymete binmezdi. Aynaya dönüp, kendimize bakalım. Kimdir, bu aşiretlerin alıcısı? Kimdir, ağalarla omuz omuza fotoğraf vermekten bu kadar keyif alanlar? 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
27 Yorum