Umudumu yorma
Hayata bir tutam renk katanın kavgası büyük olur.
Çünkü renk, griye alışmış bir dünyada isyandır. Gri; konforun, alışkanlığın, “bu kadar yeter” in, “sessiz kalırsan başın ağrımaz”ın rengidir. Bir tutam sarı, bir damla kırmızı, bir nefes yeşil… Bunlar o griye karşı açılan savaşın bayraklarıdır. Ve bayrağı açanın kavgası her zaman daha büyüktür. Çünkü o, sadece kendisi için değil, rengi unutan herkes için dövüşür.
Bizim ülkemizde renk, tehlikelidir. Renkli olan hemen “aşırı”, “uyumsuz”, “radikal” ilan edilir. Çünkü sistem gri sever. Gri yönetim, gri medya, gri eğitim, gri gelecek… Hepsi aynı tonu dayatır. Umudu yormamak, aslında o griye boyun eğmemektir. Umudu yormamak, “ben de bir tutam renk katacağım” demektir. Ve o cümleyi kuranın üzerine bütün gri ordu çullanır.
Bakın çevrenize: Hayata renk katanlar ya yorgun düşürülür ya da yalnız bırakılır. Çünkü renk bulaşıcıdır. Bir kişi gülümseyince, bir kişi direnince, bir kişi “hayır” deyince, gri panik olur. Gri panik, en önce umudu hedef alır. “Yorulma, boşuna uğraşma, zaten değişmez” diye fısıldar. O fısıltıya kulak asanlar, yavaş yavaş kendi renklerini de unutur.
Ama kavga büyüktür. Çünkü o kavga, sadece bir kişinin değil, bir toplumun ruhunu kurtarma kavgasıdır. Hayata renk katanlar, umudu yormayanlardır. Onlar, “yeter” demenin, “buraya kadar” demenin, “ben bu griyi kabul etmiyorum” demenin bedelini öderler. Ve o bedel ağırdır. Ama ödenmezse, herkes griye gömülür.
Umudumu yorma. Çünkü umut yorulursa renk biter. Renk bitince kavga da biter. Kavga bitince de sadece gri kalır. Ve gri, en büyük yenilgidir.
Bu yüzden renk katan herkes, umudunu yormadan dövüşmeye devam etmeli. Küçük bir gülümseme, inatçı bir direniş, inatçı bir “hayır”… Hepsi o büyük kavganın parçasıdır. Griye karşı verilen her tutam renk, aslında hayatın kendisine yapılan bir sadakattir.
Umudumu yorma.
Renk kat.
Kavga et.