Gülay Arslan

Gülay Arslan

Yollar değil, ihmaller öldürüyor

Yollar değil, ihmaller öldürüyor

Bazen bir insanın hayata bakışını değiştirmek için birkaç saniye yeter. Geçtiğimiz gün eve dönerken yaşadığımız olay da tam olarak böyleydi. Yol yapım çalışmalarının devam ettiği bir güzergâhta ilerliyorduk. Hava kararmış, görüş mesafesi yoğun toz nedeniyle neredeyse tamamen kaybolmuştu. Yolun kenarında taş yığınları vardı. Tam o sırada dönüş yapan bir tır, toz bulutunun içinden bir anda karşımıza çıktı.

Arkasında bir başka tır daha vardı. Eğer aracı kullanan amcam kontrollü hareket etmese ve son anda doğru manevrayı yapmasa, bugün belki de bu satırları yazıyor olmayacaktım.

O an şunu düşündüm: Biz şanslıydık. Peki ya şanslı olmayanlar?

Bölgemizde hemen her gün yeni bir trafik kazası haberi alıyoruz. Bir gün bir öğretmen, ertesi gün bir sağlık çalışanı, sonra bir anne, bir baba, bir çocuk… Kimi zaman aynı aileden birden fazla kişi hayatını kaybediyor. Her haberle birlikte bir evin ışığı sönüyor, bir sofrada bir sandalye eksik kalıyor, bir annenin yüreğine ateş düşüyor. Fakat ne yazık ki bu acılar artık sıradanlaşmaya başladı. Oysa hiçbir can kaybı sıradan değildir.

Özellikle Yeni Köprü ve çevresindeki güzergâhlarda yaşanan kazaların sıklığı artık üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir gerçektir. Aynı noktalarda benzer kazaların tekrar etmesi, bunun yalnızca kader ya da tesadüfle açıklanamayacağını gösteriyor. Bir yerde sürekli aynı sorun yaşanıyorsa, artık o sorunun nedenlerini cesaretle konuşmak gerekir.

Elbette trafik kazalarının tek sorumlusu yollar değildir. Trafik kurallarını hiçe sayan, hız sınırlarını aşan, hatalı sollama yapan, yorgun ya da dikkatsiz şekilde direksiyon başına geçen sürücüler de bu tablonun önemli bir parçasıdır. Birkaç dakika erken varma telaşı, bazen onlarca yıllık hayatları yarım bırakıyor. Trafikte yapılan küçük bir ihmal, telafisi olmayan sonuçlara dönüşebiliyor.

Ancak bütün sorumluluğu sürücülere yüklemek de eksik bir değerlendirme olur. Güvenli ulaşım yalnızca direksiyon başındaki insanın dikkatine bırakılamaz. Yol yapım çalışmalarının bulunduğu alanlarda yeterli uyarı levhaları var mı? Gece görüşünü kolaylaştıracak işaretlemeler yeterli mi? Yoğun toz oluşumunu azaltacak tedbirler etkin şekilde uygulanıyor mu? Ağır tonajlı araçların geçişleri güvenli bir trafik planlamasıyla mı yürütülüyor? Bu soruların her biri, doğrudan insan hayatını ilgilendiriyor.

Son yıllarda bölgemizde yol yapım ve iyileştirme çalışmaları yürütülüyor. Bu çalışmalar elbette önemlidir. Ancak yol yapımı kadar, yapım sürecindeki güvenliğin de aynı titizlikle planlanması gerekir. Çünkü tamamlanmamış bir yol, gerekli önlemler alınmadığında ciddi riskler oluşturabilir. Toz nedeniyle görüş mesafesinin düştüğü, yönlendirmelerin yetersiz kaldığı ve ağır tonajlı araçların aynı güzergâhı yoğun şekilde kullandığı alanlarda sürücüler her an beklenmedik bir tehlikeyle karşı karşıya kalabiliyor.

Bu konu daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine de taşındı. Bölgede yaşanan ölümlü ve yaralanmalı kazalar hakkında soru önergeleri verildi, çözüm çağrıları yapıldı. Ancak vatandaşın beklediği şey yalnızca konunun gündeme gelmesi değildir. Asıl beklenti, alınan kararların sahada hissedilmesi ve kazaların gözle görülür şekilde azalmasıdır. Eğer aynı noktalarda benzer kazalar yaşanmaya devam ediyorsa, mevcut uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Sık sık “Buranın coğrafyası zor.” deniliyor. Evet, coğrafyamız zorlu olabilir. Sert kış şartları, dağlık arazi ve uzun ulaşım güzergâhları ulaşımı güçleştirebilir. Ancak coğrafya, ihmallerin bahanesi olamaz. Dünyanın bir çok ülkesinde bundan çok daha zorlu arazi şartlarında güvenli ulaşım sağlanabiliyor. Önemli olan doğayı değiştirmek değil, şartlara uygun planlama yapmak, mühendislik çözümleri geliştirmek ve insan hayatını merkeze alan politikalar üretmektir.

Hiçbir vatandaş yaşadığı coğrafya nedeniyle daha büyük bir ölüm riskiyle karşı karşıya kalmamalıdır. Hiç kimse evden çıkarken canını şansa emanet ettiğini hissetmemelidir. Yolculuk, bir kumar değildir. İnsan hayatı, alınacak ya da alınmayacak birkaç tedbire bırakılacak kadar değersiz değildir.

Bugün artık yalnızca kazaların ardından üzülmek yerine, kazaları önleyecek adımları konuşmak zorundayız. Daha görünür uyarı levhaları, daha etkili denetimler, hız kurallarının tavizsiz uygulanması, yol yapım alanlarında güvenlik standartlarının yükseltilmesi ve ağır tonajlı araç trafiğinin daha doğru planlanması hayati öneme sahiptir. Çünkü trafik güvenliği, yalnızca ulaşım meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı meselesidir.

O gece biz evimize dönebildik. Ama aynı yollarda evine dönemeyen onlarca insan oldu. Onların geride bıraktığı acılar, bu meselenin ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu her gün yeniden hatırlatıyor.

Bir toplumun gelişmişliği, yalnızca yaptığı yollarla değil, o yollarda insan hayatını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Artık yeni kaza haberleriyle uyanmak istemiyoruz. Bir sonraki acının hangi eve düşeceğini beklemek istemiyoruz. Çünkü bu yollar kader değil; doğru planlama, etkin denetim ve zamanında alınacak tedbirlerle çok daha güvenli hâle getirilebilir. İnsan hayatının değeri de tam olarak bunu gerektirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Arslan Arşivi